(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/3996
- Karar No
- 2011/5282
- Karar Tarihi
- 20.04.2011
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Genel Hukuk
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2011/3996 E. , 2011/5282 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 04.08.2010 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 21.09.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı, 473 parsel sayılı taşınmazına yaptığı evinin davalının 156 parsel sayılı taşınmazına tecavüzlü olduğundan bahisle davalının aleyhine elatmanın önlenmesi ve kal kararı aldığını, evini iyiniyetle ve ölçüm yaptırarak inşaa ettiğini ileri sürerek Türk Medeni Kanununun 725.maddesi gereğince tecavüzlü kısmın adına tescilini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taraflar arasında aynı taşınmazla ilgili elatmanın önlenmesine ilişkin hükmün eldeki dava için kesin hüküm oluşturduğu gerekçesi ile dava reddedilmiştir.
Hukuk düzeninde istikrar sağlama amacı taşıyan kesin hüküm, hükme karşı yasa yollarının tükenmesi (şekli anlamda kesin hüküm) ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin bir daha dava konusu yapılmaması (maddi anlamda kesin hüküm) şeklinde hukuk yargılama sistemimizde yer almaktadır. Şekli anlamda kesinleşmeyi zorunlu kılan, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yeniden dava konusu yapılmaması amacı güden maddi anlamda kesin hüküm HUMK'nun 237 maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre kesin hüküm olabilmesi için dava konusunun, hukuki sebebinin ve taraflarının aynı olması gerekir.
Somut olayda ise, önceki davada elatmanın önlenmesi istenmiş, bu davada ise temliken tescil talebinde bulunulmuştur. Bu davanın konusu olan temliken tescil istemi önceki davada irdelenmemiştir. O halde önceki dava, eldeki dava için kesin hüküm teşkil etmez. Mahkemece işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.