Aramaya Dön

(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2010/8735
Karar No
K. 2010/13412
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi         2010/8735 E.  ,  2010/13412 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 06.11.2004 gününde verilen dilekçe ile alacak ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılardan .... Turizm İşl. A.Ş., ... ve ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R

Davacı ... İdaresi, 357 sayılı orman parselinin 25.000 m2 kısmında 06.03.1991 tarihli bakanlık oluruyla davalılardan ... Turizm A.Ş. lehine 49 yıl süreyle üst hakkı tesis edildiğini, yerin 05.05.1994 tarihinde teslim edildiğini, tahsis sahibinin 2001 yılında taşınmaz üzerinde işletme faaliyetlerine başladığını ve bu yer için 90.128,95 TL gelir beyan ettiğini, beyan ettiği bu gelir üzerinden 05.04.1995 tarihli Orman Arazilerinin Tahsisi Hakkındaki Yönetmeliğin 52.maddesine göre %2 oranında idareye ödeme yapması gerektiğini, ödenmeyen hasılat gelir payının gecikme cezası ile birlikte davalılardan tahsiline, davalılardan .... A.Ş.’nin da taşınmaz üzerinde ..... adı altında işletme faaliyeti sürdürdüğünü, bu faaliyet sebebiyle elde ettiği gayri safi gelirinin %2’sinin yine 01.10.2002 tarihinden itibaren gecikme zammı ile birlikte tüm davalılardan tahsiline, davalı ...Ş.’ye 357 parselde 25.000 m2 yer tahsis edildiği halde 5416,24 m2 fazla yer kullandığından, arazi kullanma bedeli olan 1.427,00 TL ve KDV’sinin ve ağaçlandırma bedeli olan 864,00 TL ve KDV’sinin davalı ..., ... ve ...

Turizm A.Ş.’den 07.01.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, davalı ... Turizm A.Ş.’ye 160 yatak için üst hakkı tesis edilmişken, davalının 224 yatak kapasiteli yer kullandığını, fark proje maliyet bedelinin %0,5’i 14.376,32 TL ile %0,3 proje maliyet bedeli 86.258,00 TL’nin de KDV’si ile birlikte 01.07.2003 tarihinden geçerli faizi ile ...

Turizm A.Ş.’den tahsiline, yatırılmayan teminat miktarı olan 86.258,00 TL’nin de yasal faizi ile birlikten yine bu davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar .... ve ...., kendilerinin sorumlu bulunmadığını, davanın reddini, davalı ... Turizm A.Ş., davacıya ödenecek borçları bulunmadığını, davalı ...Ş. ise kendilerinin yükümlendiği borç bulunmadığını, davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, bilirkişilerin bulduğu 1.562,58 TL’nin davalılardan ... Turizm A.Ş., ... ve ...’dan, 9.237,84 TL’nin tüm davalılardan ve 11.10.2002 tarihinden geçerli gecikme faizi ile birlikte tahsiline, 109,50 TL ağaçlandırma bedeli ile KDV’sinin 07.01.2003 tarihinden geçerli faizi ile birlikte ...

Turizm A.Ş.’den alınmasına, yatak kapasite farkı olarak bulunan 4.107,52 TL ve proje bedeli olarak hesaplanan 24.645,12 TL ile KDV’sinin 07.01.2003 tarihinden geçerli faizi ile birlikte ...

Turizm A.Ş.’den tahsiline, eksik teminat karşılığı olan 24.645,12 TL’nin de davalı ...

Turizm A.Ş.’den tahsiline karar verilmiştir. Hükmü, davacı ... İdaresi, davalılardan....., ... ve ... Turizm A.Ş. temyiz etmiştir.

1.Orman İdaresinin temyiz dilekçesi, hükmü temyiz eden davalılar vekiline 15.06.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, adı geçen davalılar katılma yoluyla kararı on günlük yasal temyiz süresi geçtikten sonra 30.06.2010 tarihinde temyiz etmişlerdir. Açıklanan bu nedenle hükmü temyiz eden davalıların temyiz istemlerinin reddi gerekmiştir.

2.Davacı ... yönetiminin temyiz itirazlarına gelince;

a)Alacaklıya karşı birden fazla borçlunun bulunması halinde, sözleşme veya kanundan kaynaklanan nedenlerle borçluların tamamı, alacaklıya karşı sorumlu tutulmadığı sürece borçluların tamamı, bu borçtan sorumlu olamazlar. Dolayısıyla alacaklı, borcun tamamını borçlulardan her birinden talep edemez. Mahkemece, bu saptama gözden kaçırılarak alacaklının borcundan tüm davalıların tesessül hükümlerine göre sorumlu sayılması doğru olmamıştır. Kaldı ki borç, sözleşmeden veya yasadan doğar ve kural olarak da borçlunun sorumluluğu kusurundan kaynaklanır. Davalılardan ..... ve ...’ın borçtan sorumlu tutulması nedeni gösterilmeden, bu davalıların da sorumlu kılınmaları yanlıştır. Ne var ki, hükmü temyiz etmediklerinden düşülen yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.

b)Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacı ... İdaresinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.

Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden; orman alanı olan ve davalılardan ... Turizm A.Ş.’ye tahsis edilen 357 sayılı parsel üzerindeki işletmenin, dava konusu dönem olarak bildirilen 2001 yılında faaliyete geçirildiği anlaşılmaktadır. Çekişmeli döneme ilişkin uygulanması gereken 05.04.1995 tarihli Orman Arazilerinin Tahsisi Hakkındaki Yönetmeliğin 52.maddesinin 4.fıkrasına göre “tahsis edilen arazi üzerinde kurulan tesislerin, işletmeciliğinin üçüncü kişilere ve kuruluşlara kiraya verilmesi halinde, kiracıların yapacakları kiraya verme işlemleri de dahil olmak üzere, kiraya verenler kira bedeli üzerinden, son kiracısı olan işletmeci ise işletme hasılatı üzerinden %2’sini ilgili orman işletme saymanlığına yatıracaktır”. Görülüyor ki, davalılardan ... Turizm A.Ş. kendisine yapılan tahsis sebebiyle ve diğer davalı ...Ş.’ye kiralama işleminden dolayı kira bedelinin %2’sini, diğer davalı ...Ş. ise 2001 yılı için bulunacak hasılat payı üzerinden %2 olmak üzere davacı idareye ayrı ayrı kira ödemek zorundadır. Davalıların ödemekte zorunlu oldukları kira bedelinin ve hasılat gelirinin nasıl hesaplanacağı ise, yine 05.04.1995 günlü Orman Arazilerinin Tahsisi Hakkındaki Yönetmeliğin 52.maddesinin 3.fıkrasında gösterilmiştir. Bu hüküm uyarınca da, gayri safi gelir içerisinde tahsis edilen arazi üzerinde kurulan işletmelere ait tahakkuk eden her türlü mal ve hizmet satış bedelleri, faizler ile yapılan kiralamalar dahil edilir. İdarenin, işletmeciden talep edebileceği gayri safi gelir hasılat miktarı ise 3568 sayılı Kanuna göre yetkili kılınan yeminli mali müşavirlerin tasdik ettiği beyannameye göre belirlenir.

Mahkemece, hükme dayanak alınan bilirkişi raporlarında bu konuda uygulanması gereken yönetmelik hükümleri dikkate alınmamış, 2001 yılına ait gayri safi gelir gösteren mali müşavirlerin tasdik ettiği beyanname olup olmadığı, davalı şirketlerin ticari defter ve kayıtları ile dayanağı belgeler getirilerek incelenmemiştir. Salt davalıların hesap hülasalarını içeren beyanları dikkate alınarak bulunan tutarın hüküm altına alınması açıklanan nedenle doğru değildir.

Yapılması gereken iş, bilirkişiler yardımıyla 2001 yılına ait davalıların ticari defter ve kayıtları ile dayanağı belgeler incelenerek yıllık gayri safi gelir beyannamesinin mali müşavirce tasdik olunup olunmadığını saptamak, böyle bir beyanname yoksa işletmenin yıllık gayri safi gelirini yönetmeliğin 52.maddesinin 3.fıkrasına göre yine bu defter ve kayıtlar üzerinden bulmak ve davadaki ilk istek kalemini bunun sonucuna uygun hükme bağlamak olmalıdır. Davada, ağaçlandırma bedeli olarak hüküm altına alınan 109,50 TL dışında, fazla kullanılan arazinin kullanma bedeli (ecrimisil) de istenmiştir. Mahkemece, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi yanlıştır.

