12. Hukuk Dairesi         2009/12119 E.  ,  2009/12815 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 27/03/2009

NUMARASI : 2009/1207-2009/856

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı vekilinin tahsil harcına yönelik ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde:

06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 04.06.2008 tarih ve 5766 sayılı Kanunun 11/ç maddesiyle, 492 sayılı Harçlar Kanununun 123/son maddesi yeniden düzenlenmiş ve son fıkrada yer alan “harca tabi tutulmaz” ibaresi, “bu Kanun’da yazılı harçlardan müstesnadır” şeklinde değiştirilmiştir. İstisna ve muafiyet kavramları vergi hukukunda ayrı ayrı düzenlenmiş olup; istisna bir işleme, muafiyet ise şahsa ilişkindir. Maddede açıkça müstesna ifadesi kullanılmış olması karşısında, yapılan bu son değişiklikle, bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemler, alacaklı-borçlu ayrımı yapılmaksızın 492 sayılı Harçlar Kanununda yer alan yargı harçlarından da müstesna tutulmuştur. Nitekim maddenin gerekçesinde bu değişiklik “492 sayılı Harçlar Kanununun 123.maddesinde kredilere ilişkin istisna hükmünün yargı harçlarını da kapsamı içine aldığı hususu açıklığa kavuşturularak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amaçlanmaktadır” şeklinde ifade edilmiştir.

Diğer taraftan bu durum Yüksek Danıştay 9.Dairesi’nin bu yöndeki yerleşmiş birçok kararı ile de kabul edilmiş bulunmaktadır (Danıştay 9.Dairesi 20.10.2008 T. 2006/4958 E, 2008/4769 K, 15.10.2008 T. 2007/3486 E, 2008/4610 K., 15.10.2008 T. 2005/3203 E, 2008/4591 K, 15.10.2008 T. 2006/84 E, 2008/4597 K.).

Açıklanan ve yeni oluşan bu durum karşısında, bankalar, yurtdışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin olarak icra dairelerinde yapılacak işlemlerin, 492 sayılı Harçlar Kanununda yazılı harçlardan ve aynı Kanun’da yer alması nedeniyle de tahsil harcından müstesna olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle tahsil harcının, alacaklı bankaya ödenen paradan kesilmesi mümkün olmadığı gibi, alacağına mahsuben alacaklı bankaya ihalenin yapılması halinde de satış bedeli üzerinden icra dairesine ödenmesi istenemez.

Somut olayda, şikayetçi banka tarafından, borçluya kullandırılan kredinin geri ödenmesini temin amacıyla icra takibi yapıldığı anlaşıldığından ve dolayısıyla yukarıda anılan yasa hükmü gereğince, ihale bedeli, tahsil harcından müstesna olduğundan, bu yöndeki şikayetin kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ :Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 15/06/2009 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

