3. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki tespit ve alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; davalı ile imzalamış oldukları 31/03/2007 tarihli Kar Ortaklığı Protokolü ve Centilmenlik Anlaşmasına istinaden ... mevkiinde bulunan ... Otelin işletme hakkının davalıya bırakıldığını, bahse konu anlaşmanın 4/3 maddesine göre; işletme ve işletmeden kaynaklanan üçüncü kişilere karşı sorumluluğun davalıya ait olduğunu, yine anlaşmanın 4/7 maddesi ile de otel işletmesi ile ilgili bilumum işletme dönemine ait harcamaların işletme tarafından karşılanacağının kararlaştırıldığını, anlaşmanın bu amir hükümlerine rağmen davalının otel işletmesi ile ilgili belirlenen koşulların hiç birisini yerine getirmediğini, bu nedenle kendisinin otelin işletmesinden kar alamadığı gibi işletmeye, dolayısıyla davalıya 65.000,00 TL, üçüncü şahıslara 12.251,53 TL, resmi kurum ve kuruluşlara ise 12.358,79 TL ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000 TL'nin en yüksek reeskont faizi ile birlikte 08/10/2007 tarihinden itibaren tahsilini talep etmiş, 05/03/2013 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 83.102,81 TL'ye yükseltmiştir. Davalı, 31/03/2007 tarihli sözleşmenin davacının işletmeyi kendisine devretmemesi nedeniyle askıda kaldığını, zira işletmenin tam anlamıyla yönetilebilmesi için özellikle muhasebe ve kazanç üzerinde tam bir kontrolün bulunmasının gerektiğini, oysa davacının işletmede kendisinden emir alan muhasebecilerini çalıştırması nedeniyle kendisinin işletmenin durumu hakkında bilgi almasına ve gerekli talimatları vermesine engel olduğunu, ayrıca işletmenin gelirinin % 90’ının kredi kartları ile yapılan ödemelere dayandığını ve bu ödemelerin davacıya ait üç ayrı banka hesabında toplandığını, kendisinin bu hesaplara giren parayı kullanma yetkisinin bulunmadığını, yine davacının sözleşmeye aykırı olarak alınan demirbaşların bedelini işletmeye ödetmesine rağmen bunları işletme kasasına iade etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davacı cevaba cevap dilekçesinde, davalı tarafça bildirilen banka hesaplarından yararlanma yetkisinin şifre ve kart teslim edilmek suretiyle davalı tarafa verildiğini ileri sürmüştür. Mahkemece; sözleşme hükümleri ve içeriği konusunda taraflar arasında bir çekişme bulunmadığı, bilirkişi raporu, tanık beyanları ve dosya kapsamı dikkate alındığında davalı tarafça otelin işletilmesi aşamasında davacının işletme yönetimine müdahale ettiği ve sözleşme hükümlerine aykırı davrandığına dair davalının davacıya herhangi bir ihtar keşide etmediği, bu yönde itirazda bulunduğuna dair bir belge de ibraz edilmediği, davalının savunmasında iddia ettiği hususlar gerçek olsa dahi, mevcut fiili duruma rıza göstermiş olduğunun kabulünün gerekeceği, zira tam yetki ile devralınan işletmenin % 90 gelirinin devredenin tasarrufuna bırakılmasının gerek uyuşmazlığa konu olay gerekse de hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu nedenle davalının savunmalarına itibar edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne, 83.102,81 TL maddi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair verilen kararın davalı tarafından temyizi üzerine Dairece verilen 15/11/2013 tarih, 2013/13538 E.,2013/15236 K. sayılı ilamla; davacının iş bu davada davalının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle işletme için yapmış bulunduğu ödemelerin tahsilini istemiş olmasına karşın davalının işletmenin gelirinin önemli bir bölümünün davacıya ait banka hesaplarında toplandığı ve bu hesapları kontrol yetkisinin kendisinde bulunmadığı şeklinde savunmada bulunmuş, hal böyle olunca davacının, adi ortaklığa konu otelin işletme gelirinin bir bölümünün toplandığı banka hesaplarını kullanma yetkisinin davalı tarafa devredildiği hususunu ispat ile yükümlü olup, mahkemece, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafa iddiasını ispat için varolan delillerini sunmak üzere süre verilmesi, akabinde davacının bu hususta sunacağı delillerin toplanan diğer deliller ile birlikte değerlendirilip gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; davacının, adi ortaklığa konu otelin işletme gelirinin bir bölümünün toplandığı banka hesaplarını kullanma yetkisini davalıya devrettiğine ilişkin iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacının temyizi üzerine Dairece verilen 7/11/2017 tarih ve 2017/1164 E. 2017/16492 K. sayılı kararla; her ne kadar bozmaya uyulmuş ise de, dosyada mevcut diğer deliller göz önüne alınmaksızın, yalnızca bankadan gelen yazı cevaplarına göre davacının banka hesaplarını kullanma yetkisini davalıya devrettiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, oysa bozma ilamında belirtilen hususun, davacının kendisine ait ve işletme gelirinin bir bölümünün toplandığı bu banka hesabının kontrol yetkisini davalıya devretmemiş olması halinde, davanın doğrudan reddi gerektiğinin değil, banka hesabındaki bu paranın ve bu parayı kullanma yetkisinin kime ait olduğu hususunun tespit edilerek, bunun diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi, şayet davacının bir alacağı mevcut ise banka hesabındaki bu paranın davacının mevcut alacağından düşülebileceği hususu gözetilerek, davacı alacağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi için gerekirse yeniden rapor alınması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi olduğu gerekçesiyle bozulmuştur. Bozmaya uyan mahkemece; yeniden alınan bilirkişi raporu doğrultunda; davaya konu işletmenin ödeme bilgi ve belgelerinde davalı ...'e ait bilgi ve belgeye rastlamadığı, taraflar arasında imzalanan bir ortaklık sözleşmesi bulunmasına rağmen işletmenin fiilen davalı tarafından idare edilmeyip taraflar arasında adi ortaklığın söz konusu olmadığı, resmi ve mali kayıtlarda ortaklığın tespit edilemediği, adi ortaklığa ait vergi mükellefiyetinin bulunmadığı, sunulan tüm diğer belgelerden işletmenin tüm mali ve hatta idari işlemlerinin, banka hareketlerinin ve nakit akışının davacı tarafından ifa edildiği, tüm gelir ve giderlerin davacının kontrolünde yapıldığı, davalının işletmeye idari ve mali açıdan katkısı ve müdahalesine yönelik bir iz tespit edilemediği, bu nedenlerle davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın