Davacı Vekili dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkili “...” ünvanı ile T.C Hazine ve Maliye Bakanlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü izni ile kurulmuş ve aynı kurumun gözetiminde faaliyet gösteren bir sigorta şirketi olduğunu, şirket merkezinin yurtdışında olduğunu, Türkiye 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu Kapsamında “Şube” olarak kurulmuş ve bu şekilde sigortacılık faliyetlerine devam ettiğini, dünyada 54 ülkede sigortacılık faaliyetinde bulunan ... Sigorta grubunun Türkiye şubesi olduğunu, resmi web sitesinin “...” olduğunu, ... grubunun marka olarak gerek Türkiye’de gerekse de dünyada bilinirliği olan bir isim olduğunu, merkez şirketi tarafından, 06.11.2015 tarihinde “...” markasının tescil edildiğini, bu markanın tescil edildiği mal ve hizmetler de Sigortacılık faaliyetlerine ilişkin olduğunu, müvekkili ve yurt dışındaki merkezi ile hiçbir hukuki bağı olmayan “...” ünvanlı broker şirketinin, 04.09.2019 tarihinde ... Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde tescil edilerek kurulduğunu, bu şirketin sigorta brokerlığı şirketi olarak kurulmasına rağmen, TC. Hazine ve Maliye Bakanlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü’ne herhangi bir başvuruda bulunmadığı ve brokerlık ruhsatı almadığını, müvekkilinin şirket acentesi gibi sahte logo ve müvekkili Sigorta Şirketi unvanını kullanmak suretiyle çeşitli şehirlerde ihalelere katılan şirketlere sahte kefalet sigortası düzenlediğini, mağdurları ikna edebilmek için, Sigorta sektöründe bilinirliği olan müvekkili şirketin adını kullandığını, bu konuya ilişkin ... Cumhuriyet Başsavcılığına ... sor. no ile şikayette bulunduklarını, kullandıkları imza sirkülerinde müvekkili şirketin merkez olan “...”nin yazıldığını, ayrıca yine mağdurları ikna edebilmek adına sahte websitesi açtığını ve müvekkilinin sigorta şirketi içeriklerini aynen kendi sahte sayfasına kopyaladığını, davalı tarafın şirketi “broker” ünvanı ile kurmasının tek sebebinin müvekkili şirketin bilinirliğini kullanarak üçüncü kişileri dolandırma gayesinde olduğunu, davalının bu eylemlerinin müvekkilinin markası ile iltibas yaratabilecek faaliyetler olduğunu, marka hakkına tecavüz niteliği taşıdığından bahisle, davalının eylemlerinin Marka Tecavüzü niteliğinde olduğunun tespitine ve “...” ve “... web siteleri hakkında erişimin engellenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap