İçtihat Pro — Emsal Kararlarla Güçlü Savunma — ictihatpro.com
Devam etmek için kayıt olun
Ücretsiz hakkınızı kullandınız.
Kayıtlı kullanıcılar günde 3 arama yapabilir ve 30 belgeye kadar görüntüleyebilir.
Karar Etiketleri
04.11.2021
REDDİNE
ISTINAFHUKUK
HUKUK
Ticaret Hukuku
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
556 sayılı KHK’nın 63. Maddesine göre, müvekkilin adresinin Bursa olması dolayısıyla “Bursa Mahkemesi”nin yetkili olduğundan, yetki şartına uyulmadığından bahisle yetkisiz mahkemede açılmasından mütevellit yetkisizlik nedeniyle reddi gerektiğinden, yine davalı şirketin limited şirket olduğundan, ortaklarına dava yöneltilemeyeceğinden bahisle, diğer davalı ... bakımından, husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğinden bahisle usulden reddi gerektiğini belirtmelerine rağmen, ilk derece mahkemesince işbu hususların hiçbiri değerlendirilmediğini, 2- Anayasa’nın, yargı erkinin düzenlendiği “Üçüncü Bölüm”ünde yer alan 141. maddesinin 3. fıkrasının, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” hükmünü içerdiğini, yine HMK’nın 297. maddesinde hükümlerin kapsamının düzenlendiğini, maddenin gerekçeye ilişkin olan 1. fıkrasının c bendi uyarınca, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler hükümde bulunacağını, öte yandan, 298. maddenin 2. fıkrasının, gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağını, 3. fıkrası ise, hükümde, gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verilmesini öngördüğünü, Nitekim AYM verdiği kararlarda(Dr. M. Nedim BEKRİ, “Gerekçeli Karar Hakkı”, Ankara Barosu Dergisi 2014/3,ss.(203-228), s.218.), mahkeme kararlarının gerekçeli olması ilkesinin, adil yargılanma hakkının bir gereği olduğunu ve derece mahkemelerinin, dava konusu maddi olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varılmasında kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini makul bir şekilde gerekçelendirmek zorunda olduğunu ifade ettiğini, bu takdirle ilk derece mahkemesi kararının gerekçe olarak belirtilen kısmına bakıldığında görüleceği üzere, mahkemece öncelikle marka hakkına tecavüze ilişkin teorik açıklamalara yer verildiğini, ancak bu teorik açıklamaları devamen, yalnızca “Bu bilgiler altında dosyaya mübrez deliller incelendiğinde davalı tarafın kullanımının davacı markasının benzerinin işyerinde kullanmakta olduğu anlaşılmaktadır.”dendiğini, ancak bu hususta karara dayanak delillerin ne olduğundan, neden o delillere dayanıldığından, ilgili delillerin diğer delillere neden üstün tutulduğundan bahsedilmediğini, mahkemenizce de takdir olunacağı üzere, ilgili değerlendirmenin Yargıtay denetimine elverişli olmadığı gibi, gerekçenin, taraflara vermesi gereken haksızlık-haklılık algısının neye dayandığını da veremediğini, 3- Davacı tarafından “lüks ve kalitenin bir simgesi haline gelmiştir.” Şeklindeki ikrarlarından da anlaşıldığı üzere davacı markasının “lüks” kategorisi içerisinde yer alan bir marka olup, sınırlı sayıdaki satış noktasında özel bir tüketici kesimine hitap ettiğini, davacı markalarının kendine özgü bir alıcı kitlesine sahip olmasıyla tüketicilerin de ortalama tüketiciden daha yüksek bir algıya ve dikkat düzeyine sahip olduklarının bilindiğini, mütevazi şartlarda üretim yapmakta olan müvekkilinin kullandığı ibarenin davalıya ait olduğu zannının oluşmasının zaten mümkün olmamakla birlikte, karıştırılma ihtimalinin doğmasının dahi imkansız olduğunu, zira ürünler arasındaki fiyat farkı uçurumunun aşikar olduğunu, 4- Yine belirtmek gerekir ki, davacı tarafın ürünlerinin daha çok, “chanel” olarak anıldığını ve lüks tüketimin bir parçası haline geldiğini, iltibas tehlikesini ortadan kaldıran asıl unsurun, davacının markasının lüks tüketimin bir parçası olması sebebiyle, ürünlerin sunulduğu kişiler ve bunların sergilendiği mecraların birbirinden tamamen bağımsız olması olduğunu, ayrıca iki markanın tamamen birbirlerinden farklı olduğu da göz önüne alındığında nihai olarak bu durumda iltibas tehlikesinin var olmadığının anlaşılacağını, 5- Ayrıca