15. Ceza Dairesi

Dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü; Olay günü katılanı telefonla arayan şahsın, kendisini polis olarak tanıtarak kimlik bilgilerinin terör örgütleri tarafından ele geçirildiği, adına krediler çıkarıldığı, yapılan operasyona yardımcı olması için bildirecekleri hesaba para göndermesi gerektiği konusunda katılanı aldatıp yönlendirmeleri neticesinde katılanın sanık adına kayıtlı banka hesabına 3.000 TL yatırmasını sağladıkları, akabinde sanığın hesabına gelen paranın 1.500 TL'sini çekip kalan kısmı pos harcaması şeklinde kullanarak haksız menfaat temin ettiği, bu suretle sanığın dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; Katılanı telefonla arayan şahsın kendisini kamu görevlisi olarak tanıttığının iddia edilmesi karşısında, eylemin hükümden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14.maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 158/1.maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 11/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap