(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/2332 E. , 2010/4687 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 05.02.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davacı ... ve ...'in davalarının feragat nedeniyle diğer davacıların davasının ise esastan reddine dair verilen 24.07.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacılar ... ve ... vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 27.04.2010 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden gelmedi. Karşı taraftan davalı ... vekili Av. ... ile davalı S.S .... Konut Yapı Kooperatifi başkanı ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: _K A R A R_
Dava, davalılardan kooperatif ile yüklenici ... arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin ileriye etkili feshi sebebiyle yükleniciye bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölümlerin ikinci yüklenici davalı ile arsa sahibi kooperatif arasında yapılan 27.08.1998 tarihli sözleşmenin 2.7 maddesi uyarınca yükleniciye verilen yetki gereği temliki iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacılardan ... ve ... davalarından vazgeçmiştir. Davalılardan kooperatif davayı kabul etmiş, davalı yükleniciler savunmada bulunmamış, davalı ... ise taşınmazların adına hükmen tescil edildiğini, iyiniyetli alıcı olduğunu davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu bağımsız bölümlerin hükmen davalı ... adına tescil edildiği, davacıların yöntemine uygun temlik sözleşmesi bulunmadığı davalı arsa maliki kooperatife herhangi bir ödeme de yapmadıkları gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü davacılardan ..., ... ve ... temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden davalı kooperatif ile diğer davalı ... arasında 07.02.1997 tarihli asıl ve 04.07.1997 tarihli ek arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin bulunduğu, ne var ki bu sözleşmelerin taraflarca ileriye etkili feshedildiği, davalı arsa sahibi kooperatifin 27.08.1998 tarihinde ikinci yüklenici ... İnşaat Limited Şirketi ile ayrı bir arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi düzenledikleri, bu sözleşmenin 2.7 maddesinde çekişmeli bağımsız bölümlerin tamamının ve dava konusu edilmeyen bazı yerlerin yapılan işlere karşılık yükleniciye bırakılmasının kararlaştırıldığı, ayrıca bu sözleşmede yükleniciye bağımsız bölümlerin kooperatife yazılı olarak bildireceği kişilere devir yetkisi verildiği, bu yetkiye dayanarak yüklenicinin kooperatife gönderdiği 16.09.1998 tarihli dilekçesiyle çekişme konusu bağımsız bölümleri davacılardan ..., ... ve ...’ya temlik ettiğini bildirdiği, kooperatif yönetim kurulunun da 25.09.1998 tarihinde adı geçen kişileri bağımsız bölüm tapuları ileride verilmek üzere davacıları üye kabul ettiği anlaşılmaktadır. Yine dosya arasında bulunan Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/249 Esasında kayıtlı dava dosyasından davalılardan ...’ın davalı kooperatifi ikinci yüklenici ... İnşaat Limitet Şirketine ve ilk yüklenici ...’ı hasım göstererek çekişme konusu bağımsız bölümleri 19.08.1998 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle ...’dan satın aldığını iddia ederek ferağ icbar suretiyle tescil davası açtığı açılan davanın kabul edildiği Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği görülmektedir.
Burada yapılması gereken ilk saptama 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 14/son maddesi gereğince kooperatif ortaklığının devredilebilir olduğudur. Bu hüküm uyarınca yönetim kurulu ortaklığı devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması halinde bu kişiyi ortaklığa kabul eder. ilk yüklenici ...’ın 16.09.1998 tarihli dilekçesi davalı kooperatifteki ortaklığın devrine ilişkindir. Kooperatif Yönetim Kurulunun 25.09.1998 tarihli kararı ise az önce sözü edilen Kooperatifler Kanununun 14/son maddesine uygundur. Bu işlemde davacılar şahsi hak kazanmıştır.
Üzerinde durulması gereken diğer bir sorunda Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/249 Esasında kayıtlı dava dosyasının bu dosya bakımından kesin hüküm veya güçlü delil oluşturup oluşturmayacağıdır. Bilindiği üzere HUMK’nun 237. maddesi gereğince kesin hüküm olgusundan söz edebilmek için her iki davada dayanılan hukuki sebebin, dava konusunun ve taraflarının aynı olması gerekir. Anılan dava dosyasında davacılar taraf durumunu almadıklarından Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/249 Esasında kayıtlı dava eldeki dava bakımından kesin hüküm sonuçlarını meydana getirmez. O davada 19.08.1999 tarihli satış vaadi sözleşmesine dayanılarak çekişmenin satış vaadi sözleşmesinin tarafları bakımından incelenmiş olması bu dava bakımından güçlü delil de değildir.
Sonuç olarak, davacıların 16.09.1998 tarihli yüklenicinin kooperatife yaptığı başvuruya ve kooperatifin davacıları üye kayıt kabulüne dair işlemlere kısaca şahsi hakka dayandıkları, keza davalı ...’ın da 19.08.1999 tarihli satış vaadine yine kısaca şahsi hakka dayandığı açık seçiktir. Dairemizin öteden beri uygulamasına göre şahsi hakların yarışması halinde değer verilecek olan kadim tarihli yani davacıların dayandıkları şahsi haktır. Hal böyle olunca davanın kabulü yerine yazılı bazı gerekçelerle reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.