(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/12332 E. , 2010/13812 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki intifa hakkının terkini davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 15.07.2010 gün ve 2010/6730 - 8403 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R
Davacılar, davalı ile dava dışı .... Gıda İnşaat Taşımacılık Turizm Tic. Ltd. Şti. ile davalı ...Ş. arasında bayilik ilişkisi bulunduğunu, bayilik faaliyetinin yürütüldüğü 42 parsel sayılı taşınmaz üzerine 11.10.1990 tarihinde 15 yıl süre ile davalı lehine intifa hakkı tesis edildiğini, 13.07.1999 tarihinde de bu sürenin 7 yıl daha uzatıldığını, Rekabet Kurulunun 2002/2 sayılı tebliği uyarınca davalı ile aralarındaki bayilik sözleşmesini 5 yıl ile sınırlandırdıklarını, ancak intifa hakkının 22 yıl olarak devam ettiğini, taşınmazın davacı ... Böyük tarafından satın alındığını, diğer davalının da taşınmazı kiraladığını, 5 yılı aşan intifa hakkının mülkiyet hakkı ve kiracılık hakkını kısıtladığını ileri sürerek sonradan uzatılan 7 yıllık intifa hakkının terkini talebinde bulunmuşlardır. Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacı .... Petrol Nakliyat İnşaat Otomotiv San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından açılan davanın aktif dava ehliyeti bulunmadığından, diğer davacı yönünden ise Türk Medeni Kanununun 797. maddesindeki koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle reddine dair verilen kararın davacılar tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce onanmış, bu kez davacılar karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1.Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacı ..... Petrol Nakliyat İnşaat Otomotiv San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından açılan davanın aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddine dair verilen kararın onanmasına dair Dairemiz kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından bu davacının karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
2.Dava, bayilik sözleşmesine bağlı olarak tesis edilen intifa hakkının süresinin bayilik sözleşmesi süresinden uzun olamayacağı iddiasına dayalı intifa hakkının terkini istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesinde öncelikle “intifa hakkı” ve “bayilik sözleşmesi” kavramlarının açıklanması, sonra da bu kavramların rekabet hukuku açısından değerlendirilmesi gerekecektir. Bilindiği gibi, Türk Medeni Kanununun 794. maddesindeki tanıma göre intifa hakkı taşınırlar, taşınmazlar hatta haklar veya bir malvarlığı üzerinde tesisi mümkün olan ve hak sahibine konusu olan şeyden yararlanma hakkı veren bir irtifak türüdür. Taşınmaz mallar üzerinde intifa hakkı, resmi senedin düzenlenerek tapuya tescili ile, taşınırlar üzerinde ise taşınır eşya zilyetliğinin intifa hakkı sahibine geçirilmesiyle kurulur. Alacaklar üzerinde intifa hakkı ise; hakkın temliki, kıymetli evrakın teslimi suretiyle kurulabilir(TMK.m.795).
İntifa hakkı; bir süreyle sınırlı olarak kurulmuşsa sürenin dolması veya bu süreden önce intifa hakkı sahibinin hakkından vazgeçmesi, intifa hakkı sahibinin ölümü veya tüzelkişi ise tüzel kişiliğin sona ermesi, konusu olan şeyin bütünüyle, harap olması sebebiyle artık ondan yararlanma olanağının kalmaması durumlarında sona erer(TMK.m.796-797).
Ancak, terkini istenen intifa hakkında olduğu gibi uygulamada genellikle intifa hakkı akaryakıt bayilik sözleşmesi nedeniyle tesis edilmektedir. Üretim ve dağıtım sektöründe faaliyet gösteren firmalar taşınmaz malikleri ile bayilik anlaşması yaparken yaptıkları yatırımları teminat altına almak, bayileri uzun süre ile kendilerine bağımlı kılmak ve sözleşme süresince başka firmanın ürünlerini satmasını önlemek amacıyla faaliyetin yürütüleceği taşınmaz üzerinde uzun süreli intifa hakkı tesis ettirmekte ayrıca taşınmaz kaydına yapılan yatırımlar ve verilen kredilerin teminatı olmak üzere de ipotek konulmaktadır. Bayilik ilişkisinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde de intifa hakkına dayanılarak taşınmaz malikinin başka firmalarla anlaşarak ticari faaliyetini sürdürmesi engellenmekte, bu nedenle de intifa hakkının terkini hususunda uyuşmazlıklar ortaya çıkmaktadır.
Gerek dünyada gerekse ülkemizde meydana gelen ekonomik gelişmeler serbest piyasadaki rekabeti zorunlu kılmıştır. Bu nedenle de rekabet kurallarını düzenleyen yeni yasa ve yönetmelikler çıkarılmıştır. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun da ülkemizdeki rekabet kurallarını düzenleyen bir yasadır.
Kanunun 1.maddesinin gerekçesi “günümüz dünyasındaki gelişmeler göstermiştir ki rekabet bir piyasa ekonomisinde yalnızca kaynakların etkin kullanımını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda rakip malların fiyatlarının düşmesine ve bu pazarda daha büyük paya sahip olmak isteyen teşebbüslerin ürünlerinin kalitelerini artırmalarına ve yeni teknolojilerini üretimde kullanmalarına yol açar. Serbest rekabetçi yapının getirdiği bu dinamizm ülke ekonomisinin sürekli ve dengeli kalkınmasını sağlar. Fiyatların düşüşü ve kalitenin artışı ise toplumun tamamını yani tüketicileri korumak gibi sosyal bir fayda sağlar” şeklindedir.
1.madde Kanunun amacı ise “bu kanunun amacı mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamak” şeklinde açıklamıştır. Rekabet de Kanunun 3. maddesinde “mal ve hizmet piyasalarındaki teşebbüsler arasında özgürce ekonomik kararlar verilebilmesini sağlayan yarış” olarak tanımlanmıştır.
Rekabetin tanımlanmasından hemen sonra “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar” başlığı altında 4.madde de getirilen düzenleme ile belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmaların, uyumlu eylemlerin ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerinin hukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir.
Burada hemen Kanunun 56. maddesine değinmekte yarar vardır. Anılan madde ile “Bu Kanunun 4. maddesine aykırı olan her türlü anlaşma ile teşebbüs birlikleri kararı geçersizdir. Bu anlaşmalardan ve kararlardan doğan edimlerin ifası istenemez. Daha önce yerine getirilmiş edimlerin geçersizliği nedeni ile geri istenmesi halinde tarafların iade borcu Borçlar Kanununun 63. ve 64. maddelerine tabidir. Borçlar Kanununun 65. maddesi hükmü bu kanundan doğan ihtilaflara uygulanmaz” şeklinde düzenleme yapılarak haksız rekabet oluşturabilecek her türlü anlaşma ve teşebbüs birlikleri kararları geçersiz sayılmıştır.
Haksız rekabete ilişkin bu düzenlemelerden sonra 5. madde ile de belirli koşulların gerçekleşmesi halinde 4. maddede ki teşebbüsler arası haksız rekabet oluşturucak anlaşma, uyumlu eylem ve kararlara belirli koşulların gerçekleşmesi halinde Rekabet Kurulu tarafından muafiyet tanınabileceği belirtilmiştir.
5.maddenin son fıkrasında da Kurula (Rekabet Kuruluna) 1.fıkrada gösterilen şartların gerçekleşmesi halinde belirli konulardaki anlaşma türlerine grup olarak muafiyet tanınmasını sağlayan ve bu bunların şartlarını gösteren tebliğler çıkartabilme yetkisi tanınmıştır.
