6. Hukuk Dairesi
6. Hukuk Dairesi 2010/3390 E. , 2010/7288 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, iktisap ve iş yeri ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin davalının 5.12.2006 tarihli sözleşme ile kiracısı olduğu taşınmazı iş yeri ihtiyacı nedeniyle 4.9.2007 tarihinde satın aldığını, keyfiyeti 14.9.2007 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile davalıya bildirmesine ve yasanın aradığı altı aylık sürenin geçmesine karşın kiralananın boşaltılmadığını belirterek, davalının kiralanandan tahliyesini talep etmiştir.
Davalı, kiralananda Halime Gülten ile düzenledikleri 5.12.2006 tarihli ve beş yıl süreli sözleşme ile kiracı olduğunu, davacının ise kiracılık ilişkisinin başlamasından dokuz ay sonra satın aldığını ileri sürerek tahliyesini istediğini, kiralanana iki ay boyunca 30.000 TL masrafla tadilat yaptırdığını, davacının tahliye halinde dahi bu bedeli ödemeyeceğini söylediğini, yine davacının Esenyurt’da dört katlı iş merkezinin bulunduğunu, ihtiyacın samimi olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İhtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Devamlılık arzetmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir.
Olayımıza gelince; uyuşmazlık ihtiyaç iddiasına dayalı tahliye istemine ilişkindir.Davalının 5.12.2006 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi ile kiracısı olduğu taşınmazı 4.9.2007 tarihinde satın alan davacı, 14.9.2007 tarihinde tebliğ ettirdiği ihtarnameyle iktisap ve iş yeri ihtiyacını davalıya bildirerek 28.3.2008 tarihinde süresinde işbu davayı açmıştır. Her ne kadar dava dilekçesinde kiralanana ne iş için ihtiyaç duyulduğu açıklanmamış ise de davacı vekili 1.9.2008 tarihli dilekçesinde, iş yerinin halen davalı tarafından gelinlik imalatı ve satışı işinde kullanıldığını, davacı ve eşinin de uzun yıllar tekstil sektöründe nişanlık, gelinlik, abiye kıyafetler imal eden firmalarda işçi olarak çalıştıklarını, bu kez aynı işi kendi adlarına yapmak istediklerini, kiralananda nişanlık, gelinlik ve abiye kıyafetlerin imalatı, kiralanması ve satışını yapmak istediklerini ileri sürmüştür.Yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda halen benzer iş yapılan kiralananın yapılmak istenen işe elverişli olduğu belirtilmiştir.
Dinlenen davacı tanıkları da ihtiyacın samimi olduğunu, halen emekli ve işi olmayan davacının kiralananda yapılmak istenen gelinlik imalatı işini bizzat idare edeceğini, eşinin ise gelinlik ve kuaför işinde sigortalı olarak çalıştığını beyan etmişlerdir. Bu şekilde ihtiyaç iddiası keşif, bilirkişi raporu ve tanık beyanlarınca doğrulanmıştır.Mahkeme davacı ve eşi ...’ın bir dönem ortağı oldukları ... Ltd Şti’deki hisselerini dava açılmadan önce 28.9.2007 tarihinde devretmelerine karşın davacının eşinin anılan şirketin müdürlüğünü devam ettirmesi, ihtiyacın samimi olmaması nedeniyle davanın reddine karar vermiştir. Her ne kadar davacının eşinin şirket müdürü olarak bir işi olup onun açısından ihtiyaç samimi görülmese de dava aynı zamanda davacının ihtiyacı için de açılmıştır Davacının ise halen emekli, işsiz ve yapılmak istenen iş konusunda deneyim sahibi olduğu toplanan deliller ve tanık beyanları ile sabittir. Bu itibarla davacının iş yeri ihtiyacı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eşinin şirket müdürü olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. .