(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/8624 E. , 2010/9612 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.01.2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Davalılar davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalılardan ... temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır. Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir. Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Dosya içerisindeki 12.03.2009 tarihli pafta suretine göre davacının 1150 parsel sayılı taşınmazının doğusunda kuru dere ve yol olduğu görülmektedir. Yine dosya içerisindeki 20.11.2009 tarihli bilirkişi raporu ekindeki krokide de bu yolun kuzeyden güneye doğru uzandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda öncelikle davacı taşınmazı yararına zorunlu geçit tesisi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalıdır. 1150, 1151 ve 29 sayılı parsellerin doğu sınırı boyunca uzanan yolun ... renkle gösterilen bölümden karayoluna bağlanabileceği belirtilmiş, ancak bu yolun komşu taşınmaz malikleri tarafından elatılarak elma bahçesi haline getirildiği tespit edilmiş ise de elatmanın önlenmesi davası açılmak suretiyle bu yolun açılması mümkün olabilir. Ayrıca, yolun kuzeye giden kesiminin ulaşıma elverişli olup olmadığı buradan, "kovada yolu" olarak tabir edilen genel yola ulaşımın mümkün olup olmadığı da araştırılmış değildir. Keşifte dinlenen mahalli bilrkişi davacının genel yola ulaşabileceği başka yolu bulunmadığı belirtilmiş ise de bu hususun yerinde belirlenecek fen bilirkişi raporu ve krokisinde işaretlettirilerek denetlenmesi gerekir.Mahkemece belirtilen yol güzergahları araştırılarak yukarıda değinilen davacı parseli yararına zorunlu geçit koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, zorunlu geçit koşulları gerçekleşmemiş ise davanın reddine karar verilmelidir. Aksi takdirde civardaki tüm alternatifler incelenerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, 20.11.2009 tarihli bilirkişi raporu ekindeki krokide birinci alternatif olarak gösterilen 100 ada 4 parsel sayılı taşınmazdan geçit kurulurken bu parsel ile davacının 1150 sayılı parseli arasındaki yol ile kesişen tescil harici yerden geçit kurulamayacağının düşünülmemesi de yerinde değildir.