(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2012/9058 E. , 2012/10513 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 16.12.2009 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil olmaz ise malzeme bedelinin tahsili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne dair verilen 03.04.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Türk Medeni Kanununun 724. maddesi gereğince temliken tescil, ikinci kademedeki istek ise muhdesat bedellerinin tahsili taleplerine ilişkindir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece tapu iptali ve tescil istemini kabulüne karar verilmiştir. Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Belirtildiği üzere davadaki istemin dayanağı, Türk Medeni Kanununun 724. maddesidir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, yapıların üzerinde bulunduğu 779 sayılı parselin davalı tarafından tapuda 11.11.2009 tarihinde satın alındığı anlaşılmaktadır. 779 sayılı parseldeki binalar ise bu tarihten daha önce yapılıp tamamlanmıştır.
Türk Medeni Kanununun 724. maddesinde yapı sahibine tanınan temliken tescil ..., kişisel hak niteliğinde olup bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Dolayısıyla, taşınmazı sonradan kayden kazanan davalı ... aleyhine dava açılarak tapu iptali ve tescil istenemez.
Somut olayda temliken tescil davasının koşulları gerçekleşmediğinden tapu iptali ve tescil isteğinin kabulü doğru görülmemiştir. Bu durumda davacının ikinci kademedeki tazminat isteği değerlendirilerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmelidir. Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; malzeme sahibinin tescil talebinde bulunabilmesi için, yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise; tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsayacağından mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gerektiğinin düşünülmemesi de yerinde değildir.