26. Hukuk Dairesi

Dava, davacının, yolcu olarak bulunduğu aracın karıştığı kaza neticesi yaralanması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Olaya ilişkin kaza tespit tutanağı uyarınca 24.07.2015 tarihinde sürücü ...’nun sevk ve idaresindeki araçla seyri sırasında ışıklı kavşağa geldiğinde ...’un kullandığı araca çarpması sonucu kazanın meydana geldiği, kazada sürücü ...’nun kırmızı ışıkta geçmek kuralını ihlal ettiği, mahkemece alınan 13/04/2018 tarihli kusur bilirkişisi raporuna göre kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün kırmızı ışık ihlali nedeniyle tam kusurlu olduğu, davalı sürücünün ise kusurunun bulunmadığının belirtildiği, olaya ilişkin ........ Asliye Ceza Mahkemesinin.... esas nolu dosyasında alınan kusur raporuna göre kazanın meydana gelmesinde davalı ...’nun kırmızı ışıkta geçmesi nedeniyle kusurlu olduğunun belirlendiği, ceza yargılaması neticesi sanık ...’nun taksirle yaralamaya sebep olmaktan cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği,.... 12.01.2018 tarihli raporu uyarınca, kaza neticesi davacının 3 ay süre ile tam iş göremezliğinin bulunduğu, kalıcı kısmi iş göremezliğinin bulunmadığının tespit edildiği, yerel mahkemece maddi tazminata ilişkin davanın açılmamış sayılmasına, 7.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. 1086 sayılı HUMK'da ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'da davanın atiye bırakılması şeklinde bir kavram ve müessese bulunmamaktadır. HMK'nın 123. maddesinde (22/7/2020-7251/10 sayılı yasa ile değişik), davacının, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabileceği, bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Buna göre talebini atiye terk eden davacının bu talebi yönünde HMK'nın 123. maddesi uyarınca bir karar verilmesi ve bu hususun davaya olan etkisinin de tartışılarak mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Somut olayda davacının, kazaya karışan araçta yolcu olduğu, kazaya ilişkin kusur raporunun kaza tespit tutanağı ve olayın oluş şekli ile uyumlu olduğu ceza yargılamasında kusura ilişkin maddi vakanın kesinleştiği, davalı ...’nun ikametgah adresinin .../Ankara olması gözetildiğinde Ankara Batı Mahkemelerinin davaya bakmaya yetkili bulunduğu, manevi tazminat hükmüne yönelik olarak, davacıda kaza neticesi sol sakrım ve sol ramus pubis kırığı oluştuğu, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının; duyulan acıyı, çekilen sıkıntıyı hafifletebilecek düzeyde, tarafların sosyal ekonomik durumları gözetilerek ve uygun miktarda olduğunun anlaşılmasına göre ilk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden yasaya uygun bulunduğundan davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap