11. Hukuk Dairesi

KARŞI OY Dava, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart tahsili istemine ilişkindir. Konuya iliş-kin yasal düzenlemeler 818 sayılı BK'nın 348 vd. maddeleri ile 6098 sayılı TBK'nın 444 vd. maddelerinde yer almaktadır. Taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin sona erdiği ve davalının sözleşme hükmü hilafına rakip bir şirkette çalışmaya başladığı tarihler ile 6098 sayılı Kanun’un yürürlüğüne ilişkin 648. maddesi ile 6101 sayılı Kanun’un 1. maddesi gözetildiğinde, somut olaya, 818 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Söz konusu yasal düzenleme ile mer'i hukuk düzeni içerisinde yerine bulan ve kısaca rekabet yasağı olarak adlandırılan bu sözleşmelerin, sözleşme serbestisi kapsamında ve fakat kanunun sınırlayıcı hükümleri dahilinde düzenlendikleri sürece sonuç doğurucu nitelikte oldukları kuşkusuzdur. Bu bağlamda, söz konusu kanun hükümlerinin Anayasamızın çalışma hürriyetine ilişkin hükümleri ile bağdaşmadığı şeklinde bir kanaatin olması halinde, bu hususun, Anayasa Mahkemesinde yöntemince ileri sürülmesi gerektiği görüşündeyim. Bu nedenle, Dairemizce bu yönde bir başvuru yapılmaksızın ve bozma kararına da yansıdığı üzere somut olaydaki sözleşme hükmünün 818 sayılı Kanun’un 349. maddesi hükmü dahilinde geçerli bir sözleşme olup olmadığı tartışılmaksızın ayrıca bir anayasa süzgecinden geçirilmesi suretiyle geçerli olmadığına hükmedilmesinin yöntem açısından doğru bir yaklaşım olmadığını düşünmekteyim. Aksi hal, kanaatimce, gerek 818 sayılı Kanun’a ve gerekse de 6098 sayılı Kanun’a yansıyan biçimiyle “kanunun gösterdiği hudut dairesinde” yapılmış tüm sözleşmelerin, Anayasa’nın çalışma hürriyetine ilişkin hükümlerine işaret edilmek suretiyle geçersiz kabul edilmeleri gibi bir sonuç doğurmaya elverişli olup yetki bakımından işaret olunan yöntem yanlışlığı, giderek hukukumuzun öngördüğünün dışında mevcut bir kanun hükmünün uygulanmaması gibi bir sonuca da yol açacak niteliktedir. Dairemizin bozma kararında, taraflar arasındaki rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün 818 sayılı BK’nın 349. maddesi anlamında bir değerlendirmeye tabi tutulmadığı, tersine yukarda eleştirilen yöntemle, sözleşme hükmünün doğrudan Anayasa’ya aykırı bulunarak geçersiz addedildiği açıktır. Kanun dairesinde öngörülen hudutlar nazara alınarak yapılmış bir tartışmayı içermeyen bozma kararına, açıklanan nedenlerle, katılmaya olanak görmüyorum. Bu itibarla, davada uygulanması gereken kanun hükümlerinin Anayasa’ya uygunluğunun denetlenmesi bakımından Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulması ve davacının karar düzeltme isteminin incelenmesinin, bu yoldaki başvurunun sonuçlanmasına kadar ertelenmesi gerektiği inancındayım.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap