40. Hukuk Dairesi
Davacı vekili, davalıların sürücüsü/işleteni ve trafik sigortacısı oldukları aracın, müvekkil şirkete sağlık sigortasıyla sigortalı bulunan dava dışı ...'e çarpması neticesi 23/02/2014 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle, adı geçenin görmüş olduğu tedavi masraflarının, müvekkil şirket tarafından karşılandığını belirterek sigortalı için yapılan 28.324.79 TL ödemenin davalılardan rücuen tahsiline karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Davalı ... Sigorta AŞ vekili davanın reddini talep etmiştir. Davalı SGK vekili davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, tedavi giderlerinden sorumlulukları bulunmayan araç sürücüsü ve işleteni olan ... ile sigorta şirketi yönünden açılan davanın reddine; SGK yönünden açılan davanın ise kaza tarihi itibarıyla SUT hükümlerine göre hesaplama yapılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle sigorta şirketi tarafından yapılan belgeli tedavi giderleri olan 23.596,81 TL'nin adı geçen davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili, aracın sürücüsü ve işleteni olan ... bakımından da kabul kararı verilmesi gerekirken sorumluluklarına gidilmemiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur. Karara karşı davalı SGK vekili, talebin zamanaşımına uğradığını, dava öncesinde kuruma yapılmış bir müracaat bulunmadığını, sigorta şirketinin rücu hakkının olmadığını, kabul şekli bakımından da hesaplamanın SUT hükümleri doğrultusunda yapılmamasının doğru olmadığını, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin yanlış hesaplandığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı sigorta şirketi özel sağlık sigorta sözleşmesine dayalı olarak trafik kazasından kaynaklı karşıladığı tedavi giderlerini, TTK'nın 1472'inci maddesinden doğan halefiyet hakkına dayalı olarak davalılar araç sürücüsü/işleten ve trafik sigortacısı ile SGK'dan talep etmektedir. 25.2.2011 tarih, 27857 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6111 Sayılı Kanun'un 59.maddesi ile 2918 sayılı Kanun'un 98'inci maddesinin uyuşmazlığı ilgilendiren kısmı" Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. (Ek cümle: 4/4/2015-6645/60 md.) Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu, bu kapsama girenler yönünden genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmetlerine ilave sağlık hizmetlerini belirler, protez ve ortezler için farklı birim fiyatı tespit eder. Bu sağlık hizmetleri sağlık uygulama tebliğindeki istisnai sağlık hizmetleri kapsamına dâhil edilmez. Trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda; sigorta şirketlerince yazılan primlerin ve ...nca tahsil edilen katkı paylarının % 15’ini aşmamak üzere, münhasıran bu teminatın karşılığı olarak Hazine Müsteşarlığınca sigortacılık ilkeleri çerçevesinde maktu veya nispi olarak belirlenen tutarın tamamı sigorta şirketleri ve 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14'üncü maddesinde düzenlenen durumlar için ... tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılır. Söz konusu tutar, ilgili sigorta şirketleri için sigortacılık ilkelerine göre ayrı ayrı belirlenebilir. Aktarım ile sigorta şirketlerinin ve ...nın bu teminat kapsamındaki yükümlülükleri sona erer..." şeklinde düzenlenmiştir. Yine söz konusu Kanun'un geçici 1/2. maddesinde de "Bu kanunun yayımlandığı tarihten itibaren 6 ay içinde Sağlık Bakanlığı Trafik Hizmetleri Döner Sermaya İşletme Müdürlüğünün trafik kazalarından kaynaklanan tedavi giderlerinin tahsili için kurduğu sistem mevcut haliyle Sosyal Güvenlik Kurumuna devredilir. Trafik Hizmetleri Döner Sermaya İşletme Müdürlüğünün tasfiyesine ilişkin iş ve işlemler aynı tarih itibariyle Sağlık Bakanlığınca gerçekleştirilir" düzenlemesi mevcuttur. İşbu yasal düzenlemelere göre sigorta şirketlerinin, ödeyecek oldukları katkı payı karşılığında trafik sigorta sözleşmesine ilişkin (belgeli tedavi giderleri yönünden) trafik kazalarından kaynaklı sorumlulukları sona erdiği gibi sorumluluklarını üstlendikleri işleten ve haksız fiil failinin (sürücü) de bu kapsamda sorumlulukları sona ermiştir. Bununla birlikte trafik kazası nedeniyle zarar gören kişinin (kazadan kaynaklı bir başka kişiden talep hakkı olup olmadığına bakılmaksızın) ve yine sosyal güvencesi olsun olmasın tedavi giderleri SGK tarafından karşılanacaktır. Hal böyle olunca mahkemece, tedavi giderlerinden kaynaklı sorumlulukları bulunmayan trafik sigortacısı ve araç sürücüsü/işleteni davalıların sorumluluğuna gidilmemiş olması doğrudur. Bu yöne ilişkin davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde değildir. SGK yönünden yapılan değerlendirmede ise, davacı sigorta şirketinin özel sağlık sigortasına dayalı olarak karşladığı tedavi giderlerini SGK'dan talep edebilmesi için halefiyet hakkının mevcut olması gerekmektedir. Somut olayda, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, davacının sigorta poliçesine dayalı olarak sigortalısının zararını karşılayarak bu oranda onun haklarına halef olduğu, istinaf itirazına uğramayan hükme esas alınan kusur raporuna göre SGK'nın sorumluluğunu üstlendiği davalı araç sürücüsünün de tam kusurlu olduğu, kaza tarihinden sonra yürürlüğe giren hesaplamanın SUT hükümleri doğrultusunda yapılması gerektiğine ilişkin yasal düzenlemenin, geriye yürümeyeceği, bilirkişi raporunda faturaya bağlı belgeli tedavi gideri hesabında maddi hata bulunmadığı ve sigorta şirketi tarafından yapılan belgeli tedavi giderlerinin tamamından, SGK'nın sorumluluğuna gidilmiş olmasında yasaya aykırı bir yön bulunmadığı görülmektedir. Ancak SGK'nın harçtan muafiyeti olmasına rağmen aleyhine harç yüklenmiş olması doğru olmamıştır.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın