22. Hukuk Dairesi
22. Hukuk Dairesi 2013/28406 E. , 2013/28216 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Kayseri 1. İş Mahkemesi
TARİHİ : 06/06/2012
NUMARASI : 2010/733-2012/355
DAVA : Taraflar arasındaki, ihbar tazminatı, ücret farkı ve ikramiye alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 07.05.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat M... E... ile karşı taraf adına Avukat A.. U... geldi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili müvekkilinin davalı işyerinde 18.11.1997-12.10.2010 tarihleri arasında çalıştığını, iş akdinin davalı iş veren tarafından feshedildiğini, müvekkiline herhangi bir ödemede bulunulmadığını, 17,18,19,20 dönem TİS'lerden doğan zamlarında ücretlerine yansıtılmadığını, yine aşçıbaşı olan müvekkiline TİS’ de kabul edilen %10 ustalık zammının da uygulanmadığını iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret ve ikramiye farkı alacaklarının doğdukları dönemden itibaren en yüksek işletme faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının ibraname verdiğini, tüm alacaklarının ödendiğini, davacının tüm talep döneminde sendikalı olmadığını, taleplerinin zamanaşımına uğradığını ifade ederek davanın reddini istemiştir. Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının üyesi olduğu sendika ile işveren arasında yapılan protokolün geçerli olduğu ve davacının talep ettiği alacaklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe: Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık imza tarihinde işveren sendikası üyesi olan işveren ile işçi sendikasının 31.03.2009 tarihinde yaptıkları protokolün geçerli olup olmadığı, geçerli ise etki ile sonucunun ne olduğu ile davacının talep ettiği alacaklarının bulunup bulunmadığıdır.
Uyuşmazlık konusu protokolde “Bir tarafta ....-İş Sendikası, diğer yanda ....Yatak ve Yorgan San. Tic. A.Ş. ile ....AŞ Sünger ve Yatak San. Tic. A.Ş yetkilileri 31.03.2009 tarihinde bir araya gelerek XXI. Dönem Grup Toplu İş sözleşmesinin ücret zammına ilişkin 35.maddesinin uygulanması konusunda aşağıdaki çerçevede hareket ./.. edilmesi konusunda mutabakata varmışlardır. Madde 35/e. uyarınca 01.04.2009 tarihinde yapılacak ücret artışına temel alınacak baz ücret 31.03.2009 tarihi itibarıyla bordrolarda görünen ücret olup, TİS. m.35/e. gereğince 01.04.2009 tarihinden geçerli olmak üzere uygulanacak %4(yüzde dört) oranındaki ücret artışı -işbu protokolle belirlenen ve 31.03.2009 tarihi itibarıyla bordrolara yansıyan baz ücret esas alınarak, anılan baz ücret üzerine gerçekleştirilecektir. (Kısaca ve özetle, yargı kararlarıyla ortaya çıkabilecek olası durumlar da dikkate alınmak suretiyle 01.04.2009 tarihindeki ücret zammına baz / esas ücret bu şekilde belirlenmiştir.” denilmektedir. XXI. Dönem Grup Toplu İş Sözleşmesi’nin ücret zammına ilişkin 35. maddesinin “e” bendinde ise “31.03.2009 tarihinde işyerinde hizmet akdi devam eden işçilerin brüt ücretlerine 01.04.2009 tarihinden geçerli olmak üzere %4 oranında zam yapılacaktır” hükmüne yer verilmiştir.
Protokol, toplu iş sözleşmesini değiştiren anlaşmaları ifade etmekte olup, toplu iş sözleşmesinin eki kabul edilmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesinin son fıkrasında “Taraflar aralarında anlaşarak çalışma koşullarını her zaman değiştirebilir. Çalışma koşullarında değişiklik geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulamaz.” hükmü getirilmiştir. Bu hüküm uyarınca protokoller ancak geleceğe etkili olarak yapılabilir. Somut olay bakımından konu değerlendirildiğinde işverenin kendi işyeri için işçi sendikası ile protokol yapabileceğinin kabulü gerekir. Bu şekilde yapılan protokollere geçerlilik tanınması gereklidir. Şu halde mahkemece bu konuda yapılan tespit yerindedir.
Ancak dosyada yer alan bilirkişi raporu açık olmadığı gibi denetime elverişli de değildir.
Bilirkişi raporunun tarafların iddia ve savunmalarını karşılayacak nitelikte, açık ve denetime elverişli olması gereklidir.
Bilirkişi raporunda ulaşılan sonuca nasıl ulaşıldığı açıklanmalı ve gerek taraflarca gerekse yargı makamlarınca anlaşılabilmeli ve sağlaması yapılabilmelidir. Mahkemece öncelikle davacının uyuşmazlık konusu olan döneme ilişkin tüm bordroları dosya kapsamına dahil edilmeli, bundan sonra alanında uzman olan üçlü bilirkişi heyetinden ayrıntılı, açık ve denetime elverişli rapor alınarak sonuca gidilmelidir. Bunun yapılmayarak eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyizlerin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, davacı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 06.12.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yerel mahkeme kararının yöntem ve yasaya aykırı olduğu, mahkemece çalışma gün ve sürelerine ilişkin yeterli ve somut araştırma yapılmadığı, soyut ifadelere dayanılarak karar verilmesinin isabetli olmadığı farklı gerekçesi ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.06.12.2013