Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ; Müvekkilinin ‘...’ markasını iyi niyetle ve art niyet gözetmeden Türk Patent Enstitüsüne müracaat ederek 2012 senesi itibari ile 10 yıl süre tescil ettirdiğini, markanın askı süresi içerisinde davacının herhangi bir itirazı olmadığını, yaklaşık sekiz seneden beri müvekkilinin markayı aktif olarak kullanılmakta olduğunu, davacı tarafın markanın dünyaca tanınan bir marka olması iddiasının afaki olduğunu, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının markasını Türkiye'de bir fiil kullandığına ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunamadığını belirterek davanın ve 3.kişilere devrin önlenmesine ilişkin konulan ihtiyati tedbir kararına itiraz ederek kaldırılmasını talep etmiştir. TESPİT, DELİL DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Tüm dosya kapsamına göre; Mahkememizin .... E. sayılı dosyası ile mahkememizin 2020/47 esas sayılı dosyasının dava konusunun aynı olduğu, aynı hukuki ilişkiye dayalı olduğu, hal böyle iken bir dosyada verilecek kararın diğerini etkileyecek nitelikte olması nedeni ile davalar arasında bağlantı bulunduğu, dolayısı ile yargılamanın sağlıklı yürütülebilmesi ve çelişkili karar çıkmasının önlenmesi amacıyla usul ekonomisi de dikkate alınarak, her iki dosyanın HMK'nun 166 maddesi hükmü gereğince mahkememizce birleştirilmesine, yargılamaya mahkememizin ... esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.