4. Hukuk Dairesi         2021/7369 E.  ,  2022/8 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine,

Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın kısmen kabulüne ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalı vekilinin itirazının reddine dair verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. - K A R A R -

Davacı vekili; kaza tarihi itibariyle plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın yaya konumundaki davacıya çarpmasıyla oluşan kaza sonucunda davacının yaralanıp alınan rapora göre % 68 oranında malul kaldığını, davalının % 8 maluliyet ve % 30 kusur üzerinden ödediği 6.918,00 TL'nin zararı karşılamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 24.000,00 TL. tazminatın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 02/03/2020 tarihli ıslah dilekçesiyle taleplerini 263.350,00 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili; 31/07/2018 tarihinde yapılan ödeme ile sorumluluklarının son bulduğunu, maluliyet ve kusuru kabul etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davanın kısmen kabulü ile 255.992,75 TL. sürekli işgücü kaybı ve 5.089,25 TL. geçici işgöremezlik olmak üzere toplam 261.082,00 TL. tazminatın 31/07/2019 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine dair verilen karara davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine; özellikle, davacıda kaza nedeniyle oluşan maluliyet konusunda, tüm yaralanmalar dikkate alınmadan belirleme yapan ve hangi yönetmeliğe göre düzenlendiği belli olmayan 21/10/2015 tarihli raporun yetersizliği gözetildiğinde, raporlar arasında çelişkiden bahsedilemeyecek olmasına; davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyet oranını, kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik ile ekindeki cetvellere uygun biçimde belirleyen 27/09/2019 tarihli uzman doktor heyeti raporunun karara esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemesine; uzman doktor bilirkişi heyetinin düzenlediği raporla saptanan iyileşme süresine ilişkin geçici işgöremezlik zararının trafik sigortasının teminatı kapsamında olmasına; davacının hakem yargılaması sırasında alınan maluliyet raporu için yapılan giderin, yargılama giderlerine dahil edilmesinde usulsüzlük bulunmamasına; davalı için temerrüt tarihinin usulünce belirlenmiş olmasına göre, davalı vekilinin diğer tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2.Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.

Hakem Heyeti tarafından alınan 17/02/2020 tarihli bilirkişi raporunda, davacıya çarpan meçhul araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu yönünde bildirilen görüş doğrultusunda, tam kusur üzerinden hesap edilen tazminata karar verilmiştir.

Davaya konu olaya ilişkin olarak kaza tespit tutanağı düzenlenmediği ve sadece olay yeri inceleme tutanağı düzenlendiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hakem Heyeti tarafından karara esas alınan kusur raporu incelendiğinde; orta refüjle bölünmüş, gidiş- geliş olarak ikişer şeritli olan Konya- Kırıkkale devlet karayolu üzerinden hayvan sürüsünü karşıya geçiren davacıya çarpan meçhul araç sürücüsünün olayda tam kusurlu olduğu; aracın davacıya çarptığı noktanın 50 metre gerisinde "hayvan çıkabilir" işaret levhası bulunduğu, davacının fener kullanarak görünürlüğünü sağladığı ve araç sürücüsünün hızını mahal şartlarına göre ayarlaması halinde kaza meydana gelmeyeceği için de davacının kusursuz olduğu şeklinde görüş bildirildiği görülmektedir.

Karayolları Trafik Kanunu'nun 68 ve 69. maddelerinde karayolunu kullanacak olan yayaların uymak zorunda olduğu kurallar düzenlendiği gibi, benzer (daha detaylı) düzenlemelerin Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 138 ve 139. maddelerinde de yapıldığı; Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 139-b maddesinde ise, taşıt yolunu kullanmak mecburiyetinde kalan hayvan sürücüsü ve kümelerini sevk ve idare edenlerin uymak zorunda olduğu kuralların "sürü veya kümelerin boyunu 30 metreden kısa tutmak; boyu 30 metreyi aşan sürü veya kümeleri kısımlara ayırmak ve ayrılan kısımlar arasında en az 30 metre uzunlukta açıklıklar bırakmak; sürü ve kümelerin, tünellerden geçirilmesinde, gece ve gündüz oluşuna göre her iki taraftan 150 metre mesafedeki kırmızı ışık veya kırmızı bezle, bunların olmaması halinde beyaz bezle işaret verilip, tünele yaklaşan araçların durdurulmasını sağlamak ve bu işaretleri geçiş tamamlanıncaya kadar devam ettirmek; taşıt yolunun en sağ şeridinde bulunmak ve bu şeridin mümkün olan en az genişlikte bir kısmını işgal etmek" şeklinde, çok detaylı biçimde düzenlendiği görülmektedir.

Davaya konu edilen kazanın meydana geldiği yerin, yerleşim yeri dışındaki devlet karayolu olduğu ve kazanın meydana geldiği saat (23:00), davacının kendi beyanlarında yaklaşık 100 adet koyunu görüşün kısıtlı olduğu gece vakti bu yolda karşıdan karşıya geçirdiği, sürücüleri uyarmak için sadece el feneri kullandığı ve geçişten önceki yol bölümünde KTY'de belirtilen önlemleri almadığı, işitme engeli de olan davacının yolu kullanan araçlara karşı kendi can güvenliğini sağlama konusunda etkin tedbir almasının güçlüğü gibi hususlar gözetilerek kusur belirlemesi yapılmalıdır. Bu itibarla; olayın özelliklerini tam olarak yansıtmayan 17/02/2020 tarihli rapordaki kusur belirlemesinin karara esas alınması, eksik inceleme niteliğindedir.

Açıklanan nedenlerle; kazanın oluş biçiminin tereddüte mahal vermeyecek biçimde belli olduğu somut olayda, hakimin (hakemin) kusur oranları belirlenirken kazanın oluş biçimi ve dosya kapsamına göre, kazanın meydana gelmesinde davacının da kendi can güvenliği için gerekli ve etkin önlemleri almadaki eksikliği nedeniyle % 25 oranında kusurlu kabulünün uygun olacağı dikkate alınıp karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

3.5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 17/2. maddesi gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nispi vekalet ücretinin 1/5'i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden, fazla vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın hakem kararının saklanması kararını veren İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 10/01/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
10.01.2022 BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Ticaret Hukuku 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu K5684 md.16/13