Davacı, alacak kalemlerine KDV alacağı ilavesi ve bazı kalemleri gecikme zammı ile birlikte tahsili isteminde bulunmuştur. 05.04.1995 tarihli yönetmeliğin 55.maddesinde aynen “bu yönetmelik hükümlerine göre, gerçek ve tüzel kişilere bedelli olarak verilen her türlü izinlerde zamanında ödenmeyen bedeller için izinlerin iptaline ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, bildirime gerek kalmaksızın 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 51.maddesinde yazılan nispette gecikme zammı alınır” hükmü bulunmaktadır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun değişik 51.maddesi hükmü ise “amme alacağının ödenme müddeti içinde, ödenmeyen kısmında vadenin bitim tarihinden itibaren her ay için ayrı ayrı %4 oranında gecikme zammı tatbik olunur. Ay kesirlerine isabet eden gecikme zammı günlük olarak hesap edilir.Gecikme zammı birmilyon liradan az olamaz. Gecikme zammı 213 sayılı Vergi Usulü Kanununa göre uygulanan vergi ziyaı cezalarında bu madde uyarınca belirlenen oranda mahkemeler tarafından verilen ve ceza mahiyetinde olan amme alacaklarında ise bu oranın yarısı ölçüsünde uygulanır. Bunların dışındaki ceza mahiyetinde olan amme alacaklarına gecikme zammı tatbik edilemez. Bakanlar Kurulu gecikme zammı oranlarını aylar itibariyle topluca veya her ay için ayrı ayrı %10’una kadar indirmeyi, gecikme zammı oranı ile gecikme zammı asgari tutarını iki katına kadar arttırmaya, ayrıca gecikme zammı oranını aylar itibariyle farklı olarak belirlemeye ve gecikme zammını bileşik faiz usulü ile aylık, üç aylık, altı aylık ve yıllık olarak hesaplatmaya yetkilidir” şeklindedir. 05.04.1995 günlü yönetmeliğin “Turizm ve Su Ürünleri İzinlerinde Tahsil Edilecek Bedeller” başlıklı 52.maddesinde işletmelere ait gayri safi yıllık gelirin %2’sinin takip eden yılın Eylül ayı sonuna kadar tahsil edileceği hükmü bulunduğundan, davacı idare ödenmeyen hasılat payları nedeniyle yönetmeliğin 55.maddesindeki “ayrıca bildirime gerek kalmaksızın” hükmüne dayanarak davalılardan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 51.maddesindeki oranında gecikme zammı isteyebilir. Diğer taraftan, 365 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 3/f maddesinde Gelir Vergisi Kanununun 70.maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işleminin KDV’nin konusu teşkil edeceği hükmü bulunmaktadır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 70.maddesine göre de, orman arazisine kiraya veren ve ormanı kullanma hakkı bulunan davacı, kiraya verme işlemi nedeniyle elde ettiği irattan (hasılat kira payından) dolayı KDV mükellefidir. Davalıların ayrıca KDV ödemeleri, davacının bu mükellefiyetini kaldırmayacağından, hasılat kira alacaklarına KDV hesabı yapılarak bunun da hüküm altına alınması gerekecektir.

Ne var ki davacı ... İdaresi, KDV ve gecikme zammı alacaklarının tutarının ne olduğunu ve nasıl hesap ettiğini mahkemeye açıklama yaparak bildirmemiştir. Bu nedenle mahkemece öncelikle, davacı ... İdaresinin bu açıklaması alınmalı, yaptırılacak bilirkişi incelemesinde davacının isteyebileceği KDV miktarı ile gecikme zammı tutarı yukarıdaki kurallara uygun hesaplattırılmalıdır.

Esasen, HUMK’nun 389.maddesi gereğince yazılacak kararlarda, taraflara yüklenen hak ve borçların nelerden ibaret olduğunun kuşkuya yer bırakmayacak biçimde açık yazılması, tarafların hükmün infazı sırasında yeni bazı uyuşmazlıklarının önüne bu suretle geçilmesi gerekir. Bu kuralın ihlali suretiyle de hüküm yerinde KDV oranı, gecikme zammı tutarı ve bunların miktarı gösterilmeksizin karar tesisi yanlıştır. Karar, açıklanan bütün bu sebeplerle bozulmalıdır.

SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davalıların temyiz istemlerinin sürenin geçmiş olması nedeniyle REDDİNE, hükmün 2.bentte yazılı nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, peşin yatırlan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 03.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog