14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2019/155
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2017/176 Esas - 2018/813 Karar
TARİHİ: 01/10/2018
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, duruşmalı yapılan inceleme sonucunda dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Koçman Caddesi- Bağcılar Şubesi ile dava dışı kredi lehtarı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, davalı kefilin müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığını, dava dışı kredi lehtarına muhtelif krediler kullandırıldığını, kredinin sözleşme hükümlerine aykırı kullanılması nedeniyle Bakırköy .... Noterliğinin 18/02/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilmesine rağmen borcun ödenmediğini, akabinde alacağın tahsili için İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı kefilin icra takibine ve ferilerine itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, 100.026,67 TL alacak yönünden itirazın iptaline ve takibin devamına, %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili savunmasında özetle; müvekkilinin dava dışı ... firmasına kefil olduğunun doğru olmadığını, müvekkilinin Bakırköy .... Noterliğinin 14/06/2010 tarih ve ... sayılı ortaklar kurulu kararı ile şirketteki %1 hissesini diğer ortağa devrettiğini ve ortaklıktan ayrıldığını, öncelikle sözleşme aslının sunulması gerektiğini, müvekkilinin hesabın açılması sırasında GKS olduğunu bilmeden imzaladığını, sözleşmenin 2. sayfasının sunulduğunu ve tanzim tarihinin belli olmadığını, kredi limitinin boş bırakıldığını ve imzadan sonra doldurulduğunu, ayrıca çekilen kredinin hangi hesap üzerinden ve ne zaman çekildiğinin tespiti gerektiğini, müvekkili şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra yeni GKS imzalanıp kredilerin bu sözleşme kapsamında kullandırılmış olması nedeniyle müvekkilinin borçtan sorumlu olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce toplanan delillere, iddia ve savunmaya göre davacının, davalı borçludan alacaklı olup olmadığı hususunda bilirkişiden rapor alınmış, bilirkişi 12/04/2018 tarihli raporunda; davacı banka ile dava dışı kredi lehtarı/borçlusu ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. Arasında Genel kredi Sözleşmesi akdedildiğini, davalı kefilinde işbu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduklarını, kullandırılan kredilere ait delil mahiyetindeki bilgi ve belgeler dosyada mevcut olduğundan, davacı bankanın davalı/kefil hakkında takip ve dava hakkının bulunduğu kanaatine vardığını, ancak, davalı/kefilin kefalet imzası blunan sözleşme 15/09/2009 tarihinde imzalandığını, davalı/kefilin kefalet imzası bulunan sözleşmeden sonra 2 adet limit artırımı sözleşmesi daha imzalandığını, bu sözleşmelerde davalı / kefilin kefalet imzası bulunmadığını, en son sözleşme 14/04/2011 tarihinde imzalandığını, takip ve dava konusu kredili mevduat hesabı 15/07/2011 tarihinde ve borçlu cari hesap kredileri ise 31/12/2014 tarihinde kullandırıldığını, bahse konu kredilerin tamamı yeni limit artırımı sözleşmesi kapsamında kullandırılmış olduğunun anlaşıldığını, Yargıtay'ın bu yöndeki kökleşmiş içtihatları nazara alındığında, davalı/kefilin borçtan sorumlu tutulup tutulamayacağının Sayın Mahkemenin takdirleri dahilinde kaldığını, Kefalet Limiti ve Davalı/kefilin Sorumluluğu: davalı kefilin, sözleşmede gösterilen kefalet limitinin 90.000,00-TL olduğunu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan asıl borç toplamının 92.227,19-TL olduğunu, dolayısıyla hesaplanan asıl borcun kefalet limitinden daha yüksek seviyede olması nedeniyle davalı kefilin kefalet limitiyle sınırlı olarak borçtan müştereken ve müteselsilen sorumlu sayılabileceklerinin düşünüldüğünü, Davacı bankanın Takip Tarihi İtibariyle Alacağı: a)Kredili Mevduat Hesabı Yönünden: asıl alacak tutarı 20.563,90-TL, işlemiş faiz 664,59-TL, %5 gider vergisi (BSMV) 33,23-TL), toplam alacak 21.261,72-TL olduğunu, sayın Mahkemece raporun benimsenmesi halinde, fazlaya ilişkin 432,26-TL (21.693,98-21.261,72=) reddi durumunda, takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarı 20.563,90-TL tamamen ödeninceye yıllık %30,24 oranında temerrüt faizi ve bu faizin %5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte istenilebileceğini, b)Borçlu cari hesap kredisi yönünden: asıl alacak tutarı 50.883,92-TL, işlemiş faiz 1.831,78-TL, %5 gider vergisi (BSMV) 91,58-TL, masraf 0,00-TL, toplam alacak 52.807,28-TL olduğunu, Sayın Mahkemece raporun benimsenmesi halinde, fazlaya ilişkin 2.285,44-TL (55.092,72-52.807,28=) reddi durumunda, takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarı 5.883,92-TL tamamen ödeninceye yıllık %54 oranında temerrüt faizi ve bu faizin %5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte istenilebileceğini, c)Borçlu cari hesap kredisi yönünden: asıl alacak tutarı 18.552,18-TL, işlemiş faiz 667,87-TL, %5 gider vergisi (BSMV) 33,39-TL, toplam alacak 19.253,44-TL olduğunu, sayın Mahkemece raporun benimsenmesi halinde, fazlaya ilişkin 3.191,46-TL (22.444,90-19.253,44=) reddi durumunda, takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarı 18.552,18-TL tamamen ödeninceye yıllık %54 oranında temerrüt faizi ve bu faizin %5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte istenilebileceğini, takip tarihinden sonra yapılan 50.040,38-TL'lik kısmi ödeme miktarı dosyanın kesin infazı sırasında nazara alınması gerektiğini tespit ve rapor etmiştir.Tarafların itirazları neticesinde dosya önceki bilirkişiye verilerek ek rapor alınmış, bilirkişi 30/08/2018 tarihli ek raporunda; kök raporda takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere terditli hesaplama ve değerlendirme yapıldığını, takip ve dava konusu tüm krediler davalı/kefilin kefalet imzası bulunmayan 2 adet limit artırım sözleşmesi dahilinde kullandırıldığını, limit artırım sözleşmeleri yeni bir sözleşme olarak değerlendirilmesi durumunda, davalı/kefilin borçtan sorumlu tutulamayabileceğinin düşünülebileceğini, ancak, sayın Mahkeme her halükarda aksi yönde hüküm tesis etmekle serbest olduğu için ayrıca kredi türleri itibariyle kök raporda terditli hesaplamalarda yapıldığını, yukarıda belirtilen nedenlerle kök rapordaki görüş ve kanaatini değiştirebilecek yeni bir somut delil sunulmadığı için kök rapordaki görüş ve kanaatine aynen bağlı bulunduğunu tespit ve rapor etmiştir.Takip ve dava konusu tüm talebin davalı kefilin kefalet imzası bulunmayan 2 adet limit artırım sözleşmesi dahilinde kullanıldığı, limit arttırım sözleşmesinde kefilin / davalının imzasının sözleşmelerde bulunmadığı dikkate alındığında davalının kullandırılan kredilerden dolayı kefalet sorumluluğundan söz edilemeyeceğinden ayrıca denetlemeye ve hükme dayanak etmeye elverişli bilirkişi raporuna göre davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Davalı ...'in dava dilekçesinde belirtilen şekilde kredilerin müşterek borçlu ve müteselsil kefili sıfatı ile borçlu durumda olduğunu, davalı - borçlunun süresinde ödemelerini gerçekleştirmediğinden kendisine kredi hesabı kat edilip buna ilişkin Bakırköy .... Noterliği 18.02.2015 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, ancak borçlunun ödemeyi gerçekleştirmemesi üzerine İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile aleyhine icra takibi yapıldığını, iş bu takibe davalı- borçlu tarafından itiraz edilmiş olup vaki itirazın iptali talebiyle İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/176 E. sayılı dosyası ikame edildiğini, Mahkeme tarafından dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna istinaden, davalının imzasının sözleşmelerde bulunmadığı dikkate alındığında davalıya kullandırılan kredilerden dolayı kefalet sorumluluğundan söz edilemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verildiğini,Öncelikle söz konusu kredilerin, imzalanan genel kredi sözleşmesi gereğince kullanılmış olup işbu sözleşmeden sonra akdedilen limit artırımı sözleşmeleri asıl sözleşmenin eki niteliğinde olup yeni bir borç ilişkisi olarak kabul edilemeyeceğini, bu nedenle esas mahkemenin yeni limit artırımı sözleşmesi kapsamında kullanılan kredilerden kefilin sorumluluğunun olmayacağına ilişkin görüşlere katılmadıklarını, nitekim bu konuda Yargıtay 19.HD’nin 2000/6924 E.-2001/665 K. , 2004/11381 E.-2005/7892 K.,2002/6003 E.-2003/2446 K. sayılı ilamlarında da açıkça belirtildiği üzere "Kredi sözleşmesinin sonradan doldurulduğu iddialarının” yazılı olarak ispatı gerektiğini, İşbu kararlar gereğince limit artırımı sözleşmesinin asıl sözleşmenin eki niteliğinde olduğundan ve yeni bir sözleşme olmadığından davalının kefalet sorumluluğunun devam ettiğini, bu nedenle ilk derece mahkemesinin kefalet sorumluluğu devam ettiğinden bahisle hesaplanan alacaklar doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar vermesinin yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu belirterek,Yukarıda açıklanan nedenlerle ve HMK m. 355 hükmü gereğince mahkemece resen gözetilecek nedenlerle, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve yargılamanın savunmaları doğrultusunda tekrar yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini istimiştir.