Bölgen Adliye Mahkemesince verilen hükümler ile temyiz isteminin kısmen reddine dair ek karar temyiz edilmekle başvurunun muhtevası nazara alınıp, 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren duruşmasız yapılan incelemede dosya tetkik edildi. Sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolayı 5237 sayılı TCK'nın 109/1-3f-5,62. maddeleri gereğince 3 yıl 1 ay hapis cezasına mahkumiyetine dair verilen kararın istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince hukuka aykırı şekilde bozulmasından sonra anılan karara direnme yetkisi olmayıp, kanunen uyma zorunluluğu bulunan ilk derece mahkemesince sanık hakkında aynı Kanunun 109/2-3f-5, 62. maddeleri uyarınca verilen 5 yıl hapis cezasına ilişkin hükmün aslında Bölge Adliye Mahkemesince verilmiş bir karar olarak kabulünde zorunluluk bulunduğu, esas olarak Bölge Adliye Mahkemesince suç vasfı yönünden bozma kararı verilemeyeceği, bu tür kararların istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilmesi gereken kararlardan olduğu, bu şekilde verilen kararların ilk derece mahkemesi kararı niteliğinde bulunduğunun kabulü halinde esasen tarafların var olan temyiz haklarının ellerinden alınmış olacağının anlaşıldığından, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde kurulan yeni hükmün temyizi kabil olduğu kabul edilip, anılan karara yönelik temyiz isteminin reddine dair verilen ek kararın usul ve kanuna uygun olmadığından kaldırılmasına karar verildikten sonra gereği görüşüldü: İlk derece mahkemesince sanığın aşamalarda mağdurenin on beş yaşından büyük olduğunu bildiği yönündeki savunması, mağdure ile diğer sanık ifadeleri ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, olayda 5237 sayılı TCK'nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışıldıktan sonra hükme varılması gerekirken bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın eksik gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet kararları verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 230. maddesine muhalefet edilmesi, Kabule göre de; Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalardaki beyanları, olaydan bir gün sonra düzenlenen adli raporda akut fiili livata ile uyumlu bulguların olmadığının belirtilmesi, adli görüşmeci tarafından düzenlenen 01.04.2019 tarihli rapor içeriği, mağdurenin olay günü sanıkla birlikte onun evine kadar bir saat boyunca yürüdüklerini söylemesine rağmen bu süre zarfında bağırmaya veya kaçmaya çalışmaması ve tüm dosya kapsamına göre, ilk derece mahkemesince sanığın olay günü on beş yaşından küçük mağdureyi cebir, tehdit veya hileyle evine götürüp, cinsel istismar eylemini organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle sübuta eren eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 103/1 maddesinde düzenlenen çocuğun cinsel istismarı ve 109/1, 3f,5. maddelerinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından hükümler kurulması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar vermesi karşısında anılan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi, Kanuna aykırı, sanık ve müdafisi ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17 Ceza Dairesinin 06.01.2021 gün ve 2020/2132 Esas, 2021/61 Karar sayılı vaki istinaf başvurusunun düzelterek esastan reddine yönelik hükümlerinin 5271 sayılı CMK'nın 302/2-4. madde ve fıkrası gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre sanığın atılı suçtan TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesinin ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmesine, 21.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.