Aramaya Dön

(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2011/3181
Karar No
K. 2011/4657
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi         2011/3181 E.  ,  2011/4657 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.03.2007 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.08.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin dava değeri nedeniyle reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, 64 parsel sayılı taşınmazın genel yola bağlantısı bulunmadığını ileri sürerek davalılara ait taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını talep etmiştir.

Davalılar, davanın reddini savunmuşlar, mahkemece 64 parsel sayılı taşınmaz lehine davalılardan ... ve ...'a ait 62 ve 63 parseller üzerinden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş, ayrıca 62 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan evi geçitten etkilenebileceğinden 3.50 metre yüksekliğinde, 1 metre genişliğinde, 37 metre uzunluğunda istinat duvarının da davacı tarafından yapılması hüküm altına alınmıştır. Hükmü, davacı ve davalılar temyiz etmişlerdir. Dava, geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.

Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.

Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.

Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.

Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.

Somut olayda; davacıya ait 64 parsel sayılı taşınmazın genel yola bağlantısının bulunmadığı, diğer bir anlatımla mutlak geçit ihtiyacı içinde olduğu sabittir. Mahkemece taşınmaz başında keşif yapılmış, ulaşılabilecek genel yollar belirlendikten sonra alternatiflerde saptanmış, en kısa mesafenin 62 ve 63 parsel sayılı taşınmazlar olduğu belirtilmek suretiyle de bu taşınmazlar üzerinden geçit hakkı tesis edilmiştir.

Geçit hakkı tesis edilen 62 parsel sayılı taşınmazın üzerinde ev olduğu, bu parselin sınırında yer alan 65 parsel ile aralarında kot farkı bulunması nedeniyle yol çalışmasının eve zarar verebileceği ve heyelana sebep olacağı jeoloji mühendisi tarafından hazırlanan raporda belirtilmiştir. Ayrıca, bu zararın 3.50 metre yüksekliğinde, 1 metre genişliğinde, 37 metre uzunluğunda istinat duvarı yapılarak önlenebileceği açıklanmıştır. Mahkemece geçit tesis edilirken bilirkişi raporunda gösterildiği şekilde istinat duvarı yapılması da hüküm altına alınmıştır.

Yukarıda da açıklandığı gibi geçit hakkı tesis edilirken taraf yararlarının gözetilmesi, en az zarar görecek taşınmaz belirlenirken taraflara yüklenecek külfetin de dikkate alınması ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi çerçevesinde uygun güzergahın saptanması gerekmektedir. Davalılara ait taşınmazdan geçit tesis edilirken mesafenin kısa olması tercih nedeni yapılırken davalıların görebileceği zararın giderilmesi için davacının istinat duvarı yapmasına da karar verilmiştir.

Ancak, bu istinat duvarının maliyeti saptanmamıştır. Diğer bir anlatımla, davacının katlanması gereken külfet belirlenmemiş, yarar ve zarar dengesi açıklığa kavuşturulmamıştır.

Mahkemece, geçit güzergahının belirlenmesi için yeniden keşif yapılması, hüküm altına alınan güzergahın davacıya yükleyeceği külfet davalılara ait taşınmazdan geçit verilmesi halinde sağlayacağı yarardan daha fazla ise diğer alternatiflerde incelenerek uygun güzergahın saptanması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerektiğinden karar bozulmalıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıran taraflara iadesine, 08.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.