.... tahsil harcına yönelik karşı oy yazısı : 01.01.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5035 sayılı yasanın 31. maddesi ile değişik 492 sayılı harçlar kanununun 123/3 maddesi gereğince bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslar arası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödemelerine ilişkin işlemlerin harca tabi tutulamayacağı düzenlenmiştir. Bu yasadan sonra, 04.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5766 sayılı yasanın 11/ç maddesi ile 492 sayılı yasanın 123 ncü maddesinin son fıkrasında yer alan "harca tabi tutulmaz" ibaresi "bu kanunda yazılı harçlardan müstesnadır" şeklinde değiştirilmiştir. Dairemiz çoğunluğu tarafından, 492 sayılı yasanın 123/son maddesindeki bu değişikliğin 'kredilerin geri dönüşümü ile ilgili işlemlerde tahsil harcının' alınamayacağı düşünülmektedir. İİK'nun 15 nci maddesi ise harcın kim tarafından ödeneceğini açıklayarak "icra ve iflas harçlarını kanun tayin eder. Kanunda hilafı yazılı değilse bütün harç ve masraflar borçluya ait olup neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın tahsil olunur" demekle tahsil harcının sorumlusunun borçlu olduğunu açıklamıştır. Dairemizce süre gelen içtihatlarında bu kural uygulanmış ise de Hukuk Genel Kurulu'nun önüne gelen dairemizle ilgili uyuşmazlıkta H.G.K.'ca 22.09.2004 tarih 2004/12-491 esas sayılı kararı ile paranın tahsil anında devletin harçla ilgili kaybını önlemek Harçlar Kanununun 128. maddesindeki memur mesuliyetini azaltmak amacı ile ilerde borçludan alınmak üzere tahsil anında tahsil harcının alacaklıdan tahsili gerekeceğine karar verilmiştir. Yine 4684 sayılı yasanın geçici 4. maddesinin ikinci fıkrasında ise "yeniden yapılandırma süreci içerisinde, bankalarca kredi alacaklarının tahsili amacı ile açılmış ve açılacak dava ve takipler sonuçlandırılıncaya kadar 492 sayılı harçlar kanunun 2, 23, 29. maddelerinin uygulanmayacağı belirtilerek, harçlar kanununun hangi maddelerinin uygulanmayacağına açıklık getirilmiştir. Oysa ki 5766 sayılı yasanın 11/c maddesi ile harçlar kanununun 123/son maddesinde değişiklik düzenlenirken, harçlar yasasının hangi maddelerinin verilen kredilerin geri dönüşü ile ilgili işlemlerde uygulanmayacağına yönelik, 4684 sayılı yasanın geçici 4. maddesinin ikinci fıkrasındaki gibi bir açıklık getirilmemiştir. 492 sayılı Harçlar kanununun 28. maddesi (b) bendinde yer alan ve icra takiplerinde tahsil harcının alacağın ödenmesi sırasında tahsil edilmesi gerektiği şeklindeki hüküm, yasanın diğer hükümleri gibi kamu düzeni ile ilgilidir. 5766 sayılı yasanın 11/c maddesinin İİK. 123/son maddesinde getirdiği değişik sonucu borçlunun ödemekle yükümlü olduğu tahsil harcının alınmaması sağlanmış olur ki, bu durumda yapılan adli hizmetlerin karşılıksız kalmasına neden olunacaktır. Sonuçta bu düzenlemeden devlet de zarar görmüş olacağından, bu mağduriyete neden olmamak için kredilerin geri dönüşümü ile ilgili işlemlerden tahsil harcı alınması gerekeceğinden onanması görüşündeyim.

Üye E.Uzuner'in tahsil harcına yönelik karşı oy yasızı:

Medeni usul hukukunda olduğu gibi icra hukukunda harç ve giderler sonuçta haksız çıkan tarafa yükletilir. Harç yapılan bir hizmet karşılığı olarak Devletin aldığı bir paradır. Tahsil harcıda bu amaca yönelik olup sorumlusu İİK.nun 15. maddesi uyarınca borçlu olup kendisinden tahsil edilir.Tahsil harcı 492 sayılı Harçlar Kanunun 28/b maddesi uyarınca alacağın ödenmesi sırasında yatırılan paradan tahsil olunur.Aynı kanunun 32. maddesinde ‘yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılmayacağı ‘belirtilmiştir.Yine bu madde uyarınca ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf ödeyip işlemin yapılmasını sağlayabilir.Ödenen bu para daha sonra isteğe gerek olmaksızın hükümde dikkate alınır.

492 sayılı Harçlar Kanunun 123. maddesi ‘genel muaflıklar ve istisnalar’ başlığını taşımakta olup bu maddenin 3 nolu bendinde bankalarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödemelerine ilişkin işlemlerin bu kanunda yazılı harçlardan müstesna olduğu belirtilmiştir. Kanunda daha önce yazılı olan harca tabi tutulmaz ibaresi 4.06.2008 tarihli 5766 sayılı kanunla harçlardan müstesnadır şeklinde değiştirilmiştir. Kelime olarak farklı bir durum (anlam) yaratmamıştır. Bu maddedeki muafiyet bankaca söz konusu kredi alacağının geri ödenmesi sırasında yapılacak işlemlere ilişkin olup takip hukukuna ilişkin işlemleri kapsamaz. Çünkü maddede bu harçları kapsayacağı şeklinde bir düzenleme bulunmamaktadır. Zira 5737 sayılı Vakıflar Kanunun 77/1. maddesinde ‘genel müdürlüğün tüm iş ve işlemlerinin her türlü vergi resim ve harçtan müstesna olduğu vurgulandığı halde yüksek genel kurulca 24.12.2008 tarih,2008/18-77 E. 2008/788 sayılı kararda da belirtildiği üzere hükmün yargı harçlarını kapsamadığı Vakıflar genel müdürlüğünün muaf olmadığı açıkça belirtilmiştir. Yasa koyucu yargı harçlarının muafiyetini öngörse idi bunu yasada açıkça belirtirdi. Örneğin 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 23/2. maddesinde Tüketici Mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve bakanlıkça açılacak davaların her türlü resim ve harçtan muaf olduğu belirtilmiştir. Bu durumda muafiyet açıkça açılacak davalara ilişkin olduğundan buna ilişkin harçlardan muafiyet mahkemelerce uygulanmaktadır. Bir an muafiyetin varlığı kabul edilse dahi bu muafiyet bankalara tanınmış olup somut olayımızda olduğu gibi borçluyu kapsamaz. Bu hüküm bankalara ilişkin bir düzenlemedir. Bu durumda da tahsil harcının sorumlusu borçlu olduğundan alacaklı konumda olan bankanın bu harçtan sorumluluğu bulunmadığından muafiyeti de söz konusu olamaz. Aksi takdirde bu muafiyet sorumlu olan borçluyu da kurtarır. Borçlunun sorumlu olduğu bir harçtan alacaklının muaf tutulabilmesi için bununda yukarıda belirttiğimiz gibi yasada açıkça düzenlenmesi gerekir. Zira buna ilişkin olarak da 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 140. maddesinin 1.fıkrasında yasa koyucu fonunun her türlü resim ve harçtan muaf olduğu vurgulandıktan sonra 2. fıkrada açıkça fonun dava ve takiplere ilişkin olarak her türlü vergi resim ve harçtan muaf olduğu tekrar belirtilmiş ve 3. fıkrada da ‘borçlu tarafından ödenmesi gereken tahsil harcı dahil her türlü vergi resim ve harç bu alacaktan mahsup edilemez’ denilerek açık düzenleme yapılmıştır. Bu açıklamalar karşısında 492 sayılı harçlar kanununda borçlu nun sorumlu olduğu tahsil harcına ilişkin alacaklının muafiyetine ilişkin bir açık düzenleme yer almadığından 492 sayılı kanunun 123/ son maddesinin harçlardan müstesna olduğuna ilişkin hüküm tahsil harcını kapsamaz. Aksinin kabulü yasa koyucunun maksadını aşar. Bu nedenlerle alacaklı bankanın tahsil harcından sorumlu olduğuna ilişkin Mahkeme kararı doğru olup onanması görüşündeyim.

 

Karar Etiketleri
24.12.2008 BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK İcra İflas Hukuku 5766 sayılı kanunla harçlardan müstesnadır şeklinde değiştirilmiştir. Kelime olarak farklı bir durum (anlam) yaratmamıştır. Bu maddedeki muafiyet bankaca söz konusu kredi alacağının geri ödenmesi sırasında yapılacak işlemlere ilişkin olup takip hukukuna ilişkin işlemleri kapsamaz. Çünkü maddede bu harçları kapsayacağı şeklinde bir düzenleme bulunmamaktadır. Zira 5737 sayılı Vakıflar Kanunu 492 sayılı Harçlar Kanunu 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 5035 sayılı yasanın 31. maddesi ile değişik 492 sayılı harçlar Kanunu 4684 sayılı yasanın geçici 4. maddesinin ikinci fıkrasında ise "yeniden yapılandırma süreci içerisinde, bankalarca kredi alacaklarının tahsili amacı ile açılmış ve açılacak dava ve takipler sonuçlandırılıncaya kadar 492 sayılı harçlar Kanunu 788 sayılı kararda da belirtildiği üzere hükmün yargı harçlarını kapsamadığı Vakıflar genel müdürlüğünün muaf olmadığı açıkça belirtilmiştir. Yasa koyucu yargı harçlarının muafiyetini öngörse idi bunu yasada açıkça belirtirdi. Örneğin 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu 492 sayılı Kanun 5766 sayılı yasanın 11/c maddesi ile harçlar Kanunu 492 sayılı harçlar Kanunu 5766 sayılı Kanun K4684 md.4 K5766 md.4 İİK md.15 K492 md.29 K492 md.123 K5766 md.123 K5411 md.140 K788 md.23/2 K492 md.123/3 K5766 md.77/1 K492 md.28 K5035 md.31 K492 md.32