İçtihat Pro — Emsal Kararlarla Güçlü Savunma — ictihatpro.com
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın
Karar Etiketleri
30.12.2021
REDDİNE
ISTINAFHUKUK
HUKUK
Ceza Hukuku - Cinsel Suçlar
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
6102 sayılı TTK gereği herhangi bir hukuki sorumluluğunun olamayacağı, aksinin kabulünün, sermaye şirketlerinin tüzel kişiliği haiz olması ilkesine aykırılık teşkil ettiği, bir an için aksi düşünülse dahi, kendisinin şirket üzerinde tek başına tam kontrolü olduğundan bahsedilemeyeceği, kaldı ki, ceza soruşturması dosyasında açıkça şirket yetkilisi olduğunu belirten şahıslar bulunduğu gibi, birtakım vekâletnamelerle şirkete ilişkin iş ve işlemlerin de devredildiğinin anlaşıldığı, 2- Büyükçekmece 1.Sulh Ceza Hakimliği' nin 2015/5285 D.iş sayılı dosyasından yapılan arama işleminin hukuka aykırı şekilde yapıldığından, el koyulan bulgular hukuka uygun delil niteliği taşımaz, hükme esas alınamayacağı, müvekkili şirket işyerine yapılan arama ve bilgisayarları üzerinde yapılan el koyma işlemlerinin, 5271 sayılı CMK hükümlerine aykırı olduğu, dolayısıyla elde edilen bulguların, huzurdaki davaya esas teşkil edemeyeceği, 3- İndirme ve/veya kullanma işlem(ler)ini müvekkillerinin yapmadığı, huzurdaki dava davacısının, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunmuş olduğu 25.11.2015 kayıt tarihli dilekçesi eklerinde müvekkili şirketin yanı sıra, ... isimli şahıs gösterildiği,bunun sebebinin de indirilen programın internet üzerinden takip edilmesiyle ulaşılan şahsın bu şahıs olmasından kaynaklandığı, öyleyse müvekkillerin bu programı kullanmadıkları, programı kullananın olsa olsa ... isimli şahıs olduğu, 4- Davacının kullanıldığını iddia ettiği programın, hiçbir işte kullanılmadığı, dosya kapsamında şu âna kadar toplanan delailden de anlaşılacağı üzere, bahsi geçen programların kurulup indirilmesinin, iddia edildiği gibi müvekkillerince yapılmadığı, yalnızca konu ile alakalı ve zaten harita kadastro teknikeri olan ...’ın şahsi merakı sebebinden ileri geldiği, 5- Dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli, çelişkiden uzak ve Yargıtay denetimine elverişli raporlar olmamasına rağmen, yerel mahkeme tarafından dayanak gösterilerek hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, bilirkişi raporlarında davaya konu programın müvekkili şirket tarafından indirildiği, müvekkil şirketin ticari işlerinde kullandığı tespiti yapılmadığı, Programın hangi tarihte yüklendiği, kim tarafından yüklendiği, şirketin ticari işlerinde kullanıldığına ilişkin hiçbir tespit bulunmamakla beraber bilirkişi raporunda tazminata yönelik hesaplama yapıldığı, 6- Nitekim 01.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda da "Tespit sırasında, programın hangi tarihte yüklendiği ve şirketin ticari işlerinde kullanılıp kullanılmadığına ilişkin herhangi bir incelemeye rastlanmamıştır. Yine program kullanılarak oluşturulmuş veya açılmış dosyaların olup olmadığı, varsa bunların sayısı ve tutanak içerisinde yer alan crack uygulamasına ilişkin bilgi ve ekran görüntüleri tutanak ekinde bulunmamaktadır." dendiği, bilirkişi raporunda da görüleceği üzere, davalı müvekkili şirketin ticari işlerinde bu programın kullanılmadığı aşikar olduğu, 7- FSEK m.66/2'nin uygulama alanı bulmayacağı, madde başlığından da anlaşılacağı üzere; FSEK m.66. tecavüzün ref'i davalarına ilişkin olduğu, ancak huzurdaki davanın tazminat davası niteliğinde olduğu, bir an için aksi düşünülse dahi, müvekkilin şirket üzerinde tek başına tam kontrolü olduğundan bahsedilemeyeceği, zira madde metninde "işletme sahibi"nden bahsettiği, ilgili işletmenin sahibi konusunda da, ceza dosyasında huzurdaki davayla pek de alakası olmayan şahısların açıkça zikredildiği, ayrıca işletmenin sahibinin TTK gereği tüzel kişi olan davalı şirket olduğu da her türlü izahtan vareste olduğu, 8.Müvekkilin sorumluluğu kusur sorumluluğu olduğu, ifa yardımcısından ya da işçiden kaynaklanan kusursuz sorumluluk hâllerinin uygulama alanı bulmayacağı, hiçbir surette kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için dahi m.66'nın uygulanacağı düşünülse bile, ceza soruşturması dosyasında sunulan ifade ve beyanlardan da anlaşılacağı üzere, şüphelilerin ilgili programı "hizmetlerini ifa ettikleri sırada" kullanmadıklarının ortada olduğu, 9- Son olarak yerel mahkemenin FSEK 68/1 değerlendirmesi hususunda, yerel mahkemece üç kat telif tazminatına hükmedilmiş ise de, aynı Kanunu
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
5846 sayılı FSEK 2/3 m. uyarınca bilgisayar programları “ilim ve edebiyat eserleri” kapsamında korunmaktadır. FSEK 22 m. uyarınca, bir eserin çoğaltılması hakkı münhasıran eser sahibine, onun izin verdiği ve haklarını devrettiği ölçüde de mali hak sahibine aittir. FSEK 68 m. uyarınca, izinsiz olarak çoğaltma hakkının ihlali maddi tazminat sebebi olarak kabul edilmiştir. Ayrıca, 5846 Sayılı FSEK.'nin 66/2. maddesi uyarınca tecavüz, hizmetlerini ifa ettikleri sırada bir işletmenin temsilcisi veya müstahdemleri tarafından yapılmışsa işletme sahibi hakkında da dava açılabilir. Bu durumda 5846 Sayılı FSEK.'nin 68. maddesi yönünden işletme sahibinin de asli faillerde olduğu gibi kusurlu olup olmaması sonuca etkili değildir. Ancak temsilci veya çalışanın eyleme katılması ve ortaya çıkan tecavüz veya zarar ile bu eylem arasında uygun bir illiyet bağının kurulabilmesi zorunludur. Bir ticari işletmenin organlarının temsilci oldukları kabul edilmelidir. 4721 Sayılı TMK.'nın 50. maddesi uyarınca organı temsil eden gerçek kişiler hakkında da men ve ref davaları açılabilir (Levent Yavuz, Türkay Alıca, Fethi Merdivan, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu
6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
HMK md.353/1
K6102 md.43/1
K5846 md.66/2
K6100 md.1
K492 md.1
HMK md.355
K5846 md.68
K4721 md.50
HMK md.362/1
K6100 md.355