Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: ''Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf'' suçu, 5237 sayılı TCK'nın 160. maddesinde '' Kaybedilmiş olması nedeniyle malikinin zilyetliğinden çıkmış olan ya da hata sonucu ele geçirilen eşya üzerinde, iade etmeksizin veya yetkili mercileri durumdan haberdar etmeksizin, malik gibi tasarrufta bulunan kişi, şikayet üzerine, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. '' olarak tanımlanmıştır. Suçun oluşması için sanığın suça konu malın sahibinin kim olduğunu bilmesi veya bilecek durumda olmasının önemi yoktur. Sanığın suça konu malın sahibini bilmesi hususu, malı iade yükümlülüğü hususunda önem arz eder. Şöyle ki; sanık, buluntu malın sahibinin kim olduğunu biliyorsa malı kendisine iade etmeli, bilmiyorsa iadeyi yetkili merciilere yapmalıdır. Bu husus madde gerekçesinde ''Kaybedilmiş olması nedeniyle sahibinin zilyetliğinden çıkmış olan eşyayı ele geçiren kişi, bunu iade etmek veya yetkili mercileri durumdan haberdar etmek yükümlülüğü altındadır. Aynı yükümlülük, bir şeyi hata sonucu ele geçiren kişi açısından da söz konusudur. Madde metninde, bu yükümlülüğe aykırı davranarak, eşya üzerinde malikmiş gibi tasarrufta bulunulması, suç olarak tanımlanmıştır. '' denmek suretiyle açıkça ifade edilmiştir. Tüm bu açıklamalar neticesinde, somut olayda suç tarihinde katılanın müşteri olarak gittiği sanığın ortağı olduğu ayakkabıcı dükkanında bulunduğu sırada ayakkabı kutularının arasında unuttuğu cep telefonunu bulan sanığın eyleminin TCK'nın 160. maddesi bakımından tipik olduğu açıktır.