(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/8655 E. , 2010/9613 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.05.2007 gününde verilen dilekçe ile tapuda 1/2 payın iptal ve tescili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.05.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar ... ve ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, tebligat gideri verilmediğinden duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı, 852 ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 28 numaralı bağımsız bölümü davalı kardeşi ... ile yapmış oldukları ortak dekarasyon işinden elde ettikleri gelir ile kooperatife olan senet borçlarını birlikte ödeyerek satın alındığını, evin iç dekarasyon masraflarının da davacı tarafından karşılanarak taşınmazda oturduğunu, ancak işyeri vergi kaydının davalı ... adına olması nedeniyle kooperatif ortaklığının da davalı ... adına olduğunu, davalının taşınmazı eşi olan diğer davalıya devir etmesi nedeniyle ortaklık sözleşmesine uygun olarak tapuda 1/2 hissenin iptal ve tescilini istemiştir.
Davalılar vekili, kooperatif üyelik devir sözleşmeleri gereğince 26.12.2006 tarihinde kooperatif tarafından davalı ...'e tahsisen tapunun oluştuğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalılar vekili temyiz etmiştir. Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
05.02.1947 tarihli 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanç gösterilene bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inanç gösterenin tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla, inanç gösterilen kişi, inanç gösteren namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona yani inanç gösterene geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmeleri anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan belge olmalıdır. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasada, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa HUMK’nun 292.maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir. Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HUMK.m.236) yemin (HUMK.m.344) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
Eldeki davada; davacı inanç sözleşmesini yazılı delil ya da karşı tarafın elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı niteliğindeki bir belge ile kanıtlayamamıştır. Dava konusu taşınmazın 1/2 mülkiyetinin davacıya ait olduğuna dair yazılı bir delil yoktur. Davacının delil başlangıcı sayılacak belgesi de bulunmadığı için iddiasını yukarıda belirtildiği üzere taraflar kardeş de olsa tanık sözleriyle kanıtlaması olanaklı değildir.
Ancak; davacı taraf dava dilekçesinde ve delil listesinde her türlü yasal delile dayandığını bildirdiğinden, mahkemece davacıya yemin delilini kullanıp kullanmayacağı hatırlatılarak HUMK.nun 337 ve müteakip maddeleri gereğince işlem yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gereklidir. Mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.