4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2021/17143 E. , 2021/4756 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ...Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki kişilik haklarına saldırı ve haksız eylemden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne dair verilen hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
HMK'nun 353/1-b,2 madde ve bendi uyarınca .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 28/12/2018 tarihli 2017/206 Esas-2018/437 Karar sayılı kararının kaldırılmasına yeniden hüküm kurulmak suretiyle maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne dair verilen kararın süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R-
Davacı vekili; davalı ile müvekkilinin öz kardeş olduğunu, davalının eşinden boşandığını ve kızı ...'a karşı babalık görevini yerine getirmediğini, bu nedenle davacının yeğenine bakmaya başladığını, müvekkilinin Kadriye'nin maddi ve manevi tüm ihtiyaçlarını karşıladığını, bu süreçte pek çok iş teklifini reddettiğini, nişanlısından ayrılmak zorunda kaldığını, müvekkilinin tüm fedakârlığına rağmen davalının müvekkiline hakaretlerde bulunduğunu belirterek 1.000 TL maddi tazminat ve 99.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, davacının tamamen kendi rızası ve iradesi ile davalının kızının bakımını üstlendiği, davalı tarafça bir zorlama bulunmadığı, bu anlamda davalının davacıya karşı bir kusurlu hareketinin bulunmadığı, taraflar arasında bir sözleşme ilişkisinin mevcut olmadığı, kanun gereği de davacı ile davalı arasındaki anlaşmazlık çerçevesinde bir düzenlemenin bulunmadığı anlaşılmakla davacının davalı taraftan maddi tazminat talebinin yersiz olduğu kanaatine varılmakla maddi tazminat davasının reddine, dinlenen tanık beyanları, davacı ile dava dışı yeğeni arasında geçen sosyal medya görüşmeleri dikkate alınarak davalının davacıya sinkaflı küfürler ederek davacının onur, şeref ve saygınlığını rencide eder tarzda haksız fiiler işlediği gerekçesiyle manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının sarf ettiği sözlerin niteliği, tarafların ekonomik düzeyleri, yaşayış biçimleri, fiilin işleniş biçimi ve süreklilik arz etmesi, aralarında ikinci dereceden kan bağı bulunması, davacı üzerinde bıraktığı etkisi ve TBK'nun 58'inci maddesinde belirtilen ilkelere göre ilk derece mahkemesince takdir olunan manevi tazminat miktarının az olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
HMK'nun 353/1-b,2 madde ve bendi uyarınca.... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 28/12/2018 tarihli 2017/206 Esas-2018/437 Karar sayılı kararının kaldırılmasına yeniden hüküm kurulmak suretiyle maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10. maddesinin 2. fıkrası "Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. " şeklindedir. Somut olayda davacı tarafa 3.400 TL vekalet ücreti verilirken, reddedilen kısım üzerinden davalı lehine 10.350 TL vekalet ücreti takdir edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklanan düzenleme gözetilmeyerek, hakkındaki istemin bir bölümü reddedilen davalı yararına, davacı tarafa hükmedilen miktar kadar vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, reddedilen kısım üzerinden nispi vekalet ücreti takdir edilmiş olması doğru değildir. Ne var ki, bu hatanın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK’nın 370. maddesinin 2. fıkrası gereğince kararın aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile HMK’nın 370/2. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükmün 5. bendinde yer alan “10.350 TL” ibaresinin çıkarılarak, yerine “3.400 TL” ibaresinin yazılmasına; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının değiştirilmiş bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, HMK 302/5 ve 373. maddeleri
uyarınca dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 1.025,45 TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 15/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.