(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/14891 E. , 2012/39903 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın müştekinin işyerine gelerek ismini Yılmaz olarak tanıtıp, İsviçre'den yeni geldiğini, bilgisayar alacağını söyleyerek, katologlara baktığı, bu esnada müştekiden 100 frank bozdurmasını istemesi üzerine, müştekinin yanında çalışan kardeşini döviz bürosuna gönderip parayı bozdurduğu,ertesi gün almak istediği bilgisayarın siparişini verdiği, siparişin geldiğinin bildirilmesi üzerine bilgisayarı teslim almak için akşam saatlerinde müştekinin işyerine gelen sanığın, bilgisayarın bedelini İsviçre Frankı olarak ödeyeceğini söyleyip gerçekte değersiz ve tedavülü olmayan Madagaskar Frankı banknotlarla ödeyerek bilgisayarı teslim almak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde olmayan sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1.TCK'nın 53. maddesi uygulanırken, bu maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde öngörülen “velayet hakkı ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunm yetkisi”nden münhasıran "kendi alt soyu bakımından" şartla tahliye tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmemesi,
2.TCK'nın 58/7.maddesinin uygulaması sırasında adli sicil kaydındaki hangi ilamın hükme esas alındığının karar yerinde belirtilmemesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle BOZULMASINA, bu hususların yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK'nın 322.maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasındaki tekerrür uygulamasına ilişkin kısmın çıkartılarak yerine "Sanığın adli sicil kaydındaki ... 6 ASLCM.nin 26/05/2006 tarih ve 2003/461 Esas, 2006/389 Karar sayılı ilamı ile hükmolunan 10 ay hapis cezasına dair09.09.2006 tarihinde kesinleşen mahkumiyet kararı tekerrüre esas teşkil ettiğinden,mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 58/7 madde gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" ibaresinin eklenmesi, yine hüküm fıkralarındaki şartla tahliye tarihine kadar velayet hakkından, vesayet ve kayyımlığa ait bulunmaktan yoksun bırakılması kısmına "kendi alt soyu üzerindeki" ibaresinin eklenmesi, suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.