İçtihat Pro — Emsal Kararlarla Güçlü Savunma — ictihatpro.com
Devam etmek için kayıt olun
Ücretsiz hakkınızı kullandınız.
Kayıtlı kullanıcılar günde 3 arama yapabilir ve 30 belgeye kadar görüntüleyebilir.
Karar Etiketleri
31.03.2022
REDDİNE
ISTINAFHUKUK
HUKUK
Ticaret Hukuku
556 sayılı KHK hükümleri uyarınca açılmış marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve marka hükümsüzlüğüne ilişkin olduğu, Davacı, İstanbul 3.FSHHM'nin 2013/243 esas sayılı dosyasında ambalaj tasarımlarına ilişkin açılmış dava nedeni ile derdestlik itirazında bulunmuşsa da; dava konusunun tasarım hakkına tecavüz olması nedeni ile derdestlik itirazının yerinde görülmediği, Davacının ... ana unsurlu ... tescil nolu 30. sınıfta, ... tescil nolu 30 ve 32. sınıfta, ... tescil nolu 30 ve 32. sınıfta, ... tescil nolu 30. sınıfta, ... tescil nolu 30. sınıfta tescilli markaları bulunduğu,Davalının ... nolu 30. sınıfta, 15.05.2015 tescil tarihli ... markası olduğu, Toplanan deliller ve hüküm kurmaya elverişli ve yeterli mahkememizce alınan ilk bilirkişi raporu ve bunu teyid eden üçüncü bilirkişi raporu ışığında taraf markalarının benzer olmadığı, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, bu nedenle davalı markasının hükümsüzlüğü şartlarının oluşmadığı, tescilli markanın tescil süresince kullanımının da tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığı gözönüne alınarak açılan davanın reddine" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 1-Müvekkili şirketin, tanınmış ... markalarının ve bu markaların kullanıldığı özgün yaratı ambalaj dizaynlarının, ... markalı çayların satışa sunulduğu paketlerin özgün yaratıcısı, ambalaj kompozisyonunun fikir sahibi ve ilk kullanıcısı olduğundan, davalı taraf markasının kullanıldığı ambalajlar üzerindeki tescilli ve tescilsiz tüm şekil unsurları, ambalaj kompozisyonu ve bu kompozisyondan ibaret markanın öncelikli hak sahibinin müvekkili şirket olduğunu, 556 sayılı KHK m. 8/3 hükmünün ticaret sırasında tescilsiz olarak kullanılan bir işaret, ticaret unvanı, işletme adı veya endüstriyel tasarım sahibine, bu işaretin daha sonra bir başkası tarafından marka olarak tescil başvurusuna itiraz edebilme hakkı tanıdığını, Söz konusu işaret müvekkili tarafından ilk defa kullanıldığı için haksız rekabet hükümlerine göre elde edilen hakka üstünlük tanınması gerektiğini, bir hakkın ilk önce kullanılması ve ona belli bir tanınma sağlanması halinde bu ekonomik değerden bir başkasının haksız yararlanmasının önlenmesinin markalar hukukunun kabul ettiği bir ilke olduğunu,Yerel Mahkemenin kararındaki “tescil her zaman hukuka uygun sayılmalıdır” ilkesinin mutlak suretle uygulanmaması gerektiğinin 16 Şubat 2012 tarihli ABAD kararı ile açıklığa kavuştuğunu, ABAD kararının Türk hukuku açısından yargı uygulamasına esneklik getirmesi gerektiğini, öncelik ilkesinin doğru şekilde uygulanmasını, kötü niyetli ambalajlar üzerindeki iltibası sabit olan davalı fiilleri karşısında haksız sonuca yol açan, yerel mahkeme kararının tekrar değerlendirilerek kaldırılması gerektiğini, 2-Davalının ... markasının kullanıldığı ve tanındığı çay sektöründe faaliyet göstermesi sebebiyle, müvekkili şirketten, ... markalar serisinden ve bu markaların kullanıldığı ambalaj formatından haberdar olmadığını iddia edemeyeceğini, davalının müvekkili şirketin ve ... markasının dünya çapındaki ününden, itibarından ve ayırt etme gücünden yararlanmak amacıyla dava konusu ambalajlara ilişkin başvuruları gerçekleştirdiğini, Davalının tüzel kişi tacir olduğundan tanınmış bir marka ile iltibasa neden olan bir markayı seçip tescil ettirmesinin TTK m. 20 anlamında basiretli tacir özeniyle bağdaşmadığını, iyi niyet müessesinin MK 2. ve 556 sayılı KHK’nın 35. maddesi ile düzenlendiğini, kötü niyet mevcut olduğu takdirde, hakların ileri sürülmesinin dahi yasalarca yasaklandığını, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2008/11-501 E., 2008/507 K. Sayılı kararı) 556 sayılı KHK’nın 35/1. Maddesi uyarınca başvuru sırasında kötüniyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak ileri sürülebileceğini, davacının iki markaya ait başvurusunda kötü niyetli olduğu aşikar olduğundan sırf bu nedenle dahi başvurusunun red olması ve dolayısıyla haklı davalarının kabulü gerektiğini. 3-Davalının, ürünlerini ... markası altında satışa sunduğunu, fakat çayların satışa sunulduğu ambalajları, müvekkili şirkete ait ambalaj kompozisyonuna, ayniyet derecesinde benzeştirmek suretiyle marka hakkına tecavüz ettiğini, benzetme olgusunun tek bir ürün veya ambalaja ilişkin olmadığını, müvekkili şirketi ısrarlı bir şekilde takip ve ... markasına tecavüzü ısrarla gerçekleştirdiğini, a-Müvekkilinin markası ile davalı markalarındaki ürün ambalajları arasındaki ana ve hakim renklerin dışında, en temel ve marka bütününe hakim unsurlarından olan “...” ve “...”nün de davalının dava konusu ile ilgili marka başvurularında yer aldığını, b-Her iki markada ana kelime öğesi olan ... ve ... markaları farklı olsa da, davalı ürün ambalajlarında yer alan renk, ek kelime ve şekil unsurlarından oluşan kombinasyon, ana marka olan ... ibaresinin ikincil planda kalmasına neden olduğunu ve tüketicilerin zihninde ilk olarak şekil ve renk unsurlarından oluşan ambalaj/resim kombinasyonunun kalmasına neden olduğunu, ... kelime unsurunun yazım boyutu dikkate alındığında, bir ambalaj kompozisyonundan oluşan şekil unsuruna nazaran ikincil planda kalarak, ilk anda tüketicilerin zihninde kelime markasından çok şekil markasının kaldığını, her iki markanın da aynı ürünler üzerinde ve aynı raflarda yan yana tüketicilere sunulduğu da dikkate alındığında, 2. bilirkişi raporu ile markalar arasındaki ayniyet derecesindeki benzerlik ve iltibas riskinin teyit edildiğini, 4-Aynı konu ve aynı taraflara ait İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2016/56 E. sayılı davalı tarafa ait ...şekil markasının hükümsüzlüğü talepli olarak açılan davada; 17.05.2017 tarihli bilirkişi raporu ile davalı tarafın kötü niyetli olarak hareket ettiği ve bütünsel yaklaşım prensibine göre ayniyete varacak şekilde benzer ambalaj tasarımına sahip olduğunun, ortalama düzeyde tüketici nezdinde, davacı müvekkilinin yeni marka - üst model çıkardığı/ davacı müvekkilin davalı şirket ile ortaklık yaptığı mesajı verilerek iltibasa yol açıldığının, davalı şirketin tasarımda sınırsız seçim özgürlüğüne rağmen iltibasa yol açacak seçimler yaptığının tespit edilerek, mahkemece davanın kabulüne ve davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, tarafları ve konusu aynı olan, aralarındaki tek fark bardak poşet çay ile demlik poşet çay olan iki davanın hükümlerinin çeliştiğini, davalının satışa sunduğu ambalajlarda müvekkili şirkete ait ambalaj kompozisyonuna ayniyet derecesinde benzeştirmek suretiyle marka hakkına tecavüz ettiğinden davalı markasının hükümsüz kılınması gerektiğini, 5-Marka korunmasının, sistematik takibi ve sulandırmayı engellemeyi de kapsadığını, TTK’nın 55/1-a.4 hükmü ile 55/1-c hükümlerinin bu manada somut olayın özelliklerine göre hükme doğrudan esas olacak pozitif, genel hüküm niteliğinde yasal düzenlemeler olduğunu, markanın belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaştığı hallerde, marka sahibine markasının “sulanmasını” engelleme hakkı verdiğini, içinde markanın “zayıflatılmasını” veya markanın “lekelenmesini” ve itibarına zarar verilmesini engelleme hakkını da barındırdığını, markanın etkisinden faydalanılmasını men etme hakkını da kapsadığını, 556 sayılı KHK'nın 8/4 hükmünde bu husus "haksız bir yararın sağlan"ması şeklinde ifade edildiğini, marka sahibinin bu gibi durumlarda, doğrudan karıştırılma tehlikesi bulunmasa da, tüketicilere kendi markasını anımsatan işaretlerin kullanımını yasaklayabileceğini, 6-Davalı ... 'ın sistematik bir biçimde müvekkil şirketi fikren ve fiilen marka hakkını ihlal eder şekilde ve açıkça haksız rekabet oluşturur biçimde takip ettiğini ve ona yaslandığını, sistematik yaslanma bir kişinin iş ürünlerini daha önceden bilinen yabancı iş ürünleri ile ilişkilendirmesi ve buradan hareketle rekabet avantajları elde edebilecek olması, markalar tek tek ele alındığında bir karıştırılma ihtimali veya tehlikesi bulunmasa dahi (ki somut olayda markalar tek tek ve birebir de ...'in marka hakkını ihlal etmektedir) ilgili marka ailesinin toptan taklit edilmesi, fikren takip edilmesi ve bu marka ailesi ile bir irtibat kurulmaya çalışılmasının haksız rekabet teşkil ettiğini, ... fiillerinin bütüncül bir bakış açısıyla ... markalarını sulandırma, zayıflatma, lekeleme tehlikesi ve ... markalarının etkisinden istifade edilmesi olguları sabit olduğundan, Mahkemenin 16.11.2017 tarihli kararının kaldırılarak, dava konusu taleplerin tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Davacıdan alınması gerekli 80,70 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 35,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 44,80 TL harcın davacı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunu
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
HMK md.353/1
K556 md.8/4
K6100 md.1
K556 md.35/1
K556 md.355
HMK md.355
K7035 md.31
K6100 md.361/1
TTK md.55/1
K556 md.35
K556 md.8
K6100 md.355
HMK md.361/1