(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2011/12750 E. , 2011/15152 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 09.02.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 22.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: _K A R A R_ Davacı,25.05.1995 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davalı ...'ın dava konusu 1885 parsel numaralı taşınmazda murisi Ali Kınay'dan kendisine intikalen eden 18/24 hissesinden 100 m2'lik kısmının satışının vaat edildiğini belirterek tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir. Davalı,davayı kabul etmiştir. Mahkemece,davanın reddine karar verilmiştir Hükmü, davacı temyiz etmiştir. Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir. Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağı bulunmalıdır. 3194 Sayılı İmar Kanununun 18/son maddesi hükmü gereğince; veraset yoluyla intikal eden kanun hükümlerine göre şuyulandırılan, Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm sanayi ve depolama amacı ile yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yoluyla satılanlar hariç imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları ve satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.02.1993 tarih 688-30 sayılı kararında değinildiği üzere sözü edilen madde ile getirilen sınırlandırmalar, imar uygulamasına geçilmeyen yerlerdeki çarpık yapılaşmayı önleme amacına yöneliktir. Daha açık bir ifade ile bir yerde tasdikli uygulama imar planı yoksa bu alanlarda yasadaki ayrık durumlar hariç her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parsellerin hisselere bölünerek satış vaadi sözleşmeleri ile satımı olanaksızdır. Somut olayda;dava konusu 1885 parsel sayılı taşınmaz Kocahıdır köyünde, köyiçi mevkinde avlulu kerpiç ev niteliğinde olup ifrazen 2481 ve 2482 parsel sayılı taşınmazlara ayrılmış yapılan keşif sonucu satış vaadine konu 100 m2'lik alanın 2482 parselin içerisinde kaldığı tespit edilmiştir.
Gerçekten bu tür davalarda ifrazen tescile karar verebilmek için dava konusu edilen taşınmaz bölümünün ana taşınmazdan ifrazı olanağının bulunması gerekir. Taşınmazın bulunduğu yörede imar planı yapılmamıştır. İmar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla parsellerin hisselere ayrılarak tescil olanağı yok ise de dava konusu yer ana taşınmazdan ifraz edilebilir nitelikte ise bağımsız bir parsel olarak tescil edilebilir. İfraz olanağının bulunup bulunmadığının belirlenmesinde yetkili mercii ise, imar planı yapılmadığından belediye değil, 3194 Sayılı İmar Kanununun 18. maddesi ile Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin ilgili hükümleri uyarınca İl Bayındırlık Müdürlüğüdür. Mahkemece ifraz durumunun yetkili merciinden sorularak neticesine göre bir karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenle karar bozulmalıdır.