Esas No
E. 2020/3828
Karar No
K. 2021/3332
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2020/3828 E.  ,  2021/3332 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11.06.2019 tarih ve 2017/866-2019/485 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasında davalı tarafından üretilen Javsu Markalı ürünlerin satışı konusunda 11.10.2010 tarihli sözleşme çerçevesinde davalı tarafından taahhüt edilen 695.142 koli ürünün teslim edilmemesi sebebiyle müvekkilinin müşteri kaybına uğradığını, davalıya keşide edilen ...16. Noterliği'nin 27.04.2011 tarihli ihtarnamesi ile teslimi yapılmayan ürünlerin tesliminin talep edildiğini, teslim edilmeyen ürün sebebiyle müvekkilinin kâr mahrumiyetine uğradığını ileri sürerek taraflar arasındaki sözleşmeyi fiilen sona erdiren davalıdan fazlaya ilişkin her türlü hakkı saklı tutularak şimdilik 1000 TL mahrum kalınan kâr kar ile 10.000.- TL manevi zararın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 20.11.2013 tarihli dilekçesi ile talebini 218.537,23 TL olarak ıslah etmiştir.

Davalı vekili, taraflar arasında her iki tarafın edimlerini kapsayan tam karşılıklı yazılı bir sözleşme bulunmadığı gibi müvekkilinin satış miktarına dair bir taahhüdünün de bulunmadığını, sözleşme gereği teminat karşılanmadığı için müvekkili tarafından verilen satış yetkisinin de kullandırılmadığını, teminat karşılanana kadar su satışının azaltıldığını, davacının edimini ifa etmemesi sebebiyle satış yetkisinin kısmen geri çekildiğini, davacı tarafça verilen ileri tarihli çeklerin teminat olarak kabul edilemeyeceğini, sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdiren taraf davacı olduğundan müspet zarar isteyemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, yaz aylarında yeni iş bağlantısı yapmanın zorluğu da dikkate alınarak; yeni bağlantılarda bulunmak ve öncelikle yaz sezonu gelmeden başka firmalarla anlaşma yapılması gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde ve esas olarak yaz sezonu gelmeden söz konusu yeni iş fırsatları araştırılması ve gerekli bağlantıları yapabilmesi için, yaz aylarına giriliyor olmasının sektörün durumu da göz önüne alınarak fesih tarihinden itibaren ortalama 3 aylık sürenin makul süre olabileceği, bir başka deyişle kış aylarında yapılması gereken bağlantının nisan sonuna yapılmış olmasının getirdiği kârlılık oranı bakımından olan risk faktörünü de karşılamaya yönelik 3 aylık sürenin makul bir süre olacağının ön görüldüğü, buna göre 29.04.2011 fesih tarihinden sonra ki 3 aylık süre içinde dosyada mevcut 11.10.2010 tarih ve 434-10 sayılı davalı firma yazısında ve her ay için vermeyi taahhüt ettiği yazısı gereği 2011/Mayıs ayında 90.000, 2011/Haziran ayında 100.000 ve 2011/Temmuz ayında da 150.000 koli olmak üzere toplam 340.000 koli üzerinden hesap yapılması gerektiği, %3 fire düşülmesi gerekmekte olup, fire düşüldüğünde kalan miktarın ise (340.000 x 3/100 = 10.20) (340.000 - 10.20 =) 329.800 koli olacağı, ürünün ortalama alış maliyetinin 1.91 olup ortalama net kârının %20 olduğunun değerlendirildiği, bu durumda net kârlılık oranı 0,382 olacağından davacının kâr mahrumiyetinin 135.800 koli x 0,382 = 125.983,60 TL olarak hesaplandığı ve sonuç olarak davacının belirlenen makul süre içindeki ortalama kâr yoksunluğunun 125.983,60 TL olduğunun tespit edildiği, 6098 sayılı Kanunun 52/1. maddesinde zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş, yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hakim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabileceği şeklinde düzenleme ve bu ilkeler çerçevesinde kâr mahrumiyetinin müspet zarar olarak nitelendirildiği gerekçesiyle, ...17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bozma ilamında önceki 28.11.2013 tarih ve esas no:2011/525, karar no:2013/323 sayılı kararının davacı tarafın 10.000,00 TL manevi tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm yönünden Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2014/7320 esas, 2015/4253 karar sayılı ilamı ile temyiz itirazlarının reddine karar verildiği anlaşılmakla bu yönden kesinleştiğinden bu talebe ilişkin yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacı tarafın kâr mahrumiyeti talebine ilişkin davası yönünden, davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile,125.983,60 TL alacağın 1.000,00 TL'sine dava tarihi olan 30.12.2011 tarihinden, bakiyesi 124.983,60 TL'sine ise ıslah tarihi 20.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinden kaynaklanan kâr mahrumiyetine yönelik alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, Dairece yapılan bozma ilamına uyulmuş, ancak bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir. Bozma ilamında açıkça "taraflar arasındaki karşılıklı ihtarlara bakıldığında sözleşmenin feshine dair bir irade beyanına rastlanılmadığı sözleşmenin fesh edilmemiş olduğunun kabulü gerekir" denilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen gerekçede sözleşmenin fesh edildiği yönündeki kabulü doğru değildir. Sözleşmenin ayakta olması nedeniyle kâr mahrumiyetinin makul süreye göre hesaplanmış olması da yerinde değildir. Mahkemece sözleşmenin süresinin 1 yıl olduğu gözetilerek taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri değerlendirilip, 1 yıl içinde davalı tarafından davacıya verilmesi gereken su miktarı ve alınan su miktarı gözetilerek sektördeki kâr oranı ve su satışı için yapılan giderlerin de düşülmesi suretiyle davacının uğramış olduğu net kâr mahrumiyetinin bilirkişi aracılığıyla tespit edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca mahkemece TBK’nın 52. maddesi uyarınca davacının zararının artmasında müterafik kusuru olduğu belirtilmiş ise de dosya içindeki delillerden anlaşıldığı üzere, davalının sözleşme hükümlerine aykırı olarak davacıya su ürünlerini vermemiş olmasında davacının müterafik kusuru olmadığından mahkemece müterafik kusur değerlendirilmesi yapılması da doğru değildir.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 05.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Borçlar Hukuku 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 6098 sayılı Kanun K6098 md.52/1 TBK md.52
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog