20. Hukuk Dairesi
Davalılar vekili cevap dilekçesinde ; davacının davalı aleyhine açtığı davadaki talebinin marka kullanım bedeline ilişkin olduğundan Asliye Ticaret Mahkemesinin görevsiz olduğunu, royalty bedeline ilişkin davaların Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülmesinin gerektiğini, davanın görevsizlik sebebiyle usulden reddine karar verilmesinin gerektiğini, davacı tarafça Covid 19 sürecinin de bahane edildiğini ancak davalıya taahhüd edilen teslim tarihinin 1 Kasım 2019 olup gerçekleştirilen fiili teslim tarihinin 5 Haziran 2020 olduğunu, Covid 19 kısıtlamalarının 17 Mart 2020 tarihi itibariyle etkisini gösterdiğini,1 Kasım 2019 teslim tarihi için Covid -19 kısıtlamalarının sebep gösterilmesinin mümkün olmadığını, davacı ile yüklenici mimar ve inşaat firmalarının gerçekleştirdiği hatalı işler dolayısıyla davalının restoran açılışından sonra da sürekli olarak masraf yapmak zorunda kaldığını bu hususta yardım istendiğinde davacı tarafça gerekli ilginin gösterilmediğini, davalıya verilen taahhütler nedeniyle davalının işletmelerinde çalışacak olan işçilerin sigortalarının Mart 2020 tarihinde başlatıldığını, Haziran 2020 tarihine kadar bu personellerin ek giderlerine katlanmak zorunda kalındığını, davalının 9 ay boyunca sözleşmelere konu restoranları açamaması ve bu süreçte yapmış olduğu tadilat ve mahrum kaldığı kar oranlarının ticari boyutunun davaya konu sözleşmelerin davalı tarafından haklı nedenle fesih için yeterli olduğunun sabit olduğunu, bu hususta açılabilecek davalara ilişkin yasal hakların saklı tutulduğunu, davacının sözleşmelerde yer alan hükümlere aykırı bir şekilde davalıya piyasa emsalinin 3 - 4 kat üzerinde mal satmaya zorladığını, bu kapsamda tarafların ticari defterleri ve dava dilekçesi ekinde sunulan faturalar öncelikli olmak üzere davacının davalıya tanzim ettiği faturalar üzerinden rayiç bedel araştırması yapılarak bu hükme aykırı davranıldığının ispatının talep edildiğini, davacının bu ihlallere ek olarak sözleşmelerde yer alan bir kısım yükümlülüklere de aykırı davranarak sözleşmelere konu restoranların işletmesinin imkansız hale getirdiğini, yaklaşık 1 sene yürürlükte kalmış olan bir sözleşme için 5 aylık ciro kazancının 9 aylık tadilata bağlı kar kaybı ve ek masraflar açısından karşılaştırılması durumunda bu rakamlar arasında fark ve sözleşmeye güven ilişkisinden doğan ciro ve hasılat beklentisinin ticari hayatın olağan yapısı açısından kabul edilebilir bir yanının bulunmadığını, davacı tarafın davalının ortalama 2.900.000,00 TL lik ciroya ulaştığını belirttiğini ancak davalının henüz restoranı açmadan sadece şahsi hesabı üzerinden 2.120.000,00 TL tutarında borçlandığını bunun yanında davacıya 370.000,00 Amerikan Doları ile 2.816.000,00 TL ekstra ödemeler gerçekleştirdiğini, davalının işletmeyi açmak istediği iş yerinin mal sahibi olduğundan bahsedilen ekstra ödemelerin tamamen davacının davalıya çıkardığı fazladan masraflar olup davalının kira, fatura gibi zaten şahsi olarak sözleşmeden bağımsız olarak ödemesi gereken bu bedellerin içinde olmadığını, sonuç olarak bir taraftan davacının davalının 6 ay içerisinde oldukça yüksek oranda ulaştığı ortalama 2.900.000,00 TL lik ciro diğer taraftan ise davalının ödediği ve 7.000.000,00 TL' yi aşan tutarın söz konusu olduğunu, bu rakamlar göz önüne alındığında davaya konu sözleşmelerden oldukça yüksek kar oranlarına ulaşıldığı iddiasının yerinde olmadığını, davalı tarafça sözleşmelerin her türlü hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile tek taraflı olarak haklı nedenle feshedildiğini, davacının sözleşme ihlaline neden olan davranışlarının süreklilik arz etmesi nedeniyle aradaki güven ilişkisinin davalı açısından ortadan kalktığını, özellikle Franchise verenin verimsizliği, Frachise verenin belli bir ciroya ulaşmaması gibi unsurların örnek olarak gösterildiğini yine davalının davacı tarafından Franchise sözleşmesine konu borçlarını ifa edebilmek için destek görmediği gibi sözleşmelerde düzenlenen eğitimlere ilişkin de hiçbir çaba göstermediğini, Franchise verenin destekleme yükümlülüğünün ihlali, gerekli belge, bilgi ve ekipmanlarının temin edilmemesi, eğitim ve reklam faaliyetlerinin kısıtlanmasının Franchise sözleşmesinin haklı nedenle feshine sebep olduğunu, bu sebeplerin somut olayda davalı açısından gerçekleştiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın