Ceza Genel Kurulu

Ceza Genel Kurulu         2020/184 E.  ,  2020/406 K. "İçtihat Metni"Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 14. Ceza Dairesi Mahkemesi :Ağır Ceza Sayısı : 79-107 Sanık ... hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sırasında eyleminin beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu oluşturabileceği gerekçesiyle Torbalı (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesince 22.10.2009 tarih ve 886-1161 sayı ile verilen görevsizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesince 20.03.2013 tarih ve 153-103 sayı ile sanığın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103/1-b maddesi delaletiyle TCK’nın 103/2, 103/6, 43/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 15 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin resen temyize tabi hükmün, sanık müdafisi tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesince 13.01.2014 tarih ve 7436-18 sayı ile; "Dosya içeriğine göre, mağdurenin sanıkla mesajlaşmasını ablasının fark etmesi üzerine olayın adli makamlara intikal ettiği, yine mağdurenin soruşturma sırasında verdiği ifadesinde sanıkla yaşadığı ilk olaydan sonra da arabayla gezerken araç içerisinde sayısını hatırlamayacak kadar ilişkiye girdiğini beyan etmesi ile mağdurenin sanığın evindeki eşyaların ayrıntılarını bilmesi ve verdiği bilgilerin sanığın eşinin ifadesi ile uyumlu olması karşısında, olayda cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedenle cinsel ilişkinin gerçekleştiği hususunun şüphede kaldığı, bu hali ile sanığın eyleminin reşit olmayan ile cinsel ilişki suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesi ise 05.05.2014 tarih ve 79-107 sayı ile; "... Sanık tarafından sarhoş edilen katılan mağdurenin kıyafet değişikliği bahanesiyle evine götürülmesi, burada aldığı alkolün de etkisi ile kendinden geçmesi ve sanığa cinsel ilişkiye girmesi sırasında rıza verdiğine dair hiçbir anlatımının bulunmaması, sanığın aralarında sarhoş ve baygın iken hiçbir şey geçmediğini ileri sürmüş olması, hatta hiçbir zaman aralarında cinsel ilişki gerçekleşmediği yönündeki savunması karşısında, katılan mağdurenin sanık ile rızaya dayalı olarak cinsel ilişkiye girdiğinin kabulünün mümkün görülmediği, zira sanığın katılan mağdureyle bir çok kere cinsel ilişkiye rıza ile girdiğine dair ortada bir savunmasının da olmadığı, bu nedenle sanık savunmalarının samimi olmayıp gerçeği yansıtmadığı, mağdurenin ruh sağlığının açıkça bozulduğunun dosyadaki bilirkişi raporu ile sabit olduğu ve sanığın kaydettiği cinsel ilişki görüntüsünü başkalarına gösterme tehdidi ile birden çok kez mağdure ile ilişkiye girdiği, bu tehdit süreci devam ettiği için şikayetçi olamadığı, benzer vakalarda bir çok cinsel istismar mağduru çocuğun ilk saldırı sonrasında yetkili makamlara müracaat edemedikleri ve ebeveynlerine de söylemekte zorlandıkları, her çocuktan cinsel istismar sonrası doğru davranışı yapmasının beklenemeyeceği, bu tür suç mağduru çocukların olay sonrası psikologlarca yapılan ilk tespitinin her zaman kendilerini suçlama psikolojisi ile hareket etmeleri sebebiyle önce kendilerini suçlamalarının adli vakıalardan bilinen bir gerçek olduğu, Mağdurenin olay sırasında sadece 15 yaşında olduğu düşünüldüğünde ve ayrıca İstanbul Adli Tıp Kurumunun raporunda sanığın kendisinin olay tarihinde içki içirmek sureti ile yarı baygın ve eyleme karşı koyamayacak hale getirdikten sonra organ sokmak sureti ile nitelikli cinsel istismarda bulunduğu ve devamında da elindeki cinsel ilişki görüntülerini yaymakla tehdit ederek tecavüzlerine devam ettiği yönünde ki beyanlarına itibar edilmemesine neden olacak tıbbi bir engelin bulunmadığı, mağdurenin sanığın evinin eşyaları hatırlamasının olay yerine ve zamanını doğrulaması bakımından mağdurenin lehine de yorumlanabileceği, sanığın savunmasında evine mağdurenin hiç gelmediğini belirttiği dikkate alındığında mağdurenin beyanlarına itibar edilmesi gerektiği" şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu resen temyize tabi bu hükmün sanık müdafisi tarafından da temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.01.2017 tarihli ve 250066 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesiyle dosya, kararına direnilen Daireye gönderilmiş, inceleme yapan Yargıtay 14. Ceza Dairesince 13.06.2017 tarih ve 623-3280 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 02.04.2019 tarih ve 929-288 sayı ile 20.03.2013 ve 05.05.2014 tarihli gerekçeli kararların Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına tebliğinin sağlanması için Yerel Mahkemeye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmiş ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.09.2019 tarihli ve 89665 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesiyle ve Yargıtay 14. Ceza Dairesince 04.03.2020 tarih ve 7014-1750 sayı ile 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesine göre Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağından temyiz istemi reddedilmiş ve dosya, Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmiştir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap