Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; 02.08.2018 tarihinde davalı ... A.Ş.'nin maliki olduğu ... plakalı aracın müvekkili ... sevk ve idaresinde iken davacı ... idaresinde ki ... plakalı araç ile söz konusu kazanın gerçekleştiğini, söz konusu kazaya ilişkin Polatlı ....Asliye Ceza Mahkemesi ... E. Sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını ve hala görüldüğünü, dava dilekçesinde ...’ın asli kusurlu olduğu ileri sürülmüş ise de bu konuda henüz yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, Hukuk Mahkemesindeki davada davacının zararı ile olay arasındaki nedensellik bağının araştırılması ve kusur derecesinin buna göre belirlenmesi gerektiğini, maddi ve manevi tazminat talepleri fahiş olup; tazminat sübuta ve hakkaniyete uygun olmalı ve zenginleşme aracı olarak kullanılması gerektiğini, davacının manevi tazminat taleplerinin günümüz şartlarına, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve kazadan sonra meydana geldiği iddia olunan maluliyete uygun olmadığını, müvekkiline bir kusur izafesi halinde bile istenilen tazminat miktarının fahiş ve nedensiz zenginleşme niteliğinde olduğunu, müvekkilinin kesin kusurlu olmamasına rağmen maddi ve manevi tazminat talepli dava açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, açılmış olan davada müvekkili lehine karar verilmesi ve söz konusu itirazlarının değerlendirilip Yargıtay’ın yerleşik içtihatları, Borçlar Kanunu ve evrensel hukuk kuralları da göz önünde bulundurulduğunda maddi ve manevi tazminat talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, işbu davanın reddi gerektiğini, davacının kaza tarihinden itibaren faiz isteminin hukuka aykırı olup; bu konuda da itiraz ettiklerini tüm bu nedenlerle; açılmış olan davanın reddine karar verilmesini ,yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkili aleyhine açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup, reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili açısından merkez adresi, "..." olup, bu halde, yetkili ve görevli mahkemelerin ... Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu , bu nedenle öncelikle yetkisizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, ceza mahkemesi davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davaya konu olayın meydana gelmesinde davalı müvekkili ... A.Ş.nin hiçbir kusuru olmadığını, kusursuz olan müvekkilinin sorumlu olmayacağının da açık olduğunu, hiç bir kabulü tazammun etmemek kaydıyla, sigortalı aracın trafik poliçesi kapsamında diğer davalı ... Şirketi tarafından poliçe limitleri dahilinde, varsa tespit edilecek maddi zararlarının karşılanacağını, ceza mahkemelerinden alınmış kusur raporunun hukuk mahkemelerini bağlamadığını, davacının söz konusu kaza nedeniyle iddia ettiği gecici ve kalıcı iş göremezlik durumunu ispatlaması gerektiğini, davacının manevi tazminat talep etme koşullarının mevcut olduğunu kabul etmemekle beraber, talep edilen manevi tazminat miktarı çok yüksek olduğunu, davacının haksız yere zenginleşme amacı güttüğünü, işbu tazminat davasının haksız fiile dayandığını, davacının avans faizi talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, tüm bu nedenlerle öncelikle yetki itirazının kabulü ile davanın yetki yönünden usulden reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şirketi cevap dilekçesi ile özetle; dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ... plakalı aracın ... no.lu Ekstra Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesini sunduklarını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin meydana gelen zarardan dolayı sorumluluğu bulunduğuna kanaat getirilmesi halinde müvekkili şirketin söz konusu zarardan ancak poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, Artan Mali Sorumluluk Sigortası Klozu bakımından manevi tazminat teminat limiti kombine tek limiti olup 62.500 TL olduğunu, zorunlu dava şartı olan sigorta şirketine usulüne uygun başvurunun davacı tarafça yerine getirilip getirilmediğinin ispatı gerektiğini, aksi takdirde davanın bu yönden usulden reddi gerektiğini, 2 yıllık dava açma süresinin geçmiş ise davanın zamanaşımı sebebiyle reddini talep ettiklerini, davacının, aracın işleteni, sürücüsü veya maliki ise alacaklı ve borçlu sıfatı birleşeceğinden davanın reddi gerektiğini, davacı tarafa müvekkili şirketçe ödeme yapılmış ise söz konusu ödeme nedeniyle müvekkili şirketin sorumluluğu kalmamış olup bu nedenle davanın reddi gerektiğini, huzurda görülmekte olan davada kazaya karıştığı iddia edilen aracın müvekkili şirket tarafından sigortalanmamış yahut sigorta poliçesi kaza tarihinden önce iptal edilmiş ise davanın husumet yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin ancak sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, müvekkili şirket nezdinde sigortalı aracın kusuru bulunmadığını, “geçici iş göremezlik” tazminatı taleplerinin de hem 6111 sayılı kanun gereği hem de trafik sigortası genel şartları uyarınca tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden teminat dışında olduğunu, Trafik Sigortası Genel Şartları’na göre; “.trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında sayıldığını, davacının çalışma gücünü kısmen veya tamamen yitirmesi sonucunda kalıcı işgöremezlik tazminatı içerisinde değerlendirilmeyen giderlerin, yani geçici iş göremezliğe ilişkin taleplerin gideri kapsamında bulunduğunu ve işbu giderlerden davalı müvekkilinin sorumluluğu olmadığını, tedavi gideri teminatının ise, mağdurun iyileşmesi veya vücut bütünlüğünün zarar veren olay öncesi duruma dönmesi için tıbben yapılması zorunlu giderleri içermektedir.” şeklinde tanımlama ile tedavi sürecinin bir uzantısı olan geçici iş göremezlik teminatının da tedavi gideri teminatı içerisinde yer aldığını, haksız olarak talep edilmiş bulunan “geçici iş göremezlik” tazminatının reddi gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere söz konusu kazanın iş kazası olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, söz konusu kaza iş kazası ise SGK tarafından bağlanan peşin sermaye değerinin sorulup tenzil edilmesi gerektiğini, hesaplanacak tazminattan hatır taşıması ve müterafik kusurun tenzili gerektiğini, müvekkili şirketin söz konusu zarardan poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, işbu dava tarihine kadar herhangi bir ihbar bulunmadığını, davayı kabul manasında olmamak üzere faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini, daha önce yapılmış ödemelerin faizi ve güncellemesi yapılarak mahsup edilmesi gerektiğini, 6111 sayılı kanunla değişen mevzuat gereği, tedavi giderine ilişkin primlerin SGK'ya aktarıldığından sigorta şirketi nezdinde artık tedavi gideri kalemi şeklinde bir teminat kalmadığını, bakıcı ücreti talebine ilişkin itirazlarını sunduklarını, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla teminatın tek, zarar görenlerin birden fazla olması durumunda Karayolları Trafik Kanunu 96.madde gereğince teminatın paylaştırılması gerektiğini, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmaması gerektiğini, davacının manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu , tüm bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın usulden ve esastan reddine, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap