Yokluğunda verilen hükmün, sanığın sorgusunda bildirdiği adresinde Tebligat Kanunu‘nun 21/1. maddesi uyarınca 21.11.2015 tarihinde yapılan tebliğ işleminde; “çarşıda olduğu belirtilerek tebliğ evrakı bağlı bulunduğu ... mahalle azası imzasına tebliğ edilmiş olup 2 numaralı haber kağıdı kapıya yapıştırıldı, en yakın komşusu .....” şeklinde tebligat parçasına şerh düşülmesi nedeniyle, anılan Kanun‘un “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesi ve muhatabın adreste oturmasına rağmen tebliğ anında bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde işlem yapması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanunu‘nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 31. maddesinin 1. fıkrasının a bendindeki “Muhatap veya muhatap adına tebligat yapılabilecek kişiler, o adreste bulundukları halde hiçbirinin tebliğ anında gösterilen adreste mevcut olmamaları.... hallerinden biri gerçekleştiği takdirde tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti veya meclisi üyesinden birine ya da kolluk amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder. Tebliğ memuru, ek-1’de yer alan (2) numaralı örneğe uygun olarak düzenlenen ihbarnameyi gösterilen adresteki kapıya yapıştırır. (a) bendinde belirtilen halin gerçekleşmesi durumunda tebliğ memuru, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir” şeklindeki hükmü ile anılan Yönetmeliğin “Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi” başlıklı 35. maddesinin 1. fıkrasının f bendi uyarınca, tebliğ mazbatasının “30 uncu ve 31 inci maddelerdeki durumların gerçekleşmesi halinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığını.... içermesi gerektiğine” ilişkin düzenlemesi karşısında; sanığa yapılan tebliğ işleminde, sanığın çarşıda olduğu bilgisinin kimden alındığı belli olmadığı gibi bu kişinin isim ve imzasının tespit edilmemiş olması nedeniyle yapılan tebligatın geçersiz olduğu ve sanığın öğrenme üzerine temyizinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede: