Esas No
E. 2020/6324
Karar No
K. 2021/6738
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

11. Hukuk Dairesi         2020/6324 E.  ,  2021/6738 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.01.2016 gün ve 2015/44 - 2016/6 sayılı kararı onayan Daire'nin 08.07.2020 gün ve 2019/960 - 2020/1378 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı vekili, İktisat Bankası T.A.Ş'nin TMSF'ye devrinden sonra, hesaplarda yapılan inceleme neticesinde bazı mudilere fahiş oranda faiz uygulandığının anlaşıldığını, banka müzayaka halinde olduğundan kararlaştırılan faiz oranlarının batıl olduğunu, İMKB ortalamaları üzerinde kalan kısımdan davacı bankanın sorumlu olmadığı gerekçeleriyle davacının davalılara 76.949,66 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizle birleştirilen Yargıtay 19. Hukuk Dairesince onanmıştır.

Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dava, davalıların hesabına tahakkuk ettirilen 0/N (Over Night) faiz alacağının aşırı bölümünün gabin, ahlaka ve hukuka aykırılık nedenleriyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Oysa, temyiz incelemesinden geçen çok sayıdaki emsal davalarda alınan bilirkişi kurulu raporlarından bilindiği üzere, İktisat Bankası T.A.Ş.’nin 01.01.2001-14.03.2001 tarihleri arasındaki dönemde birikmiş zararının 1.9 katrilyon TL’ye ulaştığı, bankanın müzayaka halinde bulunduğu, banka devir bilançosu ve bağımsız denetçi raporu ile sabit olduğundan, bankanın içinde bulunduğu yüksek likidite ihtiyacı nedeniyle mevduat kaçışını engellemek için yüksek oranda faizler ödediği, mevcut hesapların miktarı ne olursa olsun İktisat Bankası T.A.Ş. tarafından uygulanan faiz oranlarının müzayakadan kaynaklandığı, davalının da bankanın düştüğü müzayaka halinden yarar sağladığı, İktisat Bankası T.A.Ş.’nin TMSF bankaları dışındaki bankaların ve İMKB’nın verdiği faiz oranlarından daha yüksek faiz verdiği, 62 şubesinin bulunduğu ve Fona devir tarihi olan 14.3.2001 itibariyle incelenen bilançosuna göre zarar ettiği, öz kaynaklarının eksiye dönüştüğü, topladığı mevduatları zararla kaybettiği, kriz döneminde toplanan mevduatın yarısının bir günlük vadeli olduğu diğer anlatımla, bu yarının kısa sürede bankadan çıkacak mevduat olduğu, kriz olmasaydı dahi, bankanın kendi imkanları ile büyüme ve gelişme göstermesinin mümkün olmadığı, davalının nakit açığını gidermek için yüksek faizle mevduat toplama yolunu seçtiği tespitlerine yer verilmiştir. Bu durumda, gabinin koşullarının mevcut olmadığı, bankanın uygulayacağı faiz oranlarını bizzat belirleyip umuma ilan ettikten sonra münferit bir müşterisinin gabinine maruz kalamayacağı sonucuna varılmamalıdır.

Hukuk Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenmekte olan 2007/19-63 E, 2007/52 K. numaralı kararında da belirtildiği üzere, İktisat Bankası T.A.Ş.’nin anılan dönemde, hem piyasadan para toplayabilmek ve hem de mevcut hesaplardaki paraların çekilmesini önlemek, günlük ödemelerini karşılamak için, bunlara normalin çok üzerinde faiz uygulamak zorunda kaldığının, başka bir ifadeyle, müzayaka halinde bulunduğunun kabulü zorunludur. Bankanın yönetim ve denetiminin, mali bünyesindeki zaafiyetten dolayı TMSF’na devredilmiş olması da, varılan bu sonucu teyit etmektedir. Yine, basiretli, müdebbir davranmakla yükümlü bulunan davalıların 2001 yılı başlarında Ülkemizde yaşanan ve esasen belirtileri daha önce ortaya çıkmış olan ekonomik krizin olası sonuçlarını öngörememiş olabileceğinin, bankanın ve benzeri durumdaki, mevduat hacmi ve şube sayısı düşük, sayıları az ve fakat mevduatları yüksek hesap sahipleriyle çalışan başka bazı bankaların, kamuoyuna açıklıkla yansıdığı için toplumun genelinde dahi bilinen mali durumlarından, nakit sıkıntılarından haberdar bulunamayabileceğinin kabulü mümkün değildir. Davalıların, buna rağmen uyuşmazlık konusu dönemde mevduat hesabında önemli miktarda para bulundurmasının, banka mevduatlarının sınırsız olarak Devlet güvencesi altında bulunmasından ve bankanın da nakit para sıkıntısı çekmesinden, müzayaka halinde olmasından yararlanmak suretiyle, fahiş oranlarda faiz geliri elde etme amacına yönelik bulunduğu kabul edilmelidir. İktisat Bankası T.A.Ş.’nin mali açıdan zorluk yaşamasının, nakit para sıkıntısı içine düşmesinin, müzayaka haline girmesinin kısmen kendi zaaflarından ve yönetimindeki basiretsizliklerden kaynaklanmış olması, başka bir ifadeyle, müzayaka halinin oluşmasında kendi kusurunun da bulunması, davalının bu durumdan yararlanma isteğini hukuken meşru ve haklı kılamaz. Faiz, sermayenin ondan mahrum kalınan süredeki getirisidir ve faiz oranının belirlenmesinde, o andaki ekonomik koşullar önemli bir rol oynar. Ülkedeki aynı ekonomik koşulları yaşayan diğer bazı bankaların ve aracı kurumların, nakit para sıkıntısı içerisinde olmadıkları için daha düşük oranlarda faiz uygulamak suretiyle faaliyetlerini sürdürebildikleri bir dönemde, İktisat Bankası T.A.Ş.’nin nakit para sıkıntısından dolayı, davalıya sermayenin mahrum kalınan normal getirisinin çok üzerinde, fahiş oranlarda faiz vermek zorunda kalması, genel ekonomik koşullardan daha çok, kendisinin özel durumundan, daha açık bir ifadeyle müzayaka halinden kaynaklanan bir sonuç olarak kabul edilmelidir. Medeni Kanun’un 2. maddesi uyarınca, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüst davranmak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılması hukuk düzenince korunmaz.

O halde mahkemece, gabinin objektif ve subjektif unsurlarının gerçekleştiği dikkate alınarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yukarıda açıklanan esaslara ve tespitlere aykırı yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde olmadığından Yargıtay (Kapatılan) 19. HD’nin 08.07.2020 tarih ve 2019/960 E- 2020/1378 K. sayılı onama ilamının kaldırılarak mahkeme kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Yargıtay (Kapatılan) 19. HD’nin 08.07.2020 tarih ve 2019/960 E. - 2020/1378 K. sayılı onama ilamının kaldırılmasına ve kararın davacı yararına BOZULMASINA, 01/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog