Ceza Genel Kurulu
Ceza Genel Kurulu 2012/15-1310 E. , 2013/369 K.YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI İTİRAZI YARGI HİZMETLERİNİN ETKİNLEŞTİRİLMESİ AMACIYLA BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI VE BASIN YAYIN YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARA İLİŞKİN DAVA VE CEZALARIN ERTELENMESİ HAKKINDA KANUN (6352) Madde 99 CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 308 "İçtihat Metni"Sanığın hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK’nun 141/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 25.11.2005 gün ve 1057-1167 sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 26.09.2008 gün ve 5477-9642 sayı ile; "08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik CMK’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu" gerekçesiyle diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyarak 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesinin uygulanma şartlarını değerlendiren yerel mahkemece 04.03.2009 gün ve 792-130 sayı ile; sanığın 5237 sayılı TCK’nun 141/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, zararı gidermediğinden bahisle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Bu hükmün de sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 15. Ceza Dairesince 03.07.2012 gün ve 15138-40506 sayı ile; "Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir. Güveni kötüye kullanma suçunda ise, başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere ziyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine cezalandırılmaktadır. Zilyetlik rızayla faile devredilmelidir. Somut olayda; sanık ve müştekinin yanlarında arkadaşları olduğu halde parkta birlikte alkol aldıkları sırada, müştekinin sanığın istemesi üzerine suça konu cep telefonunu çağrı atması için sanığa rızaen verdiğinin anlaşılması karşısında; cep telefonunun zilyedliğinin, belirli bir süre için müşteki tarafından sanığa devredilmiş olması nedeniyle eylemin güveni kötüye kullanmak suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hırsızlık suçundan hüküm kurulması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay C.Başsavcılığı ise 21.08.2012 gün ve 176370 sayı ile; "...Suça konu telefonun müştekinin rızasına istinaden kısa bir süre kullanması için sanığa verilmesinden sonra, çeşitli bahanelerle müştekiyi oyalayarak kaçan sanığın kesintisiz takip sonucunda henüz hırsızlık suçunun tamamlanmadığı bir aşamada arkadaşlarının müştekinin direncini kırarak susturmalarından istifade etmek suretiyle telefonu hakimiyet alanına geçirip geçirmediği konusundaki delilleri takdir ve münakaşanın üst derecede görevli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devam eden Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin kararının öncelikle bu yönden bozulması, eylemin yağma suçunu oluşturmadığının tespiti halinde de telefonun zilyetliğinin koşulsuz bir şekilde devredilmediğinin dosya içeriğinden açıkça anlaşılması nedeniyle sanığın eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğunun kabulü gerekmektedir. Zaten sanığı hiç tanımayan müştekinin adı geçenin ismini ve adresini dahi öğrenmeden telefonu koşulsuz bir şekilde teslim etmesi düşünülemez. Kaldı ki müşteki telefonu geri almak için kıyasıya bir mücadeleye girmesine karşın bu mücadelesinde başarıya ulaşamamıştır. Yukarıda ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere kendisinin de bulunduğu bir ortamda suça konu telefonu kısa süre konuşması için sanığa veren müştekinin, cep telefonunun zilyedliğini kendi rızası ile sanığa devrettiğinden bahisle telefonu iade etmeyen sanığın eyleminin TCK’nun 155. maddesinde yazılı suçun oluşacağını kabul eden Yargıtay Yüksek 15. Ceza Dairesinin kararının uygulamada ve teoride benimsenen görüşlere aykırı olacağı gibi dosya içeriğine de aykırı olduğu açıkça anlaşılmıştır" gerekçesiyle itiraz kanun yoluna başvurarak, Özel Daire bozma kararının kaldırılarak, öncelikle eylemin yağma suçunu oluşturabileceğinden bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerektiği yönünden hükmün bozulması, bunun kabul edilmemesi halinde ise eylem hırsızlık suçunu oluşturduğundan yerel mahkeme hükmünün onanması talebinde bulunmuştur. CMK'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 15. Ceza Dairesince 24.09.2012 gün ve 12203-41888 sayı ile; itirazın kabulü ile, bozma kararının kaldırılarak, itirazda talep edildiği üzere yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmiştir. Özel Dairenin bu kararına karşı Yargıtay C.Başsavcılığınca 22.10.2012 gün ve 176370 sayı ile; eylemin yağma suçunu oluşturabileceği, dolayısıyla yerel mahkeme hükmünün görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden bahisle bozulması gerektiği görüşüyle yeniden itiraz kanun yoluna başvurularak, dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın