12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2009/1239 E. , 2009/9220 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 16/05/2008
NUMARASI : 2008/448-2008/479
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasına mutazammın 13.11.2008 tarih, 16389/20036 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı vekili tarafından, asıl borçlu ...........AŞ. ve müşterek borçlu müteselsil kefil M. U. T. hakkında genel haciz yolu ile takibe geçildiği, asıl borçludan 21.892,08-YTL. asıl alacağın 26.04.1996 tarihinden itibaren %185 temerrüt faizi ile tahsilinin, müşterek borçlu müteselsil kefil olan borçludan ise kefalet miktarı olan 15.750,00-YTL. asıl alacağın 26.04.1996 tarihinden itibaren %185 temerrüt faizi ile tahsilinin talep edildiği görülmektedir. BK.nun 490. maddesi uyarınca; “Kefil borcun aslı ile beraber borçlunun kusur veya temerrüdünün kanuni neticelerinden mesuldür.” Bu durumda müşteki kefilin sorumlu olduğu miktar asıl alacağın 15.750,00-YTL'lık kısmı ve bu miktara 26.04.1996 tarihinden itibaren %185 oranında hesaplanacak temerrüt faizi ile icra takip masraf ve giderlerinden ibarettir.
Öte yandan BK. nun 492.maddesine göre; “Asıl borç, her hangi bir sebeple sakıt olunca kefil beri olur” hükmü karşısında kefilin sorumluluğunun sona ermesi için, asıl borçlu tarafından borcun tamamen itfa edilmesi ya da kefilin kefil olduğu miktarı fer’ileri ile birlikte ödemesi gerekir. Bir diğer anlatımla asıl borçlu tarafından yapılan kısmi ödemeler, borç tamamen son bulmadıkça kefilin sorumluluğunu sona erdirmez. Somut olayda, icra dosyasında yapılan ödemelerin asıl borçlu mu yoksa kefil tarafındanmı yapıldığı belirlenmemiştir. Öncelikle ödemelerin kim tarafından yapıldığı tespit edilmeli ve hesaplama buna göre yapılmalıdır. Yine hükme esas alınan bilirkişi raporunda kefalet miktarı olan 15.750,00-YTL. asıl alacağa, ödeme emrinde talep edilen 26.04.1996 tarihi yerine takip tarihi olan 12.06.1996 tarihinden itibaren faiz hesaplanması da doğru değildir.
O halde, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda inceleme ve değerlendirme yapılarak, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm tesisi isabetsiz olup, kararın bu nedenlerle bozulması gerekirken onandığı anlaşılmakla alacaklı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.