4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davacı ... tarihli dava dilekçesinde özetle; ...bank ...-... Şubesi keşide yeri ..., keşide tarihi ... olan keşidecisi ..., ... seri nolu 22.000,00 TL bedelli çeki keşide edip ... tarihinde ... Kargo ... Şubesine teslim edildiğini, söz konusu çekinin de içinde bulunduğu kargoların çalındığını, çalınan çek ile ilgili gerekli şikayetleri yaptığını, ancak herhangi bir sonuç alamadığını ileri sürerek, dava konusu çekin 3.kişilere ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilerek ilgili bankaya müzekkere yazılmasına ve söz konusu çekin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Söz konusu çekin keşide eden olduğu anlaşılmıştır. İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; Dava Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız) istemine ilişkindir. 6102 s. Türk Ticaret Kanunu’nun 818/1-s maddesi delaletiyle uygulanması gereken aynı Kanun’un 759. maddesine göre, "(1) Poliçeyi eline geçiren kişi bilinmiyorsa, poliçenin iptaline karar verilmesi istenebilir. (2) İptal isteminde bulunan kişi, poliçe elinde iken zıyaa uğradığını inandırıcı bir şekilde gösteren delilleri mahkemeye sağlamak ve senedin bir suretini ibraz etmek veya senedin esas içeriği hakkında bilgi vermekle yükümlüdür." 6102 s. Türk Ticaret Kanunu’nun 651/2. maddesine göre de; "Kıymetli evrakın zayi olduğu veya zıyaın ortaya çıktığı anda senet üzerinde hak sahibi olan kişi, senedin iptaline karar verilmesini isteyebilir." Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 14/01/2015 tarih, 2014/14490 Esas, 2015/283 Karar sayılı emsal içtihadında; "...dava konusu çeklerin davacının çek hesabına ait oldukları, davacının işbu davayı hamil sıfatıyla değil keşideci(hesap sahibi) sıfatıyla açtığı, ancak hamilin zayi nedeniyle çek iptali davası açabileceği..." belirtilmiştir. Somut olayda; davacı dava konusu çekin/çeklerin keşidecisi (borçlusu) olup, bu çeklerin hak sahibi (lehtarı veya hamili) olmadığından çek iptalini isteyemeyeceği sonucuna varılmıştır. Dava konusu çekin/çeklerin muhatap bankaya ibrazı ve hamilinin belli olması halinde, davacının menfi tespit veya istirdat davası açma hakları saklı kalmak kaydıyla davacının davasının aktif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın