Aramaya Dön

(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2011/12770
Karar No
K. 2012/15083
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi         2011/12770 E.  ,  2012/15083 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

İ

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat ... geldi, davacı adına gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, kendisinin konfeksiyon işyeri bulunduğunu, davalınında burada çok küçük bir kar ortaklığına sahip iken 1999 yılı Mayıs ayında işyerinden ayrıldığını, davalının ortaklık devam ederken dava dışı Buteks Ltd. Şti'den 17.000.000.000 TL (eski TL ) tahsil ettiğini bunun yarısının kendisine ait olduğunu ileri sürerek adi ortaklığın tasfiyesini, 8.850.000.000 TL'nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini istemiş, yargılama aşamasında ise adi ortaklığın vergi borcunun bulunduğunu ve bunun yarısından davalının sorumlu olduğunu belirterek vergi borcunun 1/2' ininde davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı, davacının kendisi ve Buteks Ltd. aleyhine açtığı davanın redle sonuçlanıp kesin hüküm halini aldığını, davacının amacının kaybettiği davadaki paranın yarısını almak olduğunu savunarak davanın reddini delimiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki adi ortaklığın 13.10.1997 tarihinde başlayıp 1999 yılı Mayıs ayında sona erdiğini, ancak tasfiye işleminin yapılmadığı, ortaklığın aktifinde bulunan 17.000,00 TL'nın yarısını davalının davacıya ödemesi gerektiğini vergi borcunun 2011/15770 2012/15083 yarısından da davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle toplam 26.269,37 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

1.Resmi kayıtları davacı adına olan konfeksiyon atölyesinin ortak olarak işletilmesi için davacı ile davalı arasında 13.10.1997 tarihinde sözlü olarak adi ortaklık oluşturulduğunu ve akabinde davalının Mayıs 1999 tarihinde işyerinden ayrılması nedeniyle adi ortaklığın fiilen sona erdiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı gibi bu husus mahkemeninde kabulündedir. Öte yandan adi ortaklık fiilen son bulmasına rağmen ortaklığın tasfiye edilmediğide sabittir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK'nun 538. maddesinde belirtildiği gibi, tasfiye bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığı sona erdirilmesi malların paylaşılması yada satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin BK 539. ve devamı maddelerine göre yapılması gereklidir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı sabit olup, tasfiye ile ilgili bir anlaşmada bulunmadığı için tasfiyenin BK 539 ve devamı maddelerine göre yapılması zorunludur. Dava konusu adi ortaklıkta davacının yönetici ortak konumunda bulunduğu belirgin olup, mahkemece, adi ortaklığın hesap ve belgeleri ile ortaklık konusu işe ait hesap ve belgeler taraflardan ve özellikle yönetici ortak olan davacıdan istenmeli, bu bağlamda yönetici ortak olan davacıdan hesap listesi istenerek davalıdan buna karşı diyeceği sorulmalı, hesap listesinin verilmemesi halinde yönetici ortağın hesap vermekten kaçındığı kabul edilmelidir. Akabinde aksine bir sözleşme olmadığı için tarafların adi ortaklıktaki hisselerinin 1/2 oranında olduğu gözetilerek, adi ortaklığın fiilen son bulduğu Mayıs 1999 tarihi itibariyle adi ortaklığın aktif ve pasif mal varlığı ile 3. kişilerdeki hak ve borçları taraflardan bu husustaki diyecekleri ve delilleri sorularak belirlenmeli, bu hususta dosyaya yeterli delil ibraz edilmemesi halinde emsal bir işletmede ortaklık konusu işi yürütmek için olması gereken demirbaşların Mayıs 1999 tarihi itibariyle değeri tespit edilmeli, ortaklığın 3. kişilerdeki hak ve alacakları ile borçlarıda tespit edilmeli, ortaklığın varsa borçları aktifinden mahsup edilip ortakların her birinin ortaklığa verdiği avanslarla ortaklık için yapmış oldukları masraflar ve verdikleri sermaye iade edildikten sonra paylaşılması gereken miktar 2011/12770 2012/15083 belirlenmeli ve tasfiye gerçekleştirilmelidir. Ayrıca belirtmek gerekirki davaya yargılama aşamasında konu edilen vergi borcunun adi ortaklığa ait olduğunun tesbit edilmesi ve bu borcun vergi dairesine ödenmiş olması halinde davalıdan yarısının istenmesi mümkündür. Ne varki davalının vergi borcundan sorumlu olduğu miktar ortaklığın son bulduğu tarihte var olan vergi borcunun yarısı ile sınırlıdır. Aksinin kabulü yönetici ortak durumunda olan davacının yükümlülüğünde olan vergi borcunu kendi kusuruyla yatırmaması nedeniyle artan zarardan davalının sorumlu tutulması anlamına gelmekte olup, bu ise kabul edilemez. Öte yandan davacının Mayıs 1999 tarihinde var olan vergi borcunu ancak vergi dairesine ... olması halinde bunun yarısını talep edebileceğide gözden uzak tutulmamalıdır. Bu itibarla mahkemece, az yukarıda belirtilen ilke ve kurallar çerçevesinde, konusunda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine uygun düşmeyen ve sorunu (tasfiyeyi) çözmeyen bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.

2.Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın taraflar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bent uyarınca tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 12.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.