Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap
Karar Etiketleri
31.03.2022 REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/03/2018 tarih ve 2015/590 E., 2018/333 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 644 sayılı kararı bu doğrultudadır) dikkate alınarak vekaletin kapsamını düzenleyen TBK 504. maddesinin amir hüküm olmayıp her zaman için aksi belirli koşulların varlığı ile uygulanabilir özelliği sebebi ile davacı şirket yetkilisinin işlemi kabul etmiş olması karşısında TBK 504. maddesindeki koşulların artık aranmayacağı, bu şekilde işlem yapılıp şirket yetkilisi tarafından buna ses çıkarılmamış, daha önce de bu tür işlemler yapılagelmiş ve teamül halini almış olup zımni kabulün varlığı söz konusu olacağından adına işlem yapılan davacı şirketin sorumluluğunun kabulü ile davanın reddine, icra takibinin durdurulmuş olması sebebi ile davalı alacaklının alacağını geç almasından doğan zarar için davalının tazminat talebinin kabulü ile, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün... E sayılı icra dosyasına konu asıl alacağın (37.158,00 TL) % 20 si oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Taraflar arasında teamül haline gelmiş bono ve çek imzalama gibi borçlandırıcı tassarruf işlemleri bulunmadığını, yerel mahkemenin kabul ettiği şekilde taraflar arasında teamül haline gelmiş çek, senet imzalama veya faturalaşma olmadığını, bilirkişi raporunda sadece, davalı şirket defterlerinde, davalı şirketin davacı şirkete 30.09.2014 tarihli ... nolu “ Umre Yurtdışı Konaklama Hizmeti, Umre Yurtdışı Vize Barkot Hizmeti” açıklamalı 42.705.47 TL.tutarlı fatura düzenlediğinin belirtildiğini, bunun dışında herhangibir tasarruf işleminden bahsedilmediğini, davacı müvekkili şirkete böyle bir fatura tebliğ edilmediğini, bilirkişi raporunda, bu faturanın davacı müvekkili şirket defterlerinde kayıtlı olduğuna ilişkin herhangi bir tespit bulunmadığını, davalı tarafından düzenlenen ve müvekkili şirkete tebliğ edilmeyen ve sadece davalı defterinde görülen 30.09.2014 tarihli fatura dışında taraflar arasında herhangi bir tasarruf işlemi olmadığını, tek yanlı olarak düzenlenmiş bir faturaya dayanarak taraflar arasında teamül haline gelmiş tasarruf işlemlerinden bahsederek davayı reddeden yerel mahkeme kararının somut olaya/dosya gerçeklerine aykırı olduğunu, kararda, davacı tarafından verilen vekaletnamenin ve bu vekaletnameye dayalı olarak vekilin “Protokol” imzalamasını borçlandırıcı tasarruf işlemi olarak kabule imkan bulunmadığını, vekil tarafından yapılan ve borçlandırıcı nitelikte olmayan işlemlerin tasarruf işlemleri olmadığını, bu işlemlerin vekile vekaletnamede olmayan “borçlanma” ve kambiyo taahhüdünde bulunma/bono imzalama yetkisi vermediğini, Kanunu HMK md.353/1 TBK md.551/2 TBK md.551 K6100 md.1 K492 md.1 HMK md.355 K644 md.504 TBK md.453/2 TBK md.504 HMK md.362/1 K6098 md.504/3 K6100 md.355