Esas No
E. 2011/14283
Karar No
K. 2011/15879
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

14. Hukuk Dairesi         2011/14283 E.  ,  2011/15879 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 04.06.2008 gününde verilen dilekçe ile yükleniciden temlik alınan hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 30.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R

Davacı, davalı kooperatif ile yüklenici şirket arasında 28.06.2003 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşme uyarınca 46455 ada 1 sayılı parsel üzerine yapılacak 5.bloktaki 12 numaralı bağımsız bölümün yükleniciye bırakıldığını, yüklenicinin 02.06.2008 tarihinde kendisine bu bağımsız bölümün satışını vaat ettiğini, bağımsız bölüme ait tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir. Davalı arsa sahibi kooperatif, yapının tamamlanmadığını açılan davanın reddini savunmuş, diğer davalı davaya yanıt vermemiştir. Mahkemece, gerekli keşif giderleri karşılanmadığından söz edilerek kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmü, davacı temyiz etmiştir.

Burada öncelikle 28.06.2003 tarihli sözleşmenin hukuki niteliği üzerinde durulması gerekmektedir. Anılan sözleşme kuşkusuz, arsa payı devri karşılığı inşaat yapımına ilişkindir. Karşılıklı edimleri içeren iki taraflı karma bir sözleşmedir. Sözleşmede yükleniciye arsa payı devri kararlaştırıldığından, sözleşmenin noterde düzenleme şekilde yapılması zorunludur (TMK m.706, BK m.213, Tapu Kanunu m.26 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunun m.60). 28.06.2003 tarihli sözleşme, adi yazılı şekilde düzenlendiğinden yukarıda belirtilen yasa hükümleri gereğince kural olarak geçerli değildir. Ne var ki, mahkemece inşaatın önemli ölçüde tamamlandığı karar gerekçesine yazılmış, bu gerekçe arsa sahibi olan kooperatif tarafından temyiz edilmemiştir. 30.09.1988 tarihli ve 2/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında tarafların tüm borçlarını eda etmesi halinde sözleşmedeki şekil eksikliğinin ileri sürülmesinin Türk Medeni Kanununun 2.maddesinde kabul edilen iyiniyet kuralıyla bağdaşmayacağından, Dairemizce yapılan incelemede sözleşmenin hüküm ve sonuç doğuracağı kabul edilmiştir.

Davada davacı, alacağın temliki hükümlerine dayanmıştır. Bir tanımlama yapmak gerekirse alacağın temliki, alacaklı (yüklenici) ile onu devralan üçüncü kişi (davacı ve asli müdahil) arasında borçlunun rızasına ihtiyaç göstermeden yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan şekle bağlı bir akittir. Ancak, Borçlar Kanununun 162/I maddesindeki “kanun veya akit ile veya işin mahiyeti icabı olarak men edilmiş olmadıkça borçlunun rızası aranmaksızın alacaklı alacağını üçüncü bir şahsa temlik edebilir” hükmünden anlaşılacağı üzere her alacağın temliki mümkün olmayabilir. Başka bir anlatımla kanun, sözleşme veya işin niteliği icabı temlik olanaksızsa o alacak temlik edilemez. Alacağın temlikine ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;

Davalılar arasındaki 28.06.2003 tarihli sözleşmenin 16.maddesi temlike olanak sağlamamaktadır. Dolayısıyla davacı, düzenlemesi Borçlar Kanununun 162 vd. maddelerinde yapılan alacağın temliki hükümlerine dayanarak istemde bulunamaz. Diğer taraftan, aynı sözleşmenin 12.maddesinde de yapının teslimi iskan (oturma) ruhsatının yüklenici tarafından alınması koşuluna bağlanmıştır. Dosya kapsamından, yapıya iskan ruhsatı da alınmadığı anlaşılmaktadır. Bu açıklamalara göre, davanın çözümü için ayrıca keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek olmadığı açıktır.

Uyuşmazlık, keşfi gerektirmeden dosyadaki diğer delillerle çözümlenebileceğinden, mahkemenin davayı ret gerekçesi yasaya uygun düşmemiştir. Kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekir ise de hüküm sonuçta davanın reddine ilişkin bulunduğundan, karar gerekçesinin yukarıda açıklanan şekilde değiştirilerek düzeltilmesi ve hükmün HUMK’nun 438/son maddesi uyarınca gerekçesi düzeltilmiş bu şekli ile onanması uygun bulunmuştur.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme karar gerekçesinin HUMK’nun 438/son maddesi gereğince değiştirilerek düzeltilmesine ve davacı ile asli müdahilin bütün temyiz itirazlarının reddi ile hükmün GEREKÇESİNİN DEĞİŞTİRİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, davacı tüketici harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 22.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk 1512 sayılı Noterlik Kanunu K1512 md.2
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.