20. Hukuk Dairesi

Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali ile marka başvurusunun tescili istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK.’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, ... Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Somut olayda, davacının ‘......’ ibareli, 18 sınıfın 1,2,3,4 alt gruplarında, 25. Sınıfın 1,2,3 alt gruplarında ve 35. Sınıfın 1,2,3,4,5 ( 1'den 34'e kadar yer alan tüm mallara özgü mağazacılık hizmetleri) alt gruplarında yer alan mal ve hizmetler yönünden yaptığı...9 sayılı marka başvurusuna davalı şirketin itiraz ettiği, ... Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın kısmen kabul edilerek, başvuru kapsamından 25. sınıfın 3. alt grubunda yer alan malların çıkarıldığı, bu karara karşı davalı şirket tarafından yapılan itirazın ise; başvuru kapsamında 25. sınıfın 1. ve 2. alt grubunda yer alan emtia ile davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan malların benzer ve ilişkili bulunduğu, ayrıca dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu gerekçesi ile kabulüne karar verilerek dava konusu başvurunun tüm sınıflar yönünden reddine karar verildiği, işbu davanın anılan .... kararının iptali istemiyle açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ise ; dava konusu başvuru ile davalı Şirketin.... sayılı markaları arasında, başvuru kapsamına yer alan “18. Sınıf: Çantalar.”, “25. SINIF:Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler” ve “35. SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için “Parfümeri; kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil). Cep telefonları ve bunların kılıfları. Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları. Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri, değerli metalden heykeller ve biblolar. Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil). Çantalar, Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.” mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal ve hizmetleri için 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesi bulunduğu, aynı KHK'nın 8/3 ve 8/5 maddesindeki koşulların oluşmadığı ve davacının marka başvurusunda kötü niyetli olmadığı kabul edilmiş buna karşın davanın reddine karar verilmiştir. Görüldüğü üzere ilk derece mahkemesince yukarıda sayılan mal ve hizmetler dışında başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden iltibas tehlikesi bulunmadığı ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olmadığı bu itibarla dava konusu YİDK kararının kısmen yerinde bulunmadığı kabul edilmesine rağmen davanın tümden reddine karar verilmiştir. Bu husus, az yukarıda açıklanan gerekçeli karar ve hüküm fıkrasının birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. O halde anılan İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, kısa karar ile bağlı kalınmaksızın, ancak kısa karar ile gerekçeli karar ve hüküm fıkrası arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gereklidir. Öte yandan; yukarıda da belirtildiği üzere davacının marka başvurusuna davalı şirketin itirazı üzerine başvuru kapsamından 25. sınıfın 3. alt grubunda yer alan malların çıkartıldığı, bu karara başvuru sahibi davacı tarafça itiraz edilmediği , dava konusu YİDK kararının, bahsi geçen Markalar Dairesi Başkanlığı kararına davalı şirketin itirazı sonucu başvurunun 25. sınıfın 3. alt grubu dışında kalan tüm mal ve hizmetler yönünden reddine dair bulunduğu buna göre uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerin, dava konusu başvuru kapsamında 25. sınıfın 3. alt grubu dışından kalan tüm mal ve hizmetler olduğu hususunun da gözden kaçırılarak inceleme ve değerlendirme yapılması doğru olmamıştır. Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, mahkeme kararının gerekçesi ve hüküm fıkrası çelişkili olması nedeniyle, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak, 10.04.1992 gün ve. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi, kısa karar ile bağlı kalınmaksızın, ancak kısa karar ile kararın gerekçesi ve hüküm fıkrası arasındaki çelişki giderilecek şekilde, HMK.'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap