1. Hukuk Dairesi

Davacı, tarafların kök murisi olan...'ın 08.06.1998 tarihinde ölümü ile geride mirasçıları olarak eşi ... ile çocukları ...,...,...,...,...ve ...'i bıraktığını, davacı ...'in ve kız kardeşlerinin anneleri ...'a haklarının korunacağına güvenerek Kırşehir 1. Noterliği'nin 30.07.1998 tarih ve 10240 yevmiyeli işlemle miras mallarının intikali ve bankadaki paraları çekebilmesi amacıyla vekalet verdiklerini, fakat ...'ın kendi miras payını ve vekaletname doğrultusunda davacının da hisselerini eşit olarak iki erkek çocuğu olan ...ve davalı ...'e satış göstererek devrettiğini, yapılan temliklerin bedelsiz olduğunu, gerçekte bağış olduğunu ve mirasçıların mahfuz hisselerine tecavüz kasdı taşıdığını ve muris muvazaası nedeniyle 1238 ada 3 ve 4 parsel, 230 ada 92 nolu taşınmazın(imar görerek 4723 ada 1 parsel), 152-176-623 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının miras hissesi oranında iptali ve adına tescilini, tescil yönünden karar verilmemesi halinde ise fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak harca esas 10.000,00 TL üzerinden tenkisini istemiştir. Davalı, tarafların annesi olan Ayşe’nin, dayanak vekaletnamede verilmiş yetkiler dışında ve vekalet veren davacının bilgisi dışında hiçbir işlem yapmadığını, ayrıca taşınmazları rayiç bedellerle satın aldığını, kendisinin bu bedeli ödeyecek alım gücünün olduğunu zira iddia edildiği gibi işsiz olmadığını, davacı tarafın iddialarının murisin iptale tabi muvazaalı işlemlerinden olmayıp vekaletin kötüye kullanılması olduğunu ve şimdiye kadar vekaletin iptali için herhangi bir işlemde bulunulmadığını, vekalet sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda da zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğunu ve buna ilişkin taleplerin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle haksız açılmış olan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece, “.. tarafların delilleri toplanmak suretiyle tahkikat yapıldıktan sonra davalıya yapılan temlik tarihi itibariyle miras bırakanın ehliyetli olduğunun anlaşılması halinde muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı isteğin değerlendirilmesi; yok eğer, yukarıda belirtilen tarihte murisin ehliyetsiz olduğunun anlaşılması halinde, terekenin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu ve Türk Medeni Kanununun 702/4 maddesi hükmünün eldeki istek bakımından uygulama yeri bulunmadığı gözetilerek ehliyetsizlik sebebiyle pay oranında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekeceği, buna bağlı olarakta muris muvazaası ile ilgili istek bakımından bir inceleme ve soruşturma yapılamayacağı kuşkusuzdur. Öte yandan davacı, kendisine ait payın vekalet görevi kötüye kullanılmak suretiyle davalıya temlik edildiğini iddia etmiş ise de mahkemece bu yönde bir araştırma, inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın sonuca gidilmiş olmasıda isabetli değildir. Hal böyle olunca; yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece, önceki kararda direnilmiş,bunun üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nca; Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” gerekçesiyle direnme kararı bozulmuş, mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap