3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Davacı vekili dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında özetle; 13/04/2016 tarihinde, davalılardan ...'ın maliki, ... Sigorta AŞ.'nin ZMMS sigortacısı, ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın çarpması neticesinde müvekkilinin çok ağır şekilde yaralan- dığını, hayatı tehlikesi nedeniyle yoğun bakım ünitesinde kaldığını, ameliyat sonrası kafasına 27 dikiş atıldığını, bu olaylar nedeniyle iki ay sonrasına rastlayan üniversiteye giriş sınavında başarısız olduğunu, profesyonel olarak fitnes-body dalı ile ilgilenmekte iken şu an normal bir koşu dahi yapamayacak durumda olduğunu, tat ve koku alma duyusunun tamamen yok olduğunu,ayrıca kalıcı vertigo hastalığına yakalandığını, ileri derecede baş dönmesi ve denge kaybı nedeniyle cidi risklerle karşı karşıya kaldığını, artık hayatını tek başına idare edemeyen bir birey haline geldiğini, kazanın oluşumunda davalı taraf sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, davadan önce davalı ... şirketine başvurulduğunu ancak eksik evrak gerekçesiyle ödeme yapıladığını beyanla HMK 107 md gereğince şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan , 150.000,00 TL manevi tazminatın ise davalı araç maliki ve sürücüsünden müteselsilen ve müştereken tahsilini , olay tarihinden yasal faiz işletilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yüklenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde; 26/10/2016 tarihinde yürürlüğe giren ve KTK'nun 97 md.ni değiştiren 6704 sayılı kanun gereğince trafik kazasından doğan tazminat talepleri için davadan önce ilgili sigorta şirketine yazılı başvurunun dava şartı haline geldiğini, davacının davadan önceki başvurusu ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede evrak eksikliği tamamlanmadığından ödeme yapılamadığını, kabul anlamına gelmemek üzere kazaya karıştığı bildirilen ... plakalı aracın 23/12/2015-2016 vadeli ... nolu ZMMS poleçesi gereğince müvekkili şirket tarafından teminat altına alındığını, davacının "kazanın oluşumnda davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle maddi ve manevi zararının oluştuğunu,ayrıca dava konusu kaza ile zararı arasındaki illiyet bağının varlığını" ispat etmesi halinde müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu , haksız fiil tarihinden itibaren faiz talebinin hukuka aykırı olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde ; müvekkilinin 13/04/2016 günü saat 18:30 sıralarında taksisine aldığı yolcularını gideceği yere götürmek üzere Ataköy 9. Kısımdan Ataköy 1. Kısım yönünde hareket ederken .... Caddesi'ndeki ... blok karşısına geldiğini, bu sırada yolun sağ yan tarafındaki yol kısmında seyreden davacının bisiklet sürücüsünün yanından geçmekte olduğu sırada yolun sol tarafına kontrol etmeden büyük tedbirsizlik ve dikkatsizlikle aniden yanından geçmekte olan taksinin tamda önünden dönmek suretiyle bisiklet sürücüsü davacı ...'in, davalı ...' in aracının sağ yan ve ön kısmına çarpması sonucu maddi hasarlı ve yaralanmak trafik kazası meydana geldiğini, kazanın oluşumunda davacının tam kusurlu olduğunu, dava konusu kazayla ilgili yürütülen Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı’nın ... sayılı soruşturma dosyasında şüpheli sıfatıyla yer alan alkolsüz olduğu da tespit edilen davalı müvekkil hakkında KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA dair karar verildiğini, davacının " dava konusu yaralanması nedeniyle hayati tehlike geçirdiği, hastanede hangi süreyle kaldığı, tam olarak iyileşip iyileşmediği, sakat kalıp kalmadığı ve çalışma gücünü geleceğe dönük olarak kaybedip kaybetmediği hususlarının" tespiti açısından rapor aldırılması gerektiğini, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için yaşanan kaza sebebiyle davalıya husumet yöneltilebileceği düşünülse dahi iş bu dava için talep olunan 150.000,00 TL manevi tazminat miktarının fahiş meblağda olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekilin cevap dilekçesinde özetle; davacının talebini somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, alacak kalemlerini detaylandırmadığını, yaşanan kazanın ve kusur durumunun dava dilekçesinde tek yanlı olarak değerlendirildiğini, savcılık dosyasında bisiklet sürücüsünün kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin kusuruna ilişkin iddianın gerçeği yansıtmadığını, "davacının dava konusu kaza sonucu yaralanması nedeniyle koku ve tat alma duyularını yitirdiği , yoğun bakımda kaldığı, kafasına dikiş atıldığı, yürümekte zorlandığı" iddiaları ile ilgili ATK'dan rapor alınmasını istediklerini, zarar ve illiyet bağının ispata muhtaç olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur. Dava, haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine dayalı belirsiz alacak davasıdır. Dava konusu uyuşmazlık; davacının bisikleti ile hareket halinde iken davalı ...'ın diğer davalı ...'ın maliki olduğu araç ile davacıya çarpması ve davacının yaralanması olayında davalı araç sürücüsünün kusurlu olup olmadığı ve davalı sürücü , araç maliki ve davalıya ait aracın zorunlu sigortacısı olan davalı ... şirketinin kaza nedeniyle davacıya karşı maddi ve manevi tazminat sorumluluğu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. ATK .... İhtisas Kurulu'nca düzenlenen .... nolu 08/10/2019 tarihli raporunda ; ''... oğlu, 1997 doğumlu ...’un 13.04.2016 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak; Gr1 IV (6......10)A %14,E cetveline göre %10.3 (yüzdeonnoktaüç) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği'' hususu belirtilmiştir. ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 30/04/2020 tarihli raporda ise; ''Davalı sürücü ...’ın %15 (yüzde on beş) oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ...’un %85 (yüzde seksen beş) oranında kusurlu olduğu'' belirtilmiştir. Tazminat Hesap Uzmanı Aktuerya Bilirkişisi ... tarafından dosyamıza ibraz edilen ve dosyadaki delillere uygunluğu nedeniyle itibara layık bulunan raporda; '' Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 04.02.2021 T., .... E., .... K. sayılı kararında özetle; “...Kaza tarihinde (09.03.2018) yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümlerine uygun şekilde alınan ve dosyada mevcut Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 09.09.2019 tarihli maluliyet raporunun esas alınarak yeniden aktüer raporu alınıp sonuca göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir...” denilerek hüküm kurulduğu, davacının sakatlığına ilişkin dosyadaki tek belgenin Adli Tıp Kurumu .... İhtisas Kurulunca Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen 08.10.2019 tarihli raporu olduğu; Özürlülük Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmeliğe Göre" düzenlenen başka bir rapor bulunmadığından ve mahkemece hesaplama yapılmak üzere dosya tevdii edildiğinden davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranı dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, davacının nihai ve gerçek sürekli iş göremezlik maddi zararının 26.787,80 TL olduğu, temerrüt başlangıcının davalı ... şirketi yönünden 31.03.2018 dava tarihi; davalı sürücü ve işleten yönünden 13.04.2016 kaza tarihi ve faiz nev'inin yasal faiz olduğu'' belirtilmiştir. Taraf beyanları ve olaya ilişkin savcılık soruşturma evrakındaki belgeler gözetildiğinde taraflar arasında davalı ...'ın kullandığı araç ile davacıya çarptığı ve davacının bu kaza neticesinde yaralandığı hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. ATK trafik ihtisas dairesi tarafından düzenlenen raporda davalı araç sürücüsünün kazada %15 oranında kusurlu olduğu belirtildiğinden ve bu kusur oranı olayın oluş şekline uygun olduğundan mahkememizce de bu oranda davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu kabul edilmiş ve bu kapsamda davalı ...'ın trafik kayıtlarında araç maliki görünmesi ve davalı ... şirketinin de bu aracın kaza tarihinde zorunlu sigortacısı olduğu anlaşıldığından davalıların tümününü maddi tazminat sorumluluğu olduğu ve davalı sürücü ile araç malikinin ayrıca manevi tazminat sorumluluğu olduğu kabul edilmiştir. ATK İhtisas Dairesi tarafından davacının %10,3 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiğinin ve 9 ay süre ile geçici iş göremez olduğunun tespit edilmesi nedeniyle davacının bu oranda maluliyeti olduğu kabul edilmiştir. Kabul edilen kusur oranı ve maluliyet oranı esas alınarak, davacının yaşı ve gelir durumu gözetilerek tekniğine uygun şekilde hazırlanan hesap bilirkişisi raporuna itibarla ve davacının dava dilekçesi ve 2.celsedeki beyanları gözetilerek geçici iş göremezliğe yönelik açık bir talebi olmadığından 26.787,80 tl sürekli iş göremezlik tazminatını hak ettiği kabul edilmiş, kusur ve maluliyet durumu, davacının yaşı, sosyal ve ekonomik durum gözetilerek manevi tazminat belirmenmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap