Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap
Karar Etiketleri
02.12.2021 REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 556 sayılı KHK ve BK hükümlerine göre davalının elde ettiği karın 6.161.82-TL den az olamayacağından, 6.161.82 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 4.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, Karar kesinleştiğinde hükmün masrafı davalıdan müştereken ve müteselsilen alınarak Türkiye çapında yayın yapan tirajı yüksek üç gazeteden birinde bir kez ilanına karar verilmiş, her iki taraf vekili yukarıdaki sebeplerle kararı istinaf etmişlerdir. Mahkemece, Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 15.07.2015 havale tarihli raporu ile Bilirkişiler ..., ... ve ...’ın 24.05,2016 tarihli raporlar dosyaya aldırılmış olup her iki bilirkişi raporunda, davalının .. marka ... kod no.lu spor ayakkabısının, davacı ... marka ... modelinin, davalının ... marka ... kod no.lu spor ayakkabısının, davacı ... marka ... modelinin, davalı ... marka ... kod no nolu spor ayakkabısının, davacı ... marka ... modelinin, davalı ... marka ... kod no.lu spor ayakkabısının, davacı ... marka ... modelinin genel görsel bütünlüğü, desen ve renk kombinasyonları, taban yapısı ite tüketici zihninde oluşturdukları genel intiba yönünden tüketiciler nezdinde karışıklığa ve iltibasa yol açacak derecede benzer oldukları, dolayısıyla davalı tarafın bu kullanımlarının davacının ürünlerinde kullandığı ayakkabı tasarımının karışıklığa mahal verecek şekilde kullanıldığı tespiti yapılmıştır. Dava tarihinde yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname’nin Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiilleri içeren 61. maddesinin (a) bendi uyarınca; “Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 9 uncu maddede belirtilen biçimlerde kullanmak” marka hakkına tecavüz olarak değerlendirmektedir. KHK’nın “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı” başlığı ile düzenlenen 9. maddesi ise aşağıdaki şekildedir: "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibi, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep edebilir: a)Markanın tescil kapsamına giren aynı mal ve/veya hizmetlerle ilgili olarak, tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin kullanılması. b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal ve/veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal ve/veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından, işaret ile tescilli marka arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil, karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsamına giren mal ve/veya hizmetlerle benzer olmayan, ancak Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle tescilli markanın itibarından dolayı haksız bir yarar elde edecek veya tescilli markanın itibarına zarar verecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin kullanılması. Aşağıda belirtilen durumlar, birinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a) İşaretin mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malın piyasaya sürülmesi veya bu amaçla stoklanması, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi veya o işaret altında hizmetlerin sunulması veya sağlanması. c)İşareti taşıyan malın gümrük bölgesine girmesi, gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulması. d) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. e)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bir bağlantısı olmaması koşuluyla, işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde kullanılması...” Bu madde hükümlerinden anlaşılacağı üzere; marka hakkının ihlal edildiğinin kabulü için 61. madde delaletiyle 9/1-b bendinde tanımlanan kullanım şeklinin gerçekleşmesi yeterli kabul edilmektedir.Yani, tecavüzün varlığına hükmedebilmek için; davacı markaları ile davalının “tescilsiz” kullandığı işaretin ve bunların emtia veya hizmetlerinin aynı veya benzer olması ve bu durumun iltibasa yol açması zorunludur. 556 sayılı KHK, “benzerlik” kavramını tanımlamamıştır. Ancak; marka hakkının kapsamını düzenleyen 9/1-b maddesinden; işaret ile tescil edilen marka arasında karıştırılma ihtimali varsa; o işaret ile tescilli marka arasında benzerlik olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmaktadır. Yüksek Mahkemeye göre markalar arasında benzerliğin olup olmadığına, markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki dikkate alınarak karar verilir. Yargıtay 11. HD 2004/14154 Esas ve 2006/1555 Karar sayılı kararında; “…556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/1-b bendi uyarınca markaların iltibas yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. ... Dairemizin bu konuda yerleşik içtihatları uyarınca asıl unsurun; bunların ayırt edici ve baskın unsurları unutulmaksızın markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin tümüne hâkim olan görünüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajda aranması gereklidir.” şeklindeki görüş ve değerlendirmelerle, karıştırılma ihtimalinin tespitinde, markaların kapsadığı mal veya hizmetin hitap ettiği orta seviyedeki tüketicinin dikkatinin esas alınması gerektiğini ve değerlendirmenin markanın bıraktığı toplu intiba dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu değerlendirmede esaslı unsurun özellikle dikkate alınması gerektiğini vurgulamıştır. Markalar arasında iltibas bulunup bulunulmadığının tespitinde Yargıtay’ın genel görüşü davaya konu olan mal ve hizmetlerin hitap ettiği tüketici grubunun bilgi ve dikkat seviyesinin nazara alınması gerektiği yönündedir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, bilirkişi raporlarında yukarıda açıklanan markaya tecavüze ilişkin tespitlerin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmaktadır. Davacı haksız rekabetin tespitini ve uğradığı zararın, 556 sayılı KHK'nın 66.b maddesine göre tazminini talep etmektedir. Haksız rekabet kuralları, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacı ile sevk edilen kurallar olup, genel nitelikli ve her alanda uygulanabilecek hükümler içermekle birlikte rekabet hakkının, Türk Medeni Kanunu 6762 sayılı TTK) hem de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunu 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Davanın kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE, 4-Davalının davacıya ait tescilli ... markasına yönelik vaki tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, 5-Mahkememizce verilen tedbir kararının karar kesinleşene kadar devamına, davacının davaya konu markası ile iltibas ve haksız rekabet yaratan üretim, satış, pazarlama, ilan, reklam, katoloğ vb eylemlerin önlenmesine, tekrarının yasaklanmasına, 6-Marka hakkını ihlal nedeniyle 556 sayılı KHK ve BK hükümlerine göre takdir edilen 6.161,82 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 7- Manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 4.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, 8- Karar kesinleştiğinde hükmün masrafı davalıdan müştereken ve müteselsilen alınarak Türkiye çapında yayın yapan tirajı yüksek üç gazeteden birinde bir kez ilanına, 9- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 9/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu 556 sayılı KHK ve BK hükümlerine göre davalının elde ettiği karın 6.161.82-TL den az olamayacağından, 6.161.82 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 4.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, Karar kesinleştiğinde hükmün masrafı davalıdan müştereken ve müteselsilen alınarak Türkiye çapında yayın yapan tirajı yüksek üç gazeteden birinde bir kez ilanına" karar verilmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; 1-İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/134 E., 2017/222 K. Ve 17.10.2017 tarihli kararında, husumet itirazlarını değerlendirmediğini ve eksik ve hatalı karar verdiğini, davacının yöneltmiş olduğu davanın konusunun müvekkilinin şirket faaliyetlerini ilgilendirmekte olup, müvekkillerinden ...'ın, tüzel kişinin iş ve işlemlerinden şahsen ve hukuken sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, öncelikle davanın, husumet ehliyeti yokluğundan dolayı davalı ... yönünden reddedilmesi gerekirken, mahkemenin husumet itirazını dikkate almadığını ve kararında da, husumet itirazı hakkında gerekçeli bir karar oluşturmadan davanın kısmen kabulüne karar verdiğini, 2-Reddedilen maddi tazminat miktarı olan 53,838.18-TL üzerinden lehlerine, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken mahkemenin, hataya düşerek nisbi değilde maktu vekalet ücreti olan 2,860.00-TL vekalet ücretine hükmettiğini, yine hakeza manevi tazminat yönünden de eksik vekalet ücretine hükmettiğini, asgari 2,860.00-TL vekalet ücretine hükmetmesi gerekirken lehimize 480,00-TL vekalet ücretine hükmettiğini, 3-Ayrıca, davalılardan ... yönünden de lehlerine vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken hiçbir şekilde vekalet ücretine hükmedilmediğini, tüm bu sebeplerle kararın vekalet ücretleri yönünde aleyhlerine olan hususlar yönünden bozulması gerektiğini, 4-Davaya konu edilen ürünler 2010 yılından önceye ait olup, zaman aşımına uğradıklarını, zaman aşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, dava konusu ayakkabıların tespiti için mahkemenin tedbir kararına binaen, Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... talimat nolu dosyası ile, 29.07.2015 tarihinde müvekkilinin adresine gelindiğini, yapılan İcra ve tespit işleminde, “mahalde yapıları tespitte tedbir kararına konu ürünlere rastlanamadığından, karara konu ürünler olmadığından karar gereği işlem yapılamadı” şeklinde tutanak tutulduğunu, yani müvekkilinin iş yerinde hiçbir şekilde davaya konu edilen ürünlerin bulunamadığını, yani bu ayakkabıları davanın açılmasından önceki iki yıllık zaman içinde taraflarınca üretildiği veya satıldığı davacı tarafça hiçbir şekilde ispat edilememiş olup, ayrıca bu konuda da dosyada herhangi bir delil de bulunmadığını, bu sebeple gerek Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, gerekse Türk Borçlar Kanunu TTK md.371 TTK md.57 TTK md.56 HMK md.333 K6762 md.4 K6098 md.72 HMK md.355 TTK md.54 K6100 md.361/1 TBK md.72 K556 md.61 K6100 md.2 TTK md.55 K6100 md.355 HMK md.353/1 K556 md.333 K556 md.2 K556 md.355 K7035 md.31 TTK md.629 HMK md.361/1