yine müvekkili markasının cocoland şeklinde el yazısı ile yazılmış ve farklı karekterler kullanıldığını ve adeta bir logo tazrında farklı çalışma sonucunda özgün ve yeni bir marka olarak ortaya çıktığını, yazının karekterinden gocoland olarak algılanma ihtimalinin oldukça yüksek olan farklı ve tamamen özgün bir marka olduğunu, davacı tarafın markasının ise düz yazı ve sadece coco kelimesinden oluşan bir marka olduğunu, bu sebeple karıştırılma ihtimalinin doğmasının imkânsız olduğunu, zira markaların ne okunuşunun ne görselinin benzemediğini ve ürünler arasındaki fiyat farkının belirgin olduğunu, 6- Tüm bu nedenlerle huzurdaki davada 556 Sayılı KHK’NIN 9/1-c maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığını, İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2017/336 Esas sayılı dosya kapsamında verdiği, gerekçesiz, hukuki ve usulü dayanağı olmayan ve denetime elverişsiz olduğu anlaşılan, usul ve yasaya aykırı 2017/196 Karar ve 14/09/2017 tarihli kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talebimiz doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilince sunulan istinaf dilekçesine cevap ve katılma yoluyla istinaf başvurusunda özetle; Davalıların istinaf sebeplerinin haksız ve reddi gerektiği, Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamına göre yetersiz olduğu ve talebin tümünün kabulü gerektiği, Mahkeme tarafından tecavüz ve haksız rekabet talebi açısından taraflarına tek bir vekalet ücreti hükmedilmiş olmakla birlikte, markaya tecavüz talebinin 556 sayılı KHK, haksız rekabete ilişkin taleplerin de 6102 sayılı TTK hükümlerine göre çözümlenmesi gerekeceği ve böylelikle her iki talebin bağımsız dava oluşturması sebebiyle huzurdaki dava açısından objektif dava birleşmesi söz konusu olmasına istinaden, her iki dava açısından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararını kaldırılarak taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunu
492 sayılı Harçlar Kanunu
6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf isteminin KABULÜ ile, İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/09/2017 tarih, 2017/336 E., 2017/196 K. Sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Davacı ... tarafından davalılar ..., ... San. aleyhine açılan DAVANIN KABULÜ ile, 3/a- Davacının tanınmış "... ve ..." logo markasının davalı tarafından haksız olarak kullanılması nedeniyle davacı marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, men'ine, tecavüzün önlenmesine, oluşan haksız rekabetin sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 3/b- Davalıların ... ve ... ibareli de dahil davacının ... markasını içeren markaları ve tanıtım işaretiyle her tür mal ve hizmet sunumunun ve ticari faaliyetinin önlenmesine, 3/c- Davalıların ... ve ... logosu dahil tecavüz teşkil eden malların tabela, broşür, etiket, ambalaj, ticari evrak ve tanıtım vasıtalarının toplanarak imhasına, 3/d- Davalılara ait www...com.tr web sitesinin, https://www.facebook.com/..., https://www.facebook.com/..., https://www.facebook.com/.../, https://www.facebook.com/.../, https://www.instagram.com/.../ ve https://tr.pinterest.com/.../ linklerindeki sosyal medya sayfalarından ve sair Internet sitelerinin içeriğinden ... ve ... markalarını ihtiva eder ürün görselleri dahil müvekkilimizin markasına ve fikri sınai haklarına tecavüz teşkil eden davalının tüm kullanımlarının çıkarılmasına, çıkarılması mümkün olmadığı takdirde söz konusu web sitelerine erişimin engellenmesine; 3/e- Davacının manevi zararına yönelik olarak takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya dair manevi tazminat talebinin reddine, 3/f- Masrafı davalıdan alınmak üzere kesinleşen hüküm özetinin yurt çapında yayın yapan tiraji en yüksek 3 gazeteden birinde bir kez ilanına, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a- 492 Sayılı Harçlar Kanunu
HMK md.353/1
HMK md.333
K6100 md.1
K556 md.61
K556 md.355
K7035 md.31
K6100 md.361/1
K556 md.1
K556 md.63/2
K556 md.48
HMK md.297
K492 md.333
K556 md.63
K6100 md.2
HMK md.361/1