T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2018/2969 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/06/2018
NUMARASI: 2016/981 E. - 2018/420 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dayısına yardım amaçlı olarak süt ürünü dağıtımına gittiğini, o gün yanında bulunan diğer borçlu ...'in davalının kardeşiyle birlikte işlettiği marketten sigara çalarken yakalanması üzerine, hiçbir ilgisi olmadığı güvenlik kamerası kaydıyla da sabit olduğu halde kendisine zorla 2 adet bono imza ettirildiğini, Bakırköy ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyada takibe konulan 15/12/2015 vadeli 75.000,00-TL bedelli bonoda kefil olduğunu, halen davalının uhdesinde bulunan ve kullanılması muhtemel olan 15/12/2015 vadeli 75.000,00-TL bedelli bonoyu borçlu olarak imzaladığını, işbu bonolardan dolayı davalı tarafa hiç bir borcunun bulunmadığını belirterek, öncelikle tedbir kararı verilerek ceza davası duruşmasındaki tespitlerin ortada olduğunu, kötüniyetle yapıldığını iddia ettiği icra takiplerinin durdurulmasına, davalı alacıklıya icra takibine konulan ve konulmayan 2 bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, yapmak zorunda kalacağı ödemenin istirdatına, davalının haksız olduğunu iddia ettiği takibi nedeniyle %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının ödenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarını yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, ceza dosyasında senedin davalı tarafın iradesi ile verildiğinin sabit olduğunu, ceza dosyasına ibraz edilen belgelerde ve hazırlık ifadesinde davacının senedi kendi iradesi ile verdiğini beyan ettiğini, senedin ödendiğine dair davacı tarafından dosyaya bir belge ibraz edilmediğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ".... somut olayda davacının Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'na hitaben yazmış olduğu 20/12/2015 tarihinde yazmış olduğu dilekçede tehdit iddialarından bahsettiği, bu iddiaların yaklaşık bir yıl geçtikten sonra dile getirilmiş olduğu, senet yağmasına ilişkin olarak somut, inandırıcı, tarafsız, kamu davası açılmasına yetecek mahiyette delil bulunmadığından takipsizlik kararı verildiği ve kararın kesinleştiğinin görüldüğü, davaya konu hadisenın 30/01/2015 tarihinde vuku bulduğunun dosya içeriğinden anlaşıldığı, davacı tarafından yukarıda anılan dava dosyalarındaki ve hazırlık dosyasındaki beyanlar gözetildiğinde, davacının 6098 Sayılı TBK'nun 39.maddesindeki bir yıllık hak düşürücü süre içinde senedin geçersizliğini ileri sürdüğü ve bu beyanların davalıya ulaştığının anlaşıldığı, bu durumda eldeki menfi tespit davasının hak düşürücü süre içinde açıldığı, tüm dosya kapsamında yapılan yargılama neticesi gerek dosya kapsamında dinlenilen tanık beyanları gerekse az yukarıdaki bahsi geçen ceza dosyasındaki takipsizlik kararı hep birlikte gözetilerek tanıkların hadiseye doğrudan şahit olmadıkları, dolaylı anlatımda bulundukları davacının senedin kendisinden zorla ve tehdit yoluyla alınmış olduğu iddialarını ispatlayamamış olduğu" gerekçesiyle davacının davasının reddine, ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden İİK 72/4 gereği davacı aleyhine tazminat verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAF İSTEMİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ve kardeşinin tehditi ve mehmet isimli kişinin belindeki tabancayı göstermesi nedeni ile ... ve ... un “bedel kısmı ve lehdarı boş bonoya isimlerini yazdırıp imza ettirildiğini, Ayrıca ...'un ...’in imzaladığına, ...'in de ...’un imzaladığına kefil imzası atmak zorunda kaldığını, içeriği bilinmeyen başkaca yazıların da zorla yazdırıldığını, mahkemede dinlenen tanıkların tehdidi teyit ettiklerini, davalı ve kardeşinin zarar iddiaları üzerine, diğer borçlu ... 15.000 TL, diğer işçi ... ta 5.000 TL yani toplamda 20.000 TL ödediğini davalının K.Çekmece 1.Asliye Ceza Mh 2016/175 E sayılı davada ve soruşturmada ikrar ettiğini, Müvekkiline ... bankası tarafından 16.12.2015 tarihinde senet ihbarnamesi gönderilmiştir. Bu ihbarnamede davalı ...’ın alacaklısı olduğu, 15.12.2015 vadeli 75.000 TL bononun ödenmesi istendiğini, K.Çekmece 1.Asliye Ceza mh 2016/175 E sayılı davada davacıya yönelik hiçbir ithamda bulunmadığını, kamera kayıtlarında dava dışı diğer borçlu ...’in birkaç karton sigarayı atık kağıtlara ait kutuya attığı tespit edildiğini, Ancak en fazla 50 paket olduğu belirlenen sigaraların davalıya olay anında iade edildiğini, davada “çalınmak istenen sigaralar olay anında geri alındığı için “hırsızlık suçuna teşebbüs olarak kanaat oluşmuş hatta olaydan önce benzer suçun işlendiğine dair herhangi bir delil bulunmadığı“ açıkça belirtildiğini, Yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince HAGB kararları bir ilam mahiyetinde olmadığı için davacı aleyhine kesin bir delil olarak kabulünün mümkün olmadığını, Davalının “yaşanan bu hırsızlık olayından dolayı 20.000TL aldıklarını ikrar ederek, bir zarar ve alacağın kalmadığını da ikrar ettiğini, bu itibarla çalınan sigaraya karşılık alındığı iddia edilen silah ve tehditle alınan 75.000 TL bedelli 2 bononun bedelsiz kaldığını, Taraflar arasında borç ilişkisi olmadığının sabit olduğunu, Davalının bekletici mesele yapılan K.Çekmece 1.Asliye Ceza mh 2016/175 E sayılı dosyanın soruşturma aşamasında “23,12,2015 tarihli ifadesinde –dükkana süt ürünü getiren ... ve ...’ın sigara çaldığının ihbar edildiğini,bunun için kamera kurduklarını, olay günü ... ile ...’in geldiğini, ...’un sigaraları boş koliye koyduğunu, ...önceden çalındığını düşündükleri sigara değeri olarak 75,000 TL iki senet imzalattıklarını “ ikrar ettiğini, müvekkilinin davalıdan bir mal almadığı gibi nakit para da almadığını, nakten yada malen verildiği belirli olmayan, bunu gerektiren bir hukuki ilişki de olmadığına göre alacağın temelini ispat yükünün davalıda olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.