Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap
Karar Etiketleri
12.01.2022 REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 6102 sayılı TTK'nın 18/II maddesi gereğince basiretli davranma yükümlülülüğü bulunan tacir oluşu ve basiretli bir işadamı gibi davranma yükümlülüğünün de davacıya objektif bir özen ölçüsü getirmesi ve tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde, kendi yetenek ve imkânlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli ve öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesinin gerekli olduğunu vurgulayışı, tacirin özellikle ticari işletmesiyle ilgili sözleşmeleri yaparken ve bu sözleşmelerden doğan borçlarını yerine getirirken basiretli bir işadamı gibi davranmak zorunda olduğundan ve mutabakat zabtının davacıdan sadır oluşunun da çekişme konusu bulunmaması, davacı tarafın davalının defter ve kayıtlarında bulunmadığını belirttiği faturaların ve geçici kabulün varlığını gösterdiğini beyan ettiği ve dosya kapsamına ibraz ettiği 13/03/2017 tarihli belgenin, teslim edildiği anlaşılsa bile fatura konusu malların mutabakat mektubundan önce olduğu da gözetilerek yani davacı tarafından dava dosyasına sunulan 13/03/2017 tarihli teslim tutanağı ve faturalar sonrası mutabakat mektubu imzalanmış olduğundan mezkur belgenin imzalanması ile davacı tarafın bu belgenin içeriğinin kabul edildiği ve işbu 14/06/2017 tarihli mutabakat zaptı ile o tarih itibariyle yüklenicinin kalan net alacağını belirlemiş oluşlarına göre bu tarih itibari ile davalının davacıya borcunun bulunmadığının kabulü gerektiği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkeme tarafından gerek dava süresince sunulan delil ve itirazlarının özellikle 17.12.2018 tarihli bilirkişi raporuna karşı sunmuş oldukları itirazların hiçbirisinin değerlendirmeye alınmadığını, bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesinin doğru olmadığını, bilirkişi tarafından 14.062017 tarihli mutabakat metnine dayalı olarak davacı alacağının ispat edilemediğine yönelik görüşü ve yerel mahkemenin aynı doğrultuda vermiş olduğu kararın gerçekleri yansıtmadığını, davacının cari hesap bakiyesi 125.983,86 TL cari hesap borcu olduğunu göstermekte iken, davalı tarafın cari hesabının "sıfır" gösterdiğini, tarafların defter kayıtlarının birbirinden farklılık gösterdiğinin kanıtı olduğunu, defter ve kayıtlarda çelişki bulunduğunu, çelişkili defter kayıtları ve cari hesap bakiyelerine dayalı mutabakat metninin geçerli olmadığını, hatalı olan kayıtlara göre yapılan mutabakatın da hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, mutabakat metni işleminin baştan sakatlanmış olduğunu, hukuken hiçbir geçerliliği olmadığını, defter kayıtlarındaki hatanın hangi taraftan kaynaklandığı belirli olmayıp, davalı taraf kayıtlarının da hatalı olmasının gayet mümkün olduğunu, mahkeme tarafından taraflara ait defter kayıtlarındaki farklılıkların belirlenmesi ve buna göre inceleme yapılması gerekirken, hiçbir inceleme yapılmayıp, aynen mutabakat metnine göre haksız ve hukuka aykırı olarak karar oluşturulduğunu, bilirkişinin mutabakat metni var demek suretiyle defter incelemesine dahi devam etmeyip, sadece mutabakat metnine dayalı olarak rapor oluşturduğunu, davacıya ait defter kayıtlarında 17.05.2017 tarih ... yevmiye nolu ... numaralı 75.161,28 TL satış faturası ile aynı tarih ve yevmiye numaralı ... numaralı 12.005,56 TL satış faturasının davalı tarafın defter kayıtlarında görülmediğini, benzer birçok farklılığın olduğu defter kayıtlarına göre sehven imzalanmış mutabakat metninin doğruluğunun kabul edilmesinin hukuk mantığına aykırı olduğunu, mahkeme tarafından rapor içeriğindeki eksikliğin belirlenmesi, bu belirlemeye göre davacı itirazlarından bağımsız olarak resen çelişkinin giderilmesine yönelik rapor aldırılması gerekirken, haksız ve hukuka aykırı olarak sadece rapora bağımlı kalmak suretiyle karar oluşturulduğunu, davalı tarafın davacı hak edişlerinden sözleşme maddesine göre %5 geçici teminat olarak 45.980,61 TL kesinti yaptığının rapor ile sabit olduğunu, geçici teminat kesintilerinin davacıya ödenmediğini, ödenmeyen geçici teminat kesintilerinin davacı açısından alacak olarak hesaplanması gerekirken, yine mahkeme tarafından itirazlarının dikkate alınmadığını, davalı tarafça kesintisi yapılan 45.980,61 TL'nin davacıya iadesinin gerektiğini, bilirkişi raporunda davacı taahhüdü altında yapılan işin geçici kabul yapıldığına ve davalıya teslim edilmediğine dair herhangi bir belge bulunmadığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, bilirkişi tarafından yeterli inceleme yapılmadan rapor oluşturulduğunu, taahhüt edilen işler tamamlanarak 13.03.2017 tutanak ile teslim edildiğini, bilirkişi raporunda yapılan işlerin davalıya teslim edildiğine dair herhangi bir belgenin dosyada bulunmadığına yönünde tamamen gerçek dışı görüş sunulduğunu, ayrıca, davalı tarafından, teslim alınan yere ilişkin olarak kullanım sonrası ortaya çıkartılan bir takım küçük çaplı eksik işlere ilişkin 04.07.2017 tarihli Kartal ... Noterliği ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin müvekkiline keşide edildiğini, zamanla kendisi gösteren ve ufak işlerle ilgili eksiklerin teslim alınmadan ve bir süre boyunca kullanılmadan anlaşılmasının mümkün olmadığını, hatalı görüşlere dayalı olarak haksız ve hukuka aykırı karar verildiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu HMK md.353/1 TTK md.18 TBK md.132 HMK md.355 K6102 md.1 K6098 md.132 HMK md.362/1 K6100 md.355