1. Ceza Dairesi

Eşe karşı kasten yaralama ve eşe karşı silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçlarından sanık ...'ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 86/3-a, 86/3-e, 35, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2.000,00 Türk lirası ve 3.000,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.07.2019 tarihli ve 2019/124 Esas, 2019/488 Karar sayılı kararlarına karşı Adalet Bakanlığının 16.02.2021 tarihli ve 2020/20111 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.03.2021 tarihli ve 2021/29267 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi. Mezkur ihbarnamede; Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 01.10.2019 tarihli ve 2019/10152 Esas, 2019/17342 Karar sayılı ilâmında, "...tarafların birbirine yumruk atmak suretiyle birbirlerini darp ettikleri, akabinde, mağdurun olay yerinden iş yerine doğru koştuğu esnada sanığın satır ile mağdurun üzerine saldırdığı, ancak isabet ettiremeden olay yerine gelen polis memurlarının tarafları ayırdığı olayda, olayın bir bütün olarak değerlendirilerek, sanığın tamamlanmış kasten yaralama suçundan sorumlu tutulması, olayda silahtan sayılan satır da kullanıldığından TCK'nin 86/3-e maddesi gereğince silah artırımı da yapılmak suretiyle hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçundan mahkumiyet kararı verilerek eksik ceza tayin edilmesi,..." şeklindeki açıklamalar karşısında, sanığın eşi olan müştekiye yönelik önce başına eli ile vurmak suretiyle yaraladıktan sonra, elinde bulunan bıçakla üzerine yürümesi şeklinde gerçekleşen olayda mahkemece, sanık hakkında aynı mağdura yönelik, aynı olay nedeniyle tek bir tamamlanmış yaralama suçundan hüküm kurulup, eylemin silahla ve eşe karşı işlenmesi nedenleriyle bu ceza üzerinde artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, sanığın hem kasten yaralama, hem de silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçlarından ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verilmek suretiyle fazla ceza tayininde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararların bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı. Gereği görüşülüp düşünüldü: Oluşa, tüm dosya kapsamı ile, sanığın önce eşinin kafasına yumrukla vurduktan sonra ihbar üzerine olay yerine gelen polislerin yanında bıçakla saldırmaya çalıştığının anlaşıldığı olayda, sanığın katılanı kasten yaralamaya yönelik birden çok eyleminin aynı suç işleme kastıyla çok kısa zaman aralığı içerisinde gerçekleştirilmesi nedeniyle, olay bir bütün olarak değerlendirilerek ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.01.2020 tarihli, 2015/3-1206 Esas, 2020/31 Karar sayılı kararı da göz önüne alınarak, sanığın katılana yönelik eyleminin silahla kasten yaralamaya teşebbüs olarak değerlendirilmesi ve sanık hakkında - ek savunma da verilmesi suretiyle - TCK'nin 86/2, 86/3-a, e ve 35. maddeleri uyarınca uygulama yapılırken tamamlanmış basit yaralama suçu için öngörülen cezanın altına düşmeyecek şekilde bir ceza belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında hem eşini silahla kasten yaralamaya teşebbüsten hem de eşini kasten yaralama suçlarından ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulmasında isabet görülmemiştir. Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; sanık hakkında eşini kasten basit yaralama ve eşini kasten silahla basit yaralamaya teşebbüs suçlarından ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.07.2019 tarihli ve 2019/124 Esas, 2019/488 Karar sayılı kararlarının 5271 sayılı CMK'nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.05.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap