12. Hukuk Dairesi
Davalı banka vekili ve feri müdahil TMSF vekili davanın zaman aşımına uğradığını hak düşürücü sürenin geçtiğini, kendilerine husumetin düşmediğini, davacının talebinden davalıların sorumlu olmadığı, gerekçeleriyle davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI VE SÜREÇ: Mahkemece davacıların vade sonu itibariyle yatırdıkları paranın ulaştığı 87,327,66-TL alacağın o tarihten itibaren (27/12/1999) avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davalı banka ve feri müdahil TMSF vekili, kendilerine devredilen banka alacaklarından dolayı kendilerinin sorumlu olmadığını, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, faize faiz işletildiğini, husumet itirazlarının nazara alınmadığını, kendilerinin offshore hesabına yatırılan paradan sorumlu olmadıklarını, davacıların müterafık kusurunun ve faizin yanlış değerlendirildiğini, davacının serbest iradesiyle kıyı bankacılığını tercih ettiğini, bilgisi dışında işlem yapılması ve iradesinin yanıltılmasının söz konusu olmadığını,aciz durumunun söz konusu olmadığını, bankanın vekalet görevini yerine getirdiğini,öne sürerek kararın kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir.Dairemizden verilen 2017/327 esas 2017/308 karar sayılı ve 22.06.2017 tarihli ilamın davalı vekili ve feri müdahil TMSF vekilince istinaf edilmesi üzerine Yargıtay 11.HD.nin 2017/4602 esas ,2019/3492 karar sayılı ve 07/05/2019 tarihli ilamı ile bozulmasına karar verilmiş ve Dairemizin 2019/1339 esasına kaydı yapılmış ,davacıların işlemiş avans faiziyle birlikte 86.375,34-TL talep edebileceklerinden 80.000-TL asıl alacağa taleple bağlı kalınarak 27.12.1999 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmesine; TMSF vekili faiz tahakkukuna rastlanmadığını, anaparadan düşülmesi gerektiğini ileri sürmekte ise de, sunulan hesap ekstresi ve hesap kartonunda vadeli para yatırıldığı ve vade sonunda paranın ulaştığı miktarın belli olduğu, 6.600-TL'nin vade sonunda ödendiği alınan bilirkişi raporunda da yazılı olduğu, işlemiş faizi çeken davacıların mevduatına ilişkin ana paranın aynen durduğu sabit olduğu gerekçesiyle hükmün kaldırılarak davacıların davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu kararın davalı ve feri müdahil TSMF vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. H.D.’nin 05/10/2020 tarihli 2019/5196 Esas-2020/3793 Karar sayılı ilamı ile; Bölge adliye mahkemesince bozma ilamına uyulmasına kararı verilmesine rağmen bozma ilamı yanlış yorumlanarak davacıların yatırdığı 80.000-TL’ye paranın yatırıldığı 14.10.1999 tarihinden 27.12.1999 tarihine kadar avans faizi işletilmesi gerektiğinden bahisle 12.975,34 -TL işlemiş faiz alacağı hesaplanması, bu faizden de davacılara ödenen 6.600- TL ödeme düşülerek davacıların 6.375,34- TL işlemiş faiz alacağı kaldığı hesaplanarak 86.375,34- TL alacağın 80.000-TL'sine 27.12.1999 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek davalı bankadan tahsiliyle davacılara ödenmesine karar verilmesinin doğru görülmediği, bu itibarla bölge adliye mahkemesince, 80.000- TL mevduattan davacılara ödenmiş olan 6.600- TL'nin mahsubu ile kalan tutar olan 73.400- TL’nin 27.12.1999 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verildiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.Dairemizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmuştur. Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamı gereği; davalı banka ve feri müdahil TMSF vekilinin istinaf başvurusun kabulüne hükmün HMK 353(1)b-2 gereği kaldırılmasına ,yeniden hüküm verilerek davacıların bakiye mevduatı 73.400-TL nin 27.12.1999 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalı bankadan tahsiline ,fazla istemin reddine davanın karar verilmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın