Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap
Karar Etiketleri
25.02.2021 KALDIRILMASINA ISTINAFHUKUK HUKUK Ceza Hukuku - Adam Öldürme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 2918 sayılı KTK ile hiçbir ilgisinin olmadığını, söz konusu olayın, müvekkiline ait aracın, işletilme kavramından bağımsız ve silah olarak kullanılması nedeniyle, kasıtlı bir eylem vasfını taşıdığını ve bu olay ile müvekkili şirket arasında illiyet bağının bulunmadığını, malik sıfatı ile müvekkilinin hiçbir sorumluluğunun olmadığını, buna ilişkin olarak birçok Yargıtay kararının da haklılıklarını açıkça ortaya koyduğunu, kazanın meydana gelmesinde maktulün kusurunun bulunduğunu, eksik ve yanlı değerlendirmeler içeren kusur raporunun kabul edilemeyeceğini, davacı ... ile diğer davacı ...’nın babası olan ...nın Kocaeli 2. Aile Mahkemesinin 2012/827 Esas-2013/13 Karar sayılı kararı ile boşandıklarını ve kararın 13/02/2013 tarihinde kesinleştiğini, bu boşanma ilamında ... için 300,00 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, davacı ... ile maktül ...’ın, 25/07/2014 tarihinde evlendiklerini ve Körfez Aile Mahkemesinin 19/01/2016 tarih ve 2015/265 Esas-2015/275 Karar sayılı kararı ile boşandıklarını, bu boşanma neticesinde tarafların birbirlerinden herhangi bir alacak ya da nafaka talebinin olmadığını, davacı ... ile maktül ... arasında imam nikahı gibi bir durum olmadığı gibi, hiçbir şekilde fiili birlikteliğinin de söz konusu olmadığını, boşanmadan sonra tarafların fiili olarak birlikteliklerine devam ettikleri iddiasının, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenle davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı ... ile müteveffanın gerçekten fiili olarak yaşayıp yaşamadıklarının Mahkemece araştırılması ve bu hususun davacı tarafça somut belgelerle kanıtlanması gerekirken, dosyada eksik ve hatalı inceleme yapılarak destek ilişkisinin varlığından bahisle hüküm kurulduğunu, desteklik koşullarının davacılar açısından somut olayda gerçekleşmediğini, davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirtmiştir. Davalı ... vasisi istinaf başvuru dilekçesinde özetle; olayın meydana gelmesinde tüm kusurun ...'da olduğuna dair kesin kanaat getirmenin olanaklı olmadığını, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesindeki ceza dosyasının sonucu beklenilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, oğlu ...’nın kullandığı araca, ilk başta karşı tarafın kullandığı aracın çarptığını, daha sonra yolda aynı araç ile tekrar karşılaştıklarını, karşı tarafın kullandığı aracın ikinci kez oğlunun kullandığı araca çarptığını, sonrasında araçların birbirine takılarak ilerlediğini ve tekrar ayrıldıklarını ve akabinde de karşı tarafın kullandığı aracın kaldırıma çarparak yan yattığını, oğlu ... ile kendisinin hemen araçtan inerek ambulans çağırdıklarını ve devrilen aracın kapısını açarak müdahalede bulunduklarını, oğlunun karşı tarafa kasten çarpmadığını, davacı ...’ın müteveffanın boşandığı eşi olduğunu, destekten yoksun olduğu düşünülerek destekten yoksun kalma ve manevi tazminat verilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirtmiştir. HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava ve uyuşmazlık, TBK'nın 53/3. ve 56/2. maddeleri kapsamında kasten öldürme eyleminden kaynaklanan destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.Dosya kapsamından, 26/06/2017 tarihinde, davacıların içerisinde yolcu olarak bulunduğu ve davacıların desteği ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davalı ... Sigorta Kooperatifi'nin ZMS sigortacısı ve davalı ... Ltd. Şti.'nin işleteni ve davalı ...'nın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın geçiş üstünlüğü nedeniyle, her iki sürücü arasında tartışma yaşandığı, akabinde davalı ...'nın aracıyla, davacıların desteğinin sürücüsü olduğu aracı takip ettiği, birçok kez aracına kasıtlı olarak çarptığı, birçok kez önünü kestiği ve ısrarlı takibini sürdürdüğü, en sonunda bir kez daha kasıtlı olarak arkadan araca çarpması nedeniyle aracın savrulması sonucunda, davacıların desteği Aydın Yerebatan'ın öldüğü; Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 11/09/2019 tarih ve 2019/1946 Esas-2019/3704 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, davalı sürücü ...'nın bu şekilde gerçekleşen eyleminin kasten öldürme niteliğinde olduğu; müteveffa Aydın Yerebatan ile davacıların desteklik ilişkisinin ispatlandığı ve Mahkemece yukarıda belirtildiği şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlıkta, davalı ... Ltd. Şti.'nin işleteni olduğu ... plakalı araç çalışanı olan davalı sürücü ...'ya rızasıyla verilmiş ve ... da, yukarıda da belirtildiği üzere, kasıtlı olarak davacıların desteği ...'ın sürücüsü olduğu araca çarparak ölümüne neden olmuştur. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 29/09/2016 tarih ve 2014/8219 Esas-2016/8360 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, davaya konu kaza, Karayolları Trafik Kanunu 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 2918 sayılı KTK ile hiçbir ilgisinin olmadığının açıkça ortada olduğunu ve bu nedenle malik sıfatıyla müvekkilinin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, yapılan ceza yargılamasında, maktulün aracı kullanırken, ATK raporuna göre 137 mg/dl etanol bulunduğunun tespit edildiğini, söz konusu olayın meydana gelmesinde maktulün kusurunun bulunduğunu, maddi olaya, illiyet bağı bakımından maktül sebep olduğundan, müvekkili aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, talep edilen manevi tazminatın çok fahiş olduğunu iddia ederek, davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "Davacı ... için 196.148,34 TL'nin, ... için 18.110,07 TL'nin davalılar ... ve ... Ltd. Şti bakımından kaza tarihi olan 26/06/2017 tarihinden, davalı ... şirketi bakımından 29/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacılara verilmesine, ... için 100.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 26/06/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... Ltd. Şti. vekili ile davalı ... vasisi istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır. Davalı ... Ltd. Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; söz konusu davada dilekçeler teatisi aşaması tamamlanmadan duruşma yapılarak dosyanın kusur incelemesine gönderilmesinin hatalı olduğunu, yine süresi içerisinde sundukları ikinci cevap dilekçesinden önce Mahkemece ön inceleme duruşmasının yapıldığını, tarafların delillerini sunmalarına fırsat verilmeden tahkikat aşamasına geçilerek hukuki işlemlere devam edildiğini, bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğunu ve adil yargılanma hakkının ihlali niteliği taşıdığını; 6100 sayılı HMK’daki ilk derece yargılamasının 5 aşamadan oluştuğunu, bu aşamalardan birisinin de sözlü yargılama aşaması olduğunu, HMK’nın 184. ve 186. maddelerine aykırı davranıldığını, Kanunu 2918 sayılı Kanun HMK md.353/1 K2918 md.186 HMK md.184 HMK md.355 K2918 md.355 K2918 md.86 TBK md.53/3 HMK md.107