8. Hukuk Dairesi 2018/12229 E. , 2021/3514 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, bozma sonucu davalı ... ve ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili ve davalılar ... ..., ... ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili; müvekkillerinin 64.160 m2’lik Amasya ili, Suluova ilçesi, 106 ada 5 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduklarını, davaya konu taşınmazın 6.000 m2’lik kısmını davalı ..., 15.000 m2’lik kısmını davalı ..., 15.000 m2’lik kısmını ise davalılardan ..., ... ve ...’ın birlikte hareket etmek suretiyle müvekkillerinin rızası dışından 10 yıldan fazladır ekip biçtiklerini, bu nedenle davalıların elatmalarının önlenmesine ve ecrimisil ödemelerine karar verilmesini istemiştir. Davalılar; davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; davacıların dava konusu taşınmazda murislerinden ve kendi hisselerinden kaynaklı pay sahibi olduğu, davalıların dava konusu yerde kayden hak sahibi bulunmadığı, 04.01.2012 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin davalılardan ... ve ...'nın dava konusu taşınmaza herhangi bir müdahalelerinin olmadığını beyan ettikleri, davalı ...'in taşınmazın bir bölümünde tek başına ve diğer bölümlerinde diğer davalılar ... ve ... ile birlikte ekim yaparak davacıların hisseli malik oldukları tapulu taşınmaza el atmalarının bulunduğu, ayrıca 10.12.2009 tarihli keşifte dinlenen davalı ...'in taşınmazın bir kısmında ekim yaptığını ifade ettiği belirtilerek, davalılar ... ve ...'nun taşımaza müdahaleleri ispatlanamadığından bu davalılar yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden çekişme konusu taşınmazın kadastro fen bilirkişisinin 10.01.2012 havale tarihli raporunda (C) harfi ile gösterilen 7030.99m²’sinde davalı ...'in, (D) harfi ile gösterilen 13936.76m²’sinde davalılar ..., ... ve ...'in ve (E) harfi ile gösterilen 14801.77m²’sinde yine davalılar ..., ... ve ...'in müdahalelerinin men’ine, (C) harfi ile gösterilen alan için 2003-2007 yılları arası toplam 9.463,00 TL ecrimisilin davalı ...'ten, (D) harfi ile gösterilen alan için 2003-2007 yılları arası toplam 18.758,00 TL ecrimisilin davalılar ..., ... ve ...'ten alınarak hisseleri oranında davacılara ödenmesine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ve davalılar ... ve ... ile ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davalı ... vekilinin çıkarılan muhtıraya rağmen temyiz harcını yatırmaması nedeniyle de Yerel Mahkemece hükmü temyiz etmemiş sayılmasına ilişkin ek karar verilmiştir. Yapılan kanun yolu incelemesi sonucunda; Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 26.02.2014 tarihli ve 2013/22402 Esas, 2014/4338 Karar sayılı ilamıyla; mahkemece taşınmaz başında iki keşif yapılmış olmasına rağmen hüküm kurmaya yeterli bir araştırma yapılmadığı, davalılardan ... ve ...'ın bildirdiği tanıkların dinlenmediği, ilk keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanığı ...'ın, mısır anızı olan bölümün davalı ... tarafından kullanıldığını belirttiği ancak o bölümün taşınmazın neresi olduğunun gösterilmediği, hükme esas alınan ikinci keşifte de bu yönde bir araştırma yapılmadığı, ayrıca, haklarında kabul kararı verilen davalıların hangi bölümü hangi tarihlerden itibaren kullandıklarının denetime olanak verecek şekilde saptanmadığı, krokide (E) harfi ile gösterilen bölüm yönünden elatmanın önlenmesine karar verildiği halde bu bölüm için ecrimisil hesabında niçin değerlendirme yapılmadığının açıklığa kavuşturulmadığı, bu doğrultuda; taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, tarafların tüm tanıklarının hazır edilerek yerinde dinlenmesi, önceki iki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının karşılaştırılması, varsa çelişkilerin giderilmesi, davalılardan kimin hangi bölümü hangi tarihlerde kullandıklarının ayrıntılı olarak saptanması, bilirkişilere denetime olanak verecek şekilde rapor ve kroki hazırlatılması gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. Yerel Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; keşifte dinlenilen mahalli bilirkişi Cemal Yücel’in "son on senedir de ..., ..., ... tarafından krokiye göre C ve D kısımları kullanılmaktadır. 2009 yılındaki beyanlarım aynen geçerlidir" şeklinde beyanda bulunduğu, yine mahalli bilirkişi ... ...’un ise "dava konusu taşınmazı ... yaklaşık on yıldır ekip biçmektedir. Evvelinde Dırıklar tarafından ekilirdi, ..., ... ve ...'in ektiği kısım krokiye göre C, D ve E’ye denk gelmektedir. ... ... ve ...'yu bilmiyorum" şeklinde beyanda bulunduğu, davacı tanığı ... İnan'ın "......'yı tanımadığını" beyan ettiği, bu doğrultuda mahalli bilirkişi beyanlarının tarafsız olmaları nedeniyle davacı tanıklarının beyanlarından üstün tutulduğu ve taşınmazın C, D ve E kısımlarını ..., ... ve ...'in ektiği sonucuna varıldığı belirtilerek dava konusu taşınmazın kadastro fen bilirkişisinin 06.04.2016 havale tarihli raporunda (C) harfi ile gösterilen 7188.85 m²'sine davalı ...'in, (D) harfi ile gösterilen 13762.91 m²sine davalılar ... ve ...'in ve (E) harfi ile gösterilen 13778,90 m²sine davalılar ..., ... ve ...'in müdahalelerinin men'ine, (C) harfi ile gösterilen 7188.85m²'lik alan için 2003-2007 yılları arası toplam 9.463,00 TL ecrimisil bedelinin davalı ..., ... ve ..., (D) harfi ile gösterilen 13762,91 m²'lik alan için 2003-2007 yılları arası toplam 18.758,00 TL ecrimisil bedelinin davalılar ... ve ..., (E) harfi ile gösterilen 14801,77m²'lik alan için 2003-2007 yılları arası toplam 19.923,18 TL ecrimisil bedelinin ise davalılar ... ve ...’ten alınarak davacılara payları oranında ödenmesine, diğer davalılar ... ve ... mahalli bilirkişiler tarafından bilinmediğinden, bu davalılar yönünden açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili, davalılar ... ve ... ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkindir. Yerel Mahkemece bozma ilamına uyularak yargılama yapıldığı belirtilmiş ise de; bozma gereklerinin yerine getirilmediği görülmektedir. Bu doğrultuda taşınmaz bölümlerinden hangi kısımların hangi tarihten itibaren hangi davalılar tarafından kullanıldığının kesin olarak belirlenmediği, bilirkişilere denetime olanak verecek şekilde rapor ve kroki hazırlatılmadığı, yine keşifte davalılar ... ve ...’ın sadece ... isimli tanığının dinlendiği, davacı tanığı ... ve davalı ... ve ... tanığı ...’ın, davalı ...’nın dava konusu yeri kullandığına ilişkin beyanları olmasına rağmen, bu durumun araştırılmadığı ve mahalli bilirkişi beyanları esas alınarak ... hakkında ret kararı verildiği anlaşılmakla, bu hususların yerine getirilmesi, tanık beyanlarının karşılaştırılması, çelişki varsa giderilmesi ve davacılar vekilinin 16.10.2012 tarihinde vermiş olduğu ıslah dilekçesinde davalılar yönünden belirttiği talepleri de göz önünde bulundurularak bir değerlendirme yapılması ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma nedeniyle yazılı şekilde hüküm kurulması kararın yeniden bozulmasını gerekmiştir. Kabule göre de; mahalli bilirkişilerin uyuşmazlığa ilişkin beyanları alınabilirse de, iddianın mahalli bilirkişi beyanı esas alınarak ispat edildiği kabul edilemez. mahkemece, mahalli bilirkişi beyanlarının tanık beyanlarına üstün tutulduğu belirtilerek, mahalli bilirkişi beyanları doğrultusunda hüküm kurulması doğru değildir. Öte yandan; bozma öncesi ve bozma sonrası alınan fen bilirkişi raporlarında; taşınmazın davalılar tarafından kullanıldığı belirtilen alanların yüzölçümünün farklı olduğu, Mahkemece, hüküm kurulurken bozma sonrası düzenlenen bilirkişi raporundaki yüzölçümü miktarları esas alınmış olmasına rağmen, ziraat bilirkişisince, bozma öncesi saptanan yüzölçümler üzerinden hesaplanan ecrimisile hükmedilmesi de isabetli olmamıştır.