Ayrıca, Kanunun 27. maddesinde; Rekabet Kurulunun görev ve yetkileri belirtilmiş; kanunda yasaklanan faaliyetler ve hukuki işlemler konusunda başvuru üzerine veya re’sen inceleme ve araştırma ve soruşturma yapmak, ihlal hallerinde bunlara son vermek için gerekli tedbirleri almak, ceza-i yaptırımları uygulamak, ilgililerin muafiyet ve menfi tespit taleplerini değerlendirerek,uygun olan anlaşmalara muafiyet ve menfi tespit belgesi vermek, kanunun uygulanması ile ilgili tebliğler çıkartmak ve gerekli düzenlemeleri yapmak da bunlar arasında sayılmıştır. Buna göre haksız rekabet kurallarına aykırı davranışlara, gerek 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun hükümleri, gerekse Rekabet Kurulunun bu kanuna uygun surette çıkaracağı tebliğler gereğince müeyyide uygulanacaktır. Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunda yer alan rekabet, haksız rekabet oluşturucak haller, bunlara bağlanan sonuçlar ve Rekabet Kurulunun bu alandaki görev ve yetkilerine değindikten sonra Kurulun bu amaçla çıkarttığı tebliğlere gelince;
Rekabet Kurulunun 14.07.2002 tarihli 24815 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 2003/3 ve 2007/2 sayılı Rekabet Kurulu Tebliğleri ile Değişik, Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğide, “dikey anlaşma” olarak tanımlanan; üretim veya dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren iki ya da daha fazla teşebbüs arasında belirli mal veya hizmetlerin alımı, satımı veya yeniden satımı amacıyla yapılan anlaşmaların Kanunun 4. maddesindeki yasaklamadan yine Kanunun 5/3. maddesi uyarınca grup olarak muaf tutulabilmesinin koşullarını düzenlemiştir.
Burada hemen rekabet etmeme yükümlüğünden ne anlamak gerektiğini de açıklamakta yarar vardır. Tebliğ'in 3(d) maddesinde belirtildiği üzere “Alıcının anlaşma konusu mal veya hizmetlerle rekabet eden mal veya hizmetleri üretmesini, satın almasını, satmasını ya da yeniden satmasını engelleyen doğrudan veya dolaylı her türlü yükümlülüktür. Ayrıca alıcının bir önceki takvim yılındaki alımları esas alınarak, ilgili pazardaki anlaşma konusu mal veya hizmetlerin ya da onları ikame eden mal veya hizmetlerin %80'inden fazlasının sağlayıcıdan veya sağlayıcının göstereceği başka bir teşebbüsten satın alınmasına yönelik alıcıya doğrudan veya dolaylı olarak getirilen herhangi bir yükümlülük de...” rekabet etmeme yükümlülüğü olarak tanımlanmıştır.
Tebliğ'in 5(a) maddesi rekabet etmeme yükümlülüğünün 5 yıl süreyi aşmaması ya da süresinin belirsiz olmaması koşulunu getirmiştir. Bunun istisnası da anılan maddede düzenlenmiştir. Alıcının anlaşmaya dayalı faaliyetlerini sürdürürken kullanacağı tesisin mülkiyeti arazi ile birlikte veya alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden sağlanan bir üst hakkı çerçevesinde sağlayıcıya ait ise ya da sağlayıcının alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden elde ettiği bir ayni veya şahsi hakkın kullanım hakkının konusu olan bir tesiste bu faaliyet sürdürülecekse bu durumda rekabet etmeme yükümlülüğü bu sürenin 5 yılı aşan kısmı bakımından sadece alıcının söz konusu tesiste yürüteceği faaliyetle sınırlı olarak tesisin alıcı tarafından kullanıldığı süreye bağlanabilir. Kurulun Dikey Anlaşmalara İlişkin çıkardığı tebliğler ve bunlardan en geniş kapsamlı olan 2002/2 sayılı tebliği de içeren ve bu tebliğlerin uygulanmasında esas alınması gereken ilkeleri belirleyen ve Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunun 5. maddesinin yorumlanmasından doğabilecek belirsizlikleri gidermek amacıyla çıkartılan Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz'da da 5 yıllık sürenin uygulandığı anlaşmaların neyi içerdiği açıklanmış, alıcıya getirilen rekabet etmeme yükümlülüğünün süresinin 5 yıldan uzun ya da belirsiz süreli olması halinde tebliğde öngörülen muafiyetten yararlanılamayacağı vurgulanmıştır.
Akaryakıt bayilik sözleşmeleri de akaryakıt dağıtım şirketi ve bayi arasında aktedilen, dağıtım şirketinin akaryakıt ürünleri temin etmeyi, bayinin de bunları satmayı taahhüt ettiği rızai ve tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdir. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca akaryakıt bayilerinin kendi dağıtım şirketleri dışındaki şirketlerden ürün tedariki yasaklanmış olduğundan, akaryakıt bayilik sözleşmeleri özünde, 2002/2 sayılı Tebliğ'in 3. maddesi çerçevesinde rekabet etmeme yükümlülüğü içeren sözleşmeler kapsamındadır. 5015 sayılı Kanunun 8. maddesinde bayilik sözleşmelerinin süresine ilişkin kayıt bulunmamakla birlikte 2002/2 sayılı Tebliğ'in 5(a) maddesi gereğince grup muafiyetinden yararlanacak sözleşmelerin süresinin 5 yılı aşmaması ya da belirsiz süreli olmaması gereklidir. Rekabet Kurulu ve yargı kararlarında da bayilik sözleşmelerinin Tebliğ kapsamında olduğu açıkça kabul edilmiştir.
Burada akaryakıt bayilik sözleşmelerinin ne şekilde düzenlendiği ve sözleşme kapsamında hangi anlaşmaların yapıldığı hususu üzerinde de durmak gerekmektedir. Dava konusu edilen ve Yargıtay denetiminden de geçen uyuşmazlıklarda akaryakıt sektöründe dikey anlaşmaların çeşitli şekillerde kuruldukları gözlemlenmiştir.
Genel olarak, akaryakıt istasyonu inşasına elverişli taşınmaz maliki bayi adayı ile dağıtıcı arasında bayilik sözleşmesinin yanı sıra bir de protokol düzenlenmekte ve bu protokolde yüklenilen taahhüde istinaden, malik tarafından dağıtıcı lehine ilgili taşınmaz üzerinde uzun süreli kira ya da intifa hakkı tanınmaktadır.
Ya da bayilik faaliyeti yürütmek isteyen kişi akaryakıt istasyonu sahibi kişi ile anlaşarak kira sözleşmesi düzenlemekte, daha sonra da herhangi bir dağıtım firması ile anlaşmakta, ardından dağıtıcı bayi adayı ve malik arasında üçlü bir protokol yapılmakta; söz konusu protokol gereğince malik tarafından ilgili taşınmaz üzerinde dağıtıcı firma lehine intifa hakkı tanınmakta ve sonrasında da kira hakkı sahibi ile bayilik sözleşmesi imzalanmaktadır.
Bir başka anlaşma türünde de başlangıçta taşınmaz maliki ile intifa hakkı tesisi ve ardından bayilik sözleşmesi imzalandıktan sonra malik ile yapılan bayilik sözleşmesi herhangi bir sebeple sona erdiğinde malik tarafından bulunan ya da dağıtıcı firma tarafından bulunan üçüncü bir kişi bayilik faaliyetini devralmaktadır. Sektörde yapılan anlaşmalar verilen örneklerle sınırlı olmayıp, bazan da intifa hakkı tesis eden malik işletici taşınmazını üçüncü kişiye satmakta, kendi bayilik ilişkisi sona erdikten sonra yeni malik ya da başka bir kişi ile bayilik ilişkisi tesis edilebilmektedir.
Tüm bu anlaşma türlerinde ortaya çıkan sorun rekabet etmeme yükümlülüğünü içeren 5 yıllık anlaşmaların sadece bayilik sözleşmesini mi yoksa bayilik, işleticilik, tedarik ve benzeri sözleşmeler ile birlikte bu sözleşmelerin süresine etki eden intifa, tapuya şerh edilmiş kira, ekipman sözleşmeleri gibi sözleşmelerin tamamını mı içerdiği noktasında toplanmaktadır. Yukarıda sözü edilen Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz'un 34. paragrafında 5 yıllık sürenin intifa, kira, ekipman ve benzeri sözleşmeleri kapsayacağı, bunlardan herhangi birinin 5 yılı aşması halinde grup muafiyetinden yararlanamayacağı belirtilmiştir.
Rekabet Kurulu Kararları (05.03.2009 tarihli, 09-09/186-56 ve 09-09/187-57 sayılı kararları) ve idari yargı kararlarında (Danıştay 13. Dairesinin 28.06.2010 tarihli 2009/3044-2010/5458 sayılı kararı) "akaryakıt bayilik sözleşmeleri ile birlikte aktedilen intifa veya tapuya şerh edilmiş kira sözleşmelerinin" de dikey anlaşmalar kapsamında olduğu açıkça kabul edilmiştir.
Yapılan tüm bu açıklamaları özetlediğimizde; Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun rekabet etmeme yükümlülüğü getirirken bazı koşulların varlığı halinde teşebbüsler arasında düzenlenen dikey anlaşmalar için grup muafiyeti öngörmüş, bu muafiyetin koşulları da yasa ile yetkilendirilmiş Rekabet Kurulu Tebliğleri ile düzenlenmiştir. Akaryakıt bayilik sözleşmelerinin de inceleme konumuz olan Rekabet Kurulunun 2002/2 sayılı Tebliği kapsamında kaldığı kuşkusuzdur. Bu bağlamda da bayilik sözleşmelerinin grup muafiyetinden yararlanmabilmesi için 5 yıl süre ile yapılmış olması zorunluluğu vardır. Bu süreyi aşan anlaşmalar grup muafiyeti kapsamı dışında tutulmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki, dikey anlaşma kapsamına bayilik, işleticilik, ekipman sözleşmeleri ile birlikte intifa hakkı ve tapuya şerh edilmiş kira sözleşmeleri de girmektedir.
Uygulamada kira sözleşmesi ve intifa hakkının 5 yılı aşkın (15-20 yıl, hatta daha uzun) süreler için düzenlendiği görülmektedir. Ayrıca, rekabet etmeme yükümlülüğü getiren dikey anlaşmaların yasaklanmasından önce bayilik sözleşmesi süreleri de 5 yılı aşmaktaydı. 2002/2 sayılı Tebliğ bu nedenle bir geçiş süreci öngörmüştür. Başlangıçta 18.09.2003 tarihinden önceki sözleşmeler için 18.09.2005 tarihine kadar grup muafiyetinden yararlanacağı kabul edilmiş, daha sonra geçiş süreci sadece 18.09.2003 tarihi itibari ile uygulanmakta olan anlaşmalar ile sınırlı tutulmayarak, 18.09.2003 ile 18.09.2005 tarihleri arasında yapılan anlaşmalara da teşmil edilmiş, Tebliğ'de 2003/3 sayılı Tebliğ ile yapılan değişiklik sonucu 18.09.2005'den önce yapılmış anlaşmaların 18.09.2010 tarihine kadar uygulama süresi olduğu belirtilmiştir.
Diğer bir anlatımla 18.09.2005 tarihinden sonra düzenlenen, süresi 5 yılı aşan anlaşmalar grup muafiyetinden yararlanamayacak, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanununun 56. maddesi gereğince de geçersiz kabul edilecektir.
Dikey anlaşma ilişkisi bayilik sözleşmesi ile birlikte buna bağlı olarak yapılan kredi sözleşmeleri, ekipman sözleşmeleri, uzun süreli kira sözleşmeleri ya da uzun süreli intifa hakkı tanınması gibi şahsi ya da ayni haklara ilişkin sözleşmeleri de içerdiğinden 5 yıllık süre dikey anlaşmanın kapsamında kalan tüm sözleşmeleri kapsamaktadır. 18.09.2005 tarihinden önce düzenlenmiş 5 yılı aşan dikey anlaşmaların bir kısmı 2002/2 sayılı Tebliğ'e göre yeniden düzenlenmiştir. Ancak, yapılan yeni düzenlemelerde kira sözleşmesi ya da intifa hakkına ilişkin sürelerin uyumlu hale getirilmediği, sadece bayilik sözleşmesinin 5 yılla sınırlandırıldığı görülmektedir. 4054 sayılı Kanunla getirilen rekabetin korunmasına ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olması ve dikey anlaşmanın bir bütün olarak değerlendirilmesi karşısında sadece bayilik sözleşmesindeki sürenin 5 yıla indirilmesi buna bağlı haklardaki sürelerin 5 yılı aşkın olmasının bayilik sözleşmesini belirsiz süreli hale getireceği açıktır. Sağlayıcı uzun süreli kredi, ipotek, kira sözleşmesi veya intifa hakkı nedeniyle alıcıyı baskı altında tutarak yeniden sözleşme yapmaya zorlayabilecek bu da rekabet etmeme yükümlülüğünün ihlali anlamına gelecektir.
Somut olayda; dava konusu 42 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına taşınmaz bayi .... Gıda İnşaat Taşımacılık Turizm Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı iken 11.10.1990 tarihinde 15 yıl süre ile intifa hakkı tesis edilmiş, 13.07.1999 tarihinde de intifa hakkı 7 yıl süre ile uzatılmıştır. Davacı ... Böyük taşınmazı 23.11.2009 tarihinde intifa hakkı ile yükümlü olarak satın almıştır. Davacı şimdi uzun süreli intifa hakkı nedeniyle mülkiyet hakkının kısıtlandığını ileri sürmekte ve bayilik ilişkisinde öngörülen süreyi aşan intifa hakkının terkinini talep etmektedir.
Davalı ile bayisi ..... Gıda İnşaat Taşımacılık Turizm Tic. Ltd. Şti. arasındaki bayilik sözleşmesi 03.10.2006 tarihinde yeniden düzenlenerek Rekabet Kurulunun 2002/2 sayılı Tebliğinde öngörüldüğü şekilde süresi sözleşmenin 3. maddesinde 5 yıl olarak belirlenmiş, anlaşma sağlanma takdirde de aynı şartlarda 5 yıl daha uzatılacağı belirtilmiştir.
Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda tarafların rekabet etmeme yükümlülüğüne getirilen muafiyetten yararlanabilmeleri için dikey anlaşmanın içerdiği tüm sözleşmeler ile birlikte 18.09.2005 tarihinden sonra uyumlu hale getirilmesi gerekmektedir. Gerek Rekabet Kurulu Kararlarında gerekse bu kararların iptal mercii olan Danıştay kararlarında ve Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz'un 38. paragrafında da açıklandığı gibi "5 yıllık rekabet etmeme yükümlülüğünün süresinin hesaplanmasında başlangıç tarihi olarak, taraflar arasında süregelen rekabet yasağına dayalı dikey ilişkiye başlangıç teşkil eden ilk anlaşmanın yapıldığı tarih esas alınacaktır. Taraflar arasındaki, rekabet yasağı içeren bayilik, işleticilik, tedarik vb. sözleşmeler ile birlikte bu sözleşmelerin süresine etki eden intifa, tapuya şerh edilmiş kira, ekipman gibi sözleşmelerin hepsinin aynı anda ortadan kalktığı tarih ise, rekabet yasağının sona erme tarihi olarak değerlendirilecektir. Bayilik, işleticilik, tedarik vb. sözleşmeler sürmekteyken intifa, kira, ekipman vb. sözleşmelerin sona erdirilmesi veya tam tersine; intifa, kira, ekipman vb. sözleşmeler sürmekteyken mevcut bayilik, işleticilik, tedarik sözleşmeleri sona erdirilerek bu nitelikte yeni bir sözleşme yapılması hallerinde dikey ilişkinin kesintiye uğramadığı kabul edilecek ve beş yıllık süre bu doğrultuda hesaplanacaktır. Bu çerçevede, tarafların yeniden sözleşme yapmalarının önünde herhangi bir engel bulunmamakla birlikte, taraflar arasında kesintisiz olarak süregelen rekabet yasağına dayalı dikey anlaşmalar 5 yıllık sınırlamayı aşmaları halinde muafiyetten yararlanamayacaktır."
Kısaca söylemek gerekirse, dikey anlaşma kapsamında olan intifa hakkı süresi de bayilik sözleşmesindeki süreyle uyumlu hale getirilmediğinden alıcı ve sağlayıcı şirketin 18.09.2005 tarihinden sonra düzenledikleri sözleşme ile dikey ilişki kesintiye uğramamıştır. Bu durumda da 18.09.2010 tarihinden sonra grup muafiyetinden yararlanma olanağı bulunmamaktadır. Davacı taşınmaz maliki de bu nedenle intifa hakkının terkinini istemektedir. Mahkemece somut olay yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda incelenerek sonuca gidilmesi gerekirken Türk Medeni Kanununun 796 ve 797. maddeleri kapsamında değerlendirme yapılarak davanın reddi doğru görülmemiştir